YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1535
KARAR NO : 2023/320
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Katılanlar vekili tarafından temyize getirilen, suça sürüklenen çocuk … hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan, … 1. Ağır Ceza Mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı; sanık … hakkında suç üstlenme suçundan verilen cezanın tamamen ortadan kaldırılmasına ilişkin hükmün, katılanların suç üstlenme suçundan doğrudan doğruya zarar görmedikleri, böylelikle bu suçun mağduru olmadıkları, aynı olayda farklı hukuki değerlere yönelik işlendiği iddia olunan suçlardan biri yönünden var olan katılma hakkının diğer suç yönünden de katılma hakkının bulunduğu anlamına gelmediği, dolaylı ve muhtemel zararların da davaya katılma hakkı vermediği, buna bağlı olarak katılanların, sanık … hakkında suç üstlenme suçundan açılan davaya katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık … .) müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyize getirilen sanık … (.) hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sanık … müdafii tarafından temyize getirilen sanık … hakkında suç üstlenme suçundan verilen cezanın tamamen ortadan kaldırılmasına ilişkin hüküm yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2015 tarih ve 2014/1 E., 2015/313 K. sayılı kararı ile;
a) Sanık … (. hakkında; taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 85/2, 62 nci maddenin birinci fıkrası gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Suça sürüklenen çocuk … hakkında; taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85/1, 31 inci maddenin üçüncü fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231/5 maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
c) Sanık … hakkında; suç üstlenme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 270/1, 62/1 ve 270 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince cezanın tamamen ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2015 tarih ve 2014/1 E., 2015/313 K. sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarihli, 2016/1004 D…. sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve suça sürüklenen çocuk hakkında verilen kararın 18.10.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.01.2021 havale tarihli ve 2016/401299 sayılı, “iade- ret- onama- onama” görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanık … (.) hakkında verilen cezanın kusuruna göre alt sınırdan düşük miktarda uzaklaşıldığına,
2. Sanık … hakkında cezanın takdiren kaldırılmasına karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğine,
3. Kararın sanıklar aleyhine bozulması gerektiğine,
ilişkindir.
B. Sanıklar … (.) ve … Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Eksik incelemeye, … içinde yapılan inceleme sonucu elde edilen veriler çerçevesinde aracın direksiyon bölgesinde müvekkiline ait dna yapısını doğrulayacak veri elde edilmediğini,
2. Svapların müvekkili ile akrabalık ilişkisi olan bir başka şahsa ait olduğunun belirlendiğine,
3. Sübuta, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü:
1. Olay günü saat 19:00 sıralarında, suça sürüklenen çocuk …’ün sevk ve idaresindeki . plakalı motosikleti ile . köyü istikametinden … ilçesi İstikametine seyir halinde iken, . köyü .mevkiine geldiğinde … ilçesi yönünden gelen ve sanık … (.) sevk ve idaresindeki .plakalı otomobilin karşı şeride geçip dönüş yapmak istemesi üzerine karşı yönden gelen ve kendi şeridinde seyir halinde olan motosikletin aracın sağ arka teker kısmına çarpması ve çarpmanın etkisi ile motosiklette yolcu olarak bulunan …’nın motosikletten fırlayarak öldüğü, motosiklet sürücüsü suça sürüklenen çocuk …’ün yaralandığı anlaşılmıştır.
2. Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, … Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2013 tarihli adli ölü muayene ve otopsi zaptında, kesin ölüm nedenininkafa travması sonucu gelişen beyin harabiyetine bağlı hemorojik kanama sonucu olduğunun belirlendiği görülmektedir.
3. … Devlet Hastanesinin 16.05.2013 tarih ve 6409113 sayılı raporunda; suça sürüklenen çocuk …’ün meydana gelen kaza nedeniyle hayati tehlike geçirmeyecek ve basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek şekilde yaralandığı belirtilmiştir.
4. Olay yeri inceleme tutanağı, olay yeri basit krokisi, olay yeri incelenme raporu, … inceleme tutanağı, iletişimin tespitine ilişkin bilgiler, araştırma tutanağı, kaza yeri krokisi, muhafaza altına alma ve inceleme tutanakları, kamera inceleme tutanağı, olay yeri görgü tespit tutanağı, genel adli muayene raporları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Olay yerinde yapılan incelemede ve kaza tespit tutanağında söz konusu motosikletin vitesin 3. viteste olduğu ve bu vites ile en fazla 60 km hız yapılabileceğini, fakat motosikletin araçların hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine, hava ve trafik şartlarına göre ayarlamamak suretiyle 2918 sayılı Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 52/1(b) maddesine ihlal ederek kusurlu olduğu, … sürücüsü .’in ise “aksine bir işaret bulunmadıkça şerit değiştirmeden önce gideceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklememek” kuralını ihlal ettiği belirtilmiş, 28.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda da, …’ın (.) asli kusurlu olduğu, …’ün ise tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
6. Ölen … vekilinin olay yerine ambulansın geç gelerek müteveffanın ölümüne neden olmuş olabileceğini beyan etmesi üzerine yapılan incelemede ise, söz konusu ambulansın olay yerine çağrılış ve geliş saatleri tespit edilmiş ve Adli Tıp Kurumu … Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 25.09.2013 tarih ve 3812 Karar sayılı kurul raporunda; müteveffaya … personeli tarafından zamanında müdahale edilerek hastaneye götürülmüş olması nedeniyle, … personeline atfı kabil kusur bulunmadığı belirtilmiştir.
