YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8602
KARAR NO : 2022/1824
KARAR TARİHİ : 09.03.2022
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 74/1, 74/1-2. cümle, TCK’nın 62/1, 51/1-3-6-7-8, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı 3 kez mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı …’ın evinde yapılan aramada ele geçirilen eserlerin TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesi yerine 2863 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca müzeye teslimine karar verilmesi gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki görüşe, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, eserlerin akıbeti konusunda verilen kararın da hükmün fer’i niteliğinde olduğu ve bu konuda asıl karardan ayrı bir kanun yoluna başvurulamayacağı dikkate alınarak iştirak edilmemiştir.
1- Sanık hakkında Hasanalili köyü Tatolar mevkiindeki kazı ile ilgili olarak kurulan hükmün incelenmesinde;
11/02/2010 tarihli tutanakta istihbari çalışmalar neticesinde sanığın Hasanalili Köyü Tatolar mezrası mevkiinde kazı yapmış olabileceği yönünde bilgi edinilmesi üzerine olay yerinde 1 metre derinliğinde kazı çukurunun olduğunun tespit edildiği dikkate alınarak suç tarihinin 11/02/2010 olduğu anlaşılmakla;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 11/02/2010 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının inceleme tarihinden önce gerçekleştiği ve 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE,
2- Sanık hakkında Dervişçimli köyü Hallaç mevkiindeki kazı ile ilgili olarak kurulan hükmün incelenmesinde ise ;
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin ve uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının c bendindeki hak yoksunluklarının kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısında uygulanamayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın aşamalardaki savunmasında temyiz dışı sanık … ile birlikte Dervişçimli köyünde kazı yaptığını, kazı sonucunda küp parçası ve eski kitaplar bulduklarını ancak bunların yandığını belirterek suçlamayı kabul ettiği, dosya kapsamında bulunan 10/03/2010 tarihli tape kayıtlarında “Kazdık kazdık kağıt çıktı”, “Şimdi onun yan tarafında şey gibi bir yer bulduk kapı gibi orayı kırmaya çalışıyoruz” şeklinde telefon görüşmelerinin yer aldığı, mahallinde icra edilen keşif neticesinde düzenlenen 24/07/2014 tarihli arkeolog bilirkişi raporunda Dervişçimli köyünün batısında bulunan Hallaç dağının güneyinde 1-1,5 metre derinliğinde kazı çukurunun olduğu, suça konu yerin 2863 sayılı Kanun kapsamında yer almadığının belirtildiği dikkate alınarak sanığın, sit alanı ya da 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli niteliği haiz olmayan alanda kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçunu işlediği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle, mahkumiyete ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3- Sanık hakkında Dervişçimli Köyü Karaağaç mevkiindeki kazı ile ilgili olarak kurulan hükmün incelenmesine gelince ;
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin ve uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının c bendindeki hak yoksunluklarının kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısında uygulanamayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Mahallinde icra edilen keşif neticesinde düzenlenen 24/07/2014 tarihli arkeolog bilirkişi raporunda; Dervişçamlı köyü Karaağaç mevkii ekili tarım azazisinde bulunan suça konu yerde antik yerleşim alanının bulunduğu, alan üzerinde çok sayıda pişmiş toprak, seramik ve kiremit parçalarının bulunduğu, suça konu yerin 2863 sayılı Kanun kapsamında yer aldığının belirtilmesi karşısında, sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 74/1. cümlesi gereğince tayin edilen temel cezadan aynı maddenin 2. cümlesi uyarınca indirim yapılamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmasında temyiz dışı sanıklar Enver ve Mustafa ile birlikte Dervişçimli köyünde ekili bir arazide kazı yaptığını belirterek suçlamayı kabul ettiği, mahallinde icra edilen keşfe katılan sanığın kazdığı yeri gösterdiği, her ne kadar keşifte yapılan gözlemde ve arkeolog bilirkişi raporunda, tarım arazisinde yer alan suça konu alanın sürümden dolayı üzerinin kapandığı, suça konu çukurun tespit edilemediği belirtilmiş ve bu nedenle suça konu kazı çukurunun derinliği tespit edilememiş ise de, sanığın savunmasında temyiz dışı sanık …’un kendilerine 1-1,5 metre derinlikte bir şey göründüğünü söylemesi üzerine orayı kazdıklarını, ancak bir şey bulamadıklarını belirttiği, savcılıkta müdafii eşliğinde alınan beyanında da suça konu yeri 3-4 ay kazdıklarını ifade etmesi karşısında kazı derinliğinin 40 cm olan teşebbüs sınırını aştığı kabul edilerek, sanığın sübuta eren eyleminin kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle, mahkumiyete ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 09/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.