Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/5093 E. 2023/4296 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5093
KARAR NO : 2023/4296
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/103 E., 2016/566 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Büyükçekmece 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2013/103 Esas, 2016/566 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü maddeleri, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı süreyle denetime tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.09.2020 tarihli ve 2016/270161 sayılı 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının taksirli suçlarda uygulanamayacağından bahisle düzeltilerek onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, müvekkilinin kusuru olmadığından bahisle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece ”Dosyadaki belge ve bilgiler, taraf beyanları tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; sanığın taksirle ölüme neden olduğu ve tali derecede kusurlu olduğu bilirkişi raporlarından anlaşılmakla aşağıdaki hüküm verilmiştir.”

Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Sanık aşamalarda Esenyurt Avcılar istikametinde idaresindeki araçla seyir halinde iken saat 23:00 civarı, yolun sağ tarafından 45-50 km hızla ilerlediğini, ışıkları geçtikten sonra yolun sağ tarafından elinle siyah poşetle omuzunu kaldırmış şekilde birinin kendi tarafının görüşünü engelleyecek şekilde bir tavırla sağ taraftan önüne atladığını, fren yaptığını, direksiyonu sola kırdığını, korna çaldığını fakat durmadığını, aracının sağ tarafı ile köşe kısmından önüne çarptığını, ilk gördüğü anda aralarında 5-6 metre mesafe vardı, frene basınca aracın durduğunu, ölenin aracın esnemesi esnasında koşarak gelerek aracının sağ ön tarafına vurduğunu, hastaneye kaldırdıklarını, suçlamayı kabul etmediğini ileri sürmüştür.

3.Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi 30.11.2012 tarihli otopsi raporunda,
”…
kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası ve yaygın kaburga kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar yırtılmasından gelişen iç kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir”.

Denilmektedir.

4.Kolluk güçlerince tanzim olunan 23.10.2012 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan
”…
b)Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak,
…”
Kuralına uymadığından bahisle kusurlu olduğu belirtilmiştir.

5.Yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından sunulan 09.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda;
1.) Müteveffa yaya, tek yönlü, … trafiğine açık yol sathından karşıdan karşıya geçmek üzere yola girmeden evvel, güvenli geçiş için sol taraftan gelebilecek … trafiğini gerektiği şekilde kontrol etmesi, güvenli geçiş ortamı oluştuktan sonra ivedilikle yolu enine kat ederek geçişini tamamlaması gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, sol taraftan yaklaşan ve ilk geçiş hakkına sahip otomobile rağmen can güvenliğini tehlikeye düşürecek tarzda kaplamaya girmiş bu tavrı ile kendini koruyamadığı vasıtanın sademesine maruz kalmış olup dikkatsiz ve kontrolsüz ve kurallara aykırı hareketi ile olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla asli derecede kusurludur.

2.) Sanık sürücü sevk ve idaresindeki vasıta ile olay mahalline gelmeden evvel, her ne kadar kavşağı kontrol eden ışıkların kendi istikametine sarı fasılada yandığı bu nedenle ilk geçiş hakkına sahip ise de mahallin meskün ve yaya geçidi mahalli olduğunu dikkate alarak her an bir yayanın karşıdan karşıya geçmek üzere yola girebileceğini ön görerek hızını mahal şartlar hız limitine göre ayarlayıp görüş alanını gerektiği şekilde kontrol ederek mahalle yaklaşması gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, mevcut hızı ile mahalle yaklaşmış, seyir yönüne göre sağ taraftan yola giren yayayı fark ettiğinde, yayaya çarpmamak adına kendi seyir şeridi içerisinde kalacak şekilde etkin fren tedbirine baş vuracağı yerde yayanın geçiş yönüne doğru hatalı manevra yaparak yayaya çarpmış olmakla tali derecede kusurludur.

Biçiminde kusur dağılımı yapılmıştır.

6.Mahkemece aldırılan 06.04.2015 tarihli trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda ve keşif üzerine düzenlenen 10.01.2016 tarihli raporda yayanın, olayda 13,7 metre yakınında bulunan araçların kendisine geçiş hakkını vermek zorunda olduğu trafik ışıklı yaya geçidinden geçebilecekken, kontrolsüzce kaplamaya inmiş, … trafiğini yeterince kontrol etmemiş, kendisine yaklaşan vasıtaya rağmen geçiş hakkını ona vermemiş ve kendi güvenliğini tehlikeye düşürmek suretiyle asli derecede kusurlu olduğu, sanığın ise yayanın yola girdiğinde aralarında 30 metre mesafenin bulunması, görüş için aydınlatmanın yeterli olması, çarpmadan kısa bir süre önce olsa da yayayı görmesi, karayolunun yaya giriş çıkışının engellenmemesi için oto korkuluk ile kapatılmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın aracın hızını kavşağa yaklaşırken azaltmayarak ve hızı yolun ve trafiğin durumuna göre ayarlamamaktan olayda tali derecede kusurlu olduğu saptanmıştır.

IV. GEREKÇE
A)Resen Görülen Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Sanık hakkında kurulan hükümde, taksirli suçlarda uygulanması mümkün olmayan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında bulunan hak yoksunluklarına yer verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

2.Cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtarına ve yine aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususlarına yer verilmemesi isabetsiz görülmüştür.

B)Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

2.Katılanların zararlarının giderilmediğini beyan ettikleri, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin mahkemenin takdirinde isabetsizlik saptanmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A-1-2) numaralı bentte açıklanan nedenle Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2013/103 Esas, 2016/566 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün yedinci maddesinin çıkartılarak yerine ”5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtarına ve yine aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.