Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/8041 E. 2023/4712 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8041
KARAR NO : 2023/4712
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1029 – 2016/459
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/1029 Esas, 2016/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.10.2020 tarihli, 2016/327791 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemenin Kabulü
“Yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, katılan ve tanık beyanları, ekonomik ve sosyal durum araştırma belgesi, nüfus ve adli sicil kayıtları ile dosya kapsamında mevcut toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık hakkında 2863 s.K 74/1 maddesine aykırılık suçundan cezalandırılması isetmiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, suç tarihinin 19.10.2015 olduğu, keşif sonucu fen bilirkişisinden alınan rapordan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna yazılan müzekkere cevabında dava konusu yerin 18.12.2015 tarihli kararla sit alanı ilan edildiğinin anlaşıldığı, bu yönüyle suç tarihi itibariyle sit alanı ilan edilmediğinden sanığın eyleminin 2863 s.K 74/1 maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı anlaşıldığından sanığın atılı suçtan beraatine dair oluşan vicdani kanaat, tüm dosya kapsamı, yukarıda açıklanan ve hüküm fıkrasında belirtilen gerekçelere göre hüküm kurulmuştur.”

2. Olay günü … isimli şahıs kolluk kuvvetlerine müracaat ederek komşusu olan sanık …’nın taşınmazının sınırları içerisinde sürekli olarak define bulmak amacıyla kazı yaptığını, yaptığı kazıların derin olması nedeniyle kendi bahçe duvarının kayabileceğini beyan edip sanıktan şikayetçi olmuştur.

3. Kolluk kuvvetleri tarafından durumun bildirildiği Akşehir Müze Müdürlüğü görevlilerinin olay yerine gelerek yaptıkları incelemeler sonunda düzenledikleri 20.10.2015 tarihli raporda, taşınmazın, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.08.2006 tarih ve 1150 sayılı kararı ile tescilli 2. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen Gölçayır Höyüğü’nün dışında kaldığı, yeni açılan kaçak kazı çukurunun daha önceden açılmış olan çukurun yaklaşık 3 metre kuzeydoğusunda olduğu, genişliğinin yaklaşık 1,5 metre, derinliğinin ise 5,5 metre olduğu, çukurun içerisinde 2 metreden sonra kültür katmanlarına rastlanıldığı, çıkan hafriyat toprağında 2863 sayılı Kanun kapsamında kırık seramik parçalarına rastlanıldığı, suça konu kazı neticesinde taşınmazın bulunduğu parselin höyüğün devamı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.

4. Sanık …, 21.10.2015 tarihli kolluk beyanında, evinin bahçesinde bulunan tulumbadan yeraltına giden su boruları çürüdüğünden boruları değiştirmek için kazı yaptığını, kazı yaptığı alanın yağmurdan dolayı çöktüğünü, çalışmayı yağmur nedeniyle tamamlayamadığını, bahçe ve kamelya yapmak amacıyla bu işe giriştiğini, taşınmaz kendisine ait olduğundan izin alması gerektiğini düşünemediğini iade etmiş, duruşmada alınan savunmasında boruların çürüdüğünü kolluk kuvvetlerinin de gördüğünü, su bulmak amacıyla kazı yaptığını, Devlet Su İşlerini aradığında, 10 metreye kadar su aramak için izne gerek olmadığının söylendiğini, aynı bahçenin içinde başka bir kuyu daha kazdığı için Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın devam ettiğini beyan etmiştir.

5. Mahkemece icra edilen keşif sonrası dosyaya sunulan 06.04.2016 havale tarihli mimar bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın arka bahçesinde 1 metre çapında ve 7 metre derinlikte çukur kazılmış olduğu, fen bilirkişi raporunda ise taşınmazın, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 18.12.2015 tarih ve 3360 sayılı kararı ile tescilli 2. derece arkeolojik sit alanında kaldığı belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. 2863 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesinde yer alan, kültür varlıkları bulmak amacıyla, izinsiz olarak kazı veya sondaj yapan kişinin, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı, ancak, kazı veya sondajın yapıldığı yerin, sit alanı veya bu Kanuna göre korunması gerekli başka bir yer olmaması halinde, verilecek cezanın üçte birinin indirileceği şeklindeki düzenlemeden anlaşılacağı üzere, kazı yapılan yerin sit alanı veya bu Kanuna göre korunması gerekli başka bir yer olmaması durumunun, eylemi suç olmaktan çıkarmayıp, temel cezada indirim sebebi olduğu, somut olayda sanığın, eyleminden sonra tescil edilen 2. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazında izinsiz kazı yaptığının bilirkişi raporları ile sabit olduğunun, sanığın adli sicil kaydında yer alan Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli, 2019/351 Esas, 2020/589 Karar sayılı kararına ilişkin ilam Uyap’tan incelendiğinde, sanığın aynı taşınmazda 10.10.2018 tarihinde 8,5 metre derinliğinde kazı yaptığı, sanığın istikrarlı şekilde devam ettiği bu kazı eylemini de incelemeye esas dosyada olduğu gibi bahçesinde mevcut tulumbanın borularını değiştirmek amacıyla yaptığını beyan ettiği ve kazı neticesinde Roma dönemine tarihlendirilen bir kap ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın kastının kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapmak olduğu değerlendirilerek atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gözetilmeksizin, “suç tarihinin 19.10.2015 olduğu, keşif sonucu fen bilirkişisinden alınan rapordan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna yazılan müzekkere cevabında dava konusu yerin 18.12.2015 tarihli kararla sit alanı ilan edildiğinin anlaşıldığı, bu yönüyle suç tarihi itibariyle sit alanı ilan edilmediğinden sanığın eyleminin 2863 s.K 74/1 maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı anlaşıldığından” şeklindeki hatalı değerlendirme ile beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Hazine vekilinin, 24.12.2015 tarihli dilekçe ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adına katılma talebinde bulunduğu ve katılma kararı bu yöndeki dilekçeye istinaden verildiği halde, gerekçeli kararda Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün katılan olarak gösterilmesi, isabetli görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/1029 Esas, 2016/459 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.