Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/1012 E. 2022/10665 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1012
KARAR NO : 2022/10665
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

Mahkemesi:Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle öldürme suçundan sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanıklar müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:Olay günü saat 23:10 sıralarında, …’nın yönetimindeki motosiklet ile meskun mahalde iki yönlü, 4 şeritli yolda seyir halindeyken, şerit çizgisi üzerinde Türk Telekoma ait etrafına beton dökülmüş menhol kapağının üzerine tedbir amaçlı konulan 1 adet dubanın uçmaması için etrafına konulan taşlardan birine çarpmasıyla aracının ön tekerinin patlaması ve devrilmesi sonucu öldüğü, sanıkların Türk Telekom çalışanı olup, sanık …’in saha operasyonu teknikeri, Sanık …’in erişim teknik personeli, Sanık …’un erişim teknik personeli, Sanık …’ın erişim teknik personeli olarak görev yaptıkları, Sanıklar … ve .’un sanık … tarafından görevlendirilmeleri üzerine olay mahalline gidip gerekli tadilatı yaptıklarını, gerekli tüm önlemleri aldıklarını, … bitince de sanık …’e telefon ile haber verdiklerini , temyiz aşamasında ise amirleri mühendis . ve …’in …’in talimatları doğrultusunda işlem yaptıklarını, alınabilecek tüm önlemleri aldıklarını beyan ettikleri,Sanık … diğer sanıkların erişim birimi personeli olduklarını, yaptıkları … üzerinde yetkisinin ve sorumluluğun olmadığını beyan ettiği olayda;Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde, hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt katibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanuni temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, “sorun” bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, “gerekçe” kısmında mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, “sonuç (hüküm)” kısmında ise CMK’nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkumiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Ayrıca duruşmada tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmamalı, diğer bir ifadeyle gerekçe ile sonuç (hüküm) kısmı infazda karışıklığa neden olabilecek nitelikte olmamalıdır. Öte yandan, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nın 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulmalı, tefhim edilen kısa karara uygun yeniden gerekçeli karar yazılmalıdır. Açıklanan şekilde hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı CMUK’un 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Yerel mahkemece, bu ilkelere uyulmadan, sanıkların suç oluşturduğu kabul edilen eylemlerinin ve suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğu, hangi nedenle hangi delillere üstünlük tanındığı tartışılıp değerlendirilmeksizin, sanıklar hakkında yasal gerekçeden yoksun şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,Kabule göre de;Sanıklar … ve .’un amirleri mühendis .ve …’in …’in talimatları doğrultusunda işlem yaptıkları, sanık …’in diğer sanıkların erişim birimi personeli oldukları, yaptıkları … üzerinde yetkisinin ve sorumluluğun olmadığını şeklindeki beyanı göz önünde bulundurularak, sanıkların görev tanımları, sorumlulukları, çalışma alanları v.s konularında … sözleşmelerinin de getirtilerek gerekli araştırma yapıldıktan sonra denetime elverişli bilirkişi raporu ile kusur tespitinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde, yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi,Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilinin temyizi bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırıolarak BOZULMASINA, 26.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.