Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/5073 E. 2023/5075 K. 16.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5073
KARAR NO : 2023/5075
KARAR TARİHİ : 16.11.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/308 E., 2016/61 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli 2015/308 Esas 2016/61 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddenin dördüncü fıkrası delaletiyle 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası ve 63 üncü madde uyarınca 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.09.2020 havale tarihli ve 2016/97729 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
Ceza miktarına, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken sanığın ekonomik durumunun göz önüne alınmadığına ve re’sen gözetilecek hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
“İddia,sanığın savunması,olay nedeniyle tanzim edilen tutanaklar ve adli raporlar ile tüm dosya kapsamından; Olay tarihinde sanık … ‘ın sevk ve idaresinde bulunan otomobili ile Elazığ istikametinden Bingöl istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde karşı yönden gelmekte olan araçların yol bölümüne geçerek, karşı yönden gelmekte olan ölen … yönetimindeki otomobil ile çarpışması sonucunda ölen … ile birlikte aynı araçta bulunan … ve …’ın dosyada mevcut ölü muayene ve otopsi tutanaklarından anlaşılacağı üzere, olay nedeniyle vefat ettikleri, toplanan delillere ve olayın oluş şekline uygun olarak tanzim edilen İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesi tarafından tanzim edilen raporda belirtildiği üzere, sanık … ‘ın yönetimindeki otomobili ile yola gereken dikkati vermediği,seyrini mevcut trafik işaret levhaları ve yer işaretlemelerine göre ayarlamadığı ve bu şekilde seyrine devam ederek karşı şeride geçerek karşı yönden gelen olayda ölen … yönetimindeki otomobil ile çarpışması nedeniyle olaya neden olduğu, meydana gelen olayda asli ve tam kusurlu olduğu, ölen …’ın ise olay sırasında kendisine ayrılan yol bölümünde nizami bir şekilde seyretmesi nedeniyle meydana gelen olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu suretle sanığın üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak suçunu işlediği yönünde mahkememize tam bir vicdani kanaat gelmekle,sanık ve müdafinin aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.

Sanığın sabit görülen eylemi nedeniyle TCK’nun 85/2 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli,taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve suç konusunun önemi gözönüne alınarak temel cezanın teşditli olarak belirlenmesine, sanığın dosyaya yansıyan kişiliği ve olaydan sonra ölen kişilerin yakınları olan müştekilerin zararlarının giderilmesi ve müştekilerin şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri gözönüne alınarak, verilen cezadan TCK’nun 62 maddesi uyarınca indirim yapılmasına ve aynı gerekçeyle taksirle verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK’nun 50/4 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 50/1-a maddesi uyarınca para cezasına çevrilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindedir.

2.Elazığı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ölü muayene ve otopsi tutanağında, …, … ve …’ın genel vücut travmasına bağlı iç organ yaralanması ve iç kanama sonucu öldükleri tespit edilmiştir.

3.Kaza tespit tutanağında, meskun mahal dışında, gündüz vakti, bölünmüş karayolunda sanık sürücünün sevk ve idaresindeki otomobil ile Elazığ istikametinden Bingöl istikametine seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun karşı şeridine geçtiği esnada karşı yönden seyreden … idaresindeki araçla karşılıklı çarpışması şeklinde meydana gelen olayda, sanığın şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymaması nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hazırlık aşamasında alınan bilirkişi raporunda sanığın aynı gerekçe ile tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.

4.İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 22.01.2016 tarihli raporda kusur dağılımı ;

“Seyrini mevcut trafik işaret levhaları ve yer işaretlemelerine göre ayarlamayıp karşı şeride geçerek karşı yönden gelmekte olan müteveffa idaresindeki otomobilin önünü kapatan sanık sürücünün olayda tamamen kusurlu olduğu, kusur atfedilebilecek başkaca kişi veya unsurun bulunmadığı heyetimizce mütalaa edilmekte olup aşağıda belirtilen kanaate varılmıştır.

Buna göre;
A-Sanık sürücü …, yönetimindeki otomobil ile yola gereken dikkati vermemiş, seyrini mevcut trafik işaret levhaları ve yer işaretlemelerine göre ayarlamayıp karşı şeride geçerek karşı yönden gelmekte olan müteveffa idaresindeki otomobilin önünü kapatmış, dikkatsiz, özensiz ve nizamlara aykırı hareket etmiş olup olayda asli ve tam kusurludur.

B-Müteveffa sürücü … yönetimindeki vasıtası ile kendisine ayrılan yol bölümünde nizami bir şekilde seyretmekte iken karıştığı olayda hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru yoktur. ” şeklinde belirlenmiştir.

5.Sanığın savunması ” Öncelikle olaydan dolayı son derece pişman olduğumu belirtmek isterim. Olay günü kullandığım araçla Elazığ istikametinden Karakoçan istikametine doğru seyir halindeydim. Yanımda da babam … vardı. Her ikimizin de emniyet kemeri takılı vaziyetteydi. Olay mahalline geldiğimizde yol çalışmasından dolayı tek şeritli olan bana ayrılan yolda seyir halindeydim. Hızım da fazla değildi. 60-70 ila 80 km civarındaydı. Tek şeritli yoldan çıkmak üzereydim. Çıktığım yol dört şeritli iki gidiş, iki geliş şeklindeydi. Bana ayrılan sağ şeritten ilerliyordum. Bu esnadan karşı taraftan da gelen araçta yol çalışmasından dolayı daralmış olan yere girecekti. Bu şekilde seyrederken nasıl olduysa diğer aracın şeridine girmişim. Çarpışma anını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde karşı şeritte olduğumu fark ettim. O şeride nasıl girdiğimi hatırlamıyorum. Olayda kusurumun olmadığı kanaatindeyim,yol yapımı nedeniyle konan işaret ve levhalara uyarak yoluma devam ediyordum. Üzerime suçtan beraatime karar verilmesini talep ederim dedi.” şeklindedir.

6.Tanık Cezayir Bektaş’ın beyanı “Benim evim olay mahalline yaklaşık 200 metre mesafede bulunmaktadır. Olay sırasında evde bulunuyordum. Bu esnada bir gürültü duydum. Çıkıp baktığımda, kaza olduğunu gördüm. Kazadan sonra olay mahalline gittim, gittiğimde jandarma olay mahalline gelmişti. Olayın ne şekilde meydana geldiğini görmedim dedi.”şeklindedir.

7.Tanık …’ın beyanı ” Benim olay mahalli olan yerde kavun karpuz satmış olduğum seyyar yol kenarında bir haymam vardır. Yorulduğum için çadırda uyuyordum. Bu esnada gürültü sesine uyandım,baktığımda iki aracın kaza yaptığını gördüm. Yanlarına giderek … içerisinde yaralı olan kişilere yardım ettim. Araçtan çıkmalarını sağladım. Akabinde ambulans ve jandarma geldi. Olayın ne şekilde meydana geldiğini görmüş değilim dedi.

Soruşturma safhasında alınan beyanları okundu soruldu : doğrudur tekrar ederim dedi.
Soruldu : Kaza mahallinde herhangi bir yol çalışması yoktu. Gerisinde ve ilerisinde yol çalışması vardı. Hatırladığım kadarıyla kaza mahallinin 1 veya 2 km gerisiyle, 1 veya 2 km ilerisinde yol yapım çalışması vardı dedi. ” şeklindedir.

IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken bir gün karşılığı adli para cezasının 20 TL olarak hesaplanmasına isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli 2015/308 Esas 2016/61 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.11.2023 tarihinde karar verildi.