Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/10054 E. 2023/4101 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10054
KARAR NO : 2023/4101
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1378 E., 2020/1888 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.10.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 19.03.2010 tahinde evinde arama yapılarak gözaltına alındığını, 22.03.2010 tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında uzun süre yakalama emri olması nedeniyle saklanmak zorunda kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraatine hükmedildiğini, gözaltına alınmadan önce aylık gelirinin 3.000,00 TL civarında olduğunu, yargılama nedeniyle avukat tutması ve avukatın duruşmalara katılması nedeniyle doğan otel ve yol masraflarını ödediğini belirmiş, bu kapsamda 500.000,00 TL maddi ve 750.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren başlayacak faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 13.11.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava süresi, avukatın dava açma yetkisi, mahkeme yetkisi ve mükerrer dava yönünden araştırma yapılması gerektiğini, dava koşullarının oluşmadığını, talep edilen tazminatın yüksek olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2020 tarihli ve 2019/365 Esas, 2020/38 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/1387 Esas, 2020/1888 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz isteği; davacının ceza davasında kendisini savunmak için tuttuğu avukata ödediği ücret ile avukatın duruşmalara katılması nedeniyle doğan otel ve yol masraflarının maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve eksik maddi ve manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacı …’nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19/03/2010 tarihinde gözaltına alındığı 22/03/2010 tarihinde serbest bırakıldığı, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/521 Esas 2019/114 Karar sayılı kararıyla davacı hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın 27/04/2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin davacıya tebliğ edilmediği davacının işbu tazminat davasını 14/10/2019 tarihinde açtığı, dolayısıyla CMK’nın 142/1.maddesinde belirtilen 1 yıllık yasal süre içerisinde tazminat davasını açtığı anlaşılmıştır.

Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/12/2012 tarihinde davacı hakkında yakalama kararı verildiği, 22/02/2019 tarihine kadar bu kararın kaldırılmadığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de; davacı hakkında verilen yakalama kararının infaz edilmemiş olması dikkate alındığında CMK 141/1 maddesinde düzenlenen tazminat istemine ilişkin “Kanunda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğun devamına karar verilen ” hükmü gereği henüz infaz edilmeyen yakalama kararının tazminat kapsamında olmadığı anlaşılmış, ancak davacının 19/03/2010-22/03/2010 tarihleri arasında gözaltına alınması nedeniyle CMK 141. maddesi uyarınca tazminat şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir.

Ancak davacının gözaltında kaldığı 3 günlük süre için CMK’nın 141.maddesinde belirtilen şekilde maddi ve manevi tazminat şartlarının oluştuğu kabul edilmiş, dosyada bulunan deliller dikkate alındığında, daha yüksek bir geliri olduğunu ispatlayamayan ve gelirini belgelendiremeyen davacının, aylık gelirinin asgari ücret tutarında kabul edilmesi gerektiği, 2010 yılı itibariyle asgari ücretin günlük 19,21 TL olduğu, gözaltında geçirilen toplam 3 gün için (19,21×3) 57,63 TL maddi zararının olduğu, dolayısıyla davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 59,91 -TL maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği, dava dilekçesindeki talepte nazara alınarak 19/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının gözaltında kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu ile üzerine atılı suç vasfı ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağına dair Yargıtay kararları da dikkate alınarak manevi tazminat miktarının 100 TL olarak belirlenmesine, dava dilekçesindeki talepte dikkate alınarak gözaltına tarih olan 19/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 150,00 TL’ye indirilmesi ve manevi tazminat miktarının 200,00 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/521 Esas – 2019/114 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının terör örgütü üyesi olmak, terör örgütü adına korsan gösteri eylemi gerçekleştirmek, molotof kokteyli ve taşlı saldırıda bulunmak suçlarından 19.03.2010 – 22.03.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 27.04.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre avukatın duruşmalara katılması nedeniyle doğan otel ve yol masrafları koruma tedbirleri nedeniyle talep edilebilecek maddi tazminat kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, bu kalemlerin maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5. Hüküm duruşmasında hazır bulunduğu anlaşılan Cumhuriyet savcısının isim ve sicil bilgilerinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması ve dava tarihinin 21.10.2019 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak değerlendirilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/1387 Esas, 2020/1888 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.