YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8617
KARAR NO : 2023/4372
KARAR TARİHİ : 25.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/346 E., 2016/134 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2016 tarihli 2014/346 Esas, 2016/134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine ve 3 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.10.2020 tarihli ve 2016/112425 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafinin temyiz isteminin sanığın kusursuz olduğu ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığı, hapis cezasının seçenek yaptırımlarına çevrilmediğine ilişkindir.
2. Katılanlar vekilinin temyiz isteminin kusur raporunun hatalı olduğu, asli kusurlu olanın sanık olduğu, sanığın bilinçli taksir olası kasttan cezalandırılması gerektiği, sanığa verilen ceza miktarının az olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.26.06.2014 günü saat 19.14 sıralarında sanık sürücü … sevk ve idaresindeki … plakalı otomobil ile Başak Kavşak istikametinden Fatih Sultan Mehmet Bulvarını takiben Teras Park istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracının sağ ön kısımları ile seyir istikametine göre sol tarafından orta refüjden kaplamaya girerek yolun sağına geçiş yapmakta olan ölen yaya …’ye çarpması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
2. Kaza tespit tutanağına göre, sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak,” kuralını ihlal ederek tali kusurlu olduğu, ölen yayanın ise 2918 sayılı Kanun’un kod-4 uyarınca araçlara ilk geçiş hakkını vermemek kuralını ihlal ederek asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.
3. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 06.08.2015 tarihli raporuna göre, sanık sürücü …’ın sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde orta refüje kadar gelmiş olan yayayı dikkate alarak müteyakkız seyretmesi gerekirken müteyakkız seyretmediği, zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğu, ölen yaya …’nün seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmeden kaplamaya girdiği, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü,ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermediği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.
4. Yapılan otopsi raporuna göre kişinin trafik kazasıyla mümkün kafa, kemik kırıkları ile beyin kanaması ve göğüs içi kanama nedeniyle öldüğü tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile uyumlu Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 06.08.2015 tarihli raporunun oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, buna göre sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile orta refüje kadar gelmiş olan yayayı dikkate alarak zamanın etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin kusura ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tali kusurlu olarak bir kişinin ölümüne sebebiyet veren sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olduğuna, yasal hız sınırının en az iki katı üzerinde bir süratle seyrettiğine ya da kusur durumuna ilişkin raporlarda belirtilen dışında bir kural ihlâli yaptığına ilişkin herhangi bir tespit olmadığı gibi neticeyi öngördüğüne ve meydana gelen sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında, bilinçli taksirin ve olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, suç vasfına ilişkin katılanlar vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.06.2021 tarihli 2018/185 Esas, 2021/279 Karar sayılı ilamında ayrıntısı açıklandığı üzere, sosyal ve ekonomik durumunu tespit ettiği sanığı bizzat gözlemleyen Yerel Mahkemece 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesi ile ilgili olarak ayrıca bir değerlendirme yapılmadan takdir hakkının hapis cezasının ertelemesi yönünde kullanılmasında herhangi bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin ve sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2016 tarihli 2014/346 Esas, 2016/134 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.