7. Yargılama aşamasında 19.09.2014 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 28.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda olay yerinde yapılan tetkikler, CD ve dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucu kazaya karışan .plakalı hususi otomobil sürücüsü sola dönüş kuralını usulüne uygun şekilde yapamayarak kazaya sebebiyet verdiği, otomobil sürücüsünün gidiş istikametine göre yolun açık ve karşıdan gelen Motosikletin Ticaret Borsası Anadolu Lisesinde gördüğü bu mesafenin yaklaşık 200 metre olduğu, normal bir sürücü için şartlar elverdiği sürece bu yolda rahatlıkla sola dönüş yapılabileceği, beyanlara göre yolun boş olduğu, görüşe engel bir durumun olmadığından bu hususi otomobil sürücüsü sürücülerin uyacağı diğer kurallar “Dönüşler” (Doğrultu Değiştirme) Karayolları Trafik Yönetmeliği madde 102-b)’ye göre sola dönüşlerde 1) Dönüş işareti vermeye 2) İki şeritli ve iki yönlü karayollarında sağ şeridin soluna yanaşmaya 3) Hızını azaltmaya 5) Dönüşe başlamadan sağdan gelen taşıtlara ilk geçiş hakkını vermeye 6) Döneceği yolun gidişe ayrılan kısmına girmek üzere, arkadan gelen ve sola dönecek diğer araçları engellememek için dönüşü geniş kavisle yapmaya 7) Dönüş sırasında karşı yönden gelen ve emniyetle duramayacak kadar yaklaşmış olan araçların geçmesini beklemeye 9) Döndüğü yola girdikten sonra en kısa sürede trafiği tehlikeye düşürmeden sağ şeride veya hızının gerektirdiği şeride girmeye mecburdurlar. Kuralını ihlal ettiğinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 53/1-b (Sola Dönüş Kurallarını Riayet Etmemek) kuralını ihlal ettiği, eğer hususi otomobil sürücüsü … (Çetinbilek) ise yine aynı madde ve madde 36/3a (Sürücü belgesiz … kullanmak ve sürülmesine izin vermek) kuralını ihlal ettiğinden l. derece tam kusurlu olduğu, diğer motosiklet sürücüsü olan …’ün kaza yerinden yaklaşık 500 metre geride Küçükavulcuk köyü kavşağında, izlenen Cd’ye göre 35 ZPU 14 plakalı hususi otomobile normal bir hızla sollama yaptığı, aşırı bir hızla sollama yapmadığı görülmektedir. Bu motosikletin kazadan sonra Uzman Personel tarafından yapılan incelemesinde 3. viteste olduğu ve bu viteste en fazla 60 km hızla gidebileceği söylenmiş olup, trafik kanununda bu tür araçlara ve yola göre bu hızın normal hızda olduğu anlaşılmakla, kaza mahallinde ve motosiklette herhangi bir fren izine rastlanılmadığı dosyanın içeriğinden tespit edilmiş olup; ancak keşif günü motosiklet sürücüsü …’e sorulduğunda yolun karşı şeridinde gelen olup olmadığı sorulduğunda karşı şeridin boş olduğunu beyanla ve 35 ZVZ 35 plakalı hususi otomobile çarpmadan önce 3 saniyelik gibi bir zamanda bir anda önüne çıktığını söylemiş. Bu beyanına göre motosiklet sürücüsü …’ün sürüş esnasında dikkatinin başka yerde olabileceği ve pek fazla yola vermemiş olabileceğinden, 2918 sayılı Kanun madde 52/1-b (Araçların hızlarını, aracın yük ve teknik ezelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiği ayrıca madde 78/1-b (Motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı bulundurmaması ve kullanmaması) kurallarını ihlal ettiğinden 2. derecede tali kusurlu olduğu belirtilmiştir,
8. … Adli Tıp Grup Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 16.01.2015 tarih ve 55753286/101.02/2014-19127-62 sayılı raporunda; sürücü …’ün yönetimindeki motosiklet ile meskun mahal dışında iki yönlü yolda seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, karşı istikametten gelip kontrolsüz biçimde aniden sola dönüşe geçerek kendisine ilk geçiş hakkını bırakmayan sürücü .’in kullandığı otomobilin sağ arka çamurluk kesimine çarpması sonucu meydana gelen olayda kurallara aykırı biçimde yolcusuna kask taktırmadan seyre çıktığı anlaşılmakla yolcusunun ölüm olayında alt düzeyde tali kusurlu olduğu, sürücü … (.) yönetimindeki otomobil ile meskun mahal dışında, iki yönlü yolda seyri sırasında olay mahalline geldiğinde karşı istikametten gelen trafiği kontrol etmeden, ilk geçiş hakkını bırakmadığı sürücü …’ün kullandığı motosiklet ile aracının sağ arka çamurluk kesimine çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğu, motosiklette yolcu olan …, kurallara aykırı biçimde ve can güvenliğini tehlikeye atarak kask takmadan yolculuk yapmakla, kendi ölüm olayında alt düzeyde tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
9. Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları inkar ettikleri, sanık … (. alınan beyanında, babası … ile birlikte …’te kantin işlettiğini akşam saat 18.50 sıralarında kantini kapatıp Küçükavulcuk köyüne doğru hareket ettiklerini, aracı ise babası …’in kullandığını, babasının Küçükavulcuk köyüne geldiğinde, yolun boş olduğunu görüp sola dönüş yaptığını fakat motosikletin hızlı olmasından dolayı motosikletin araçlarına çarptığını, kendisinin hiç araba kullanmadığını ve kazanın olduğu gün değil daha öncesinde de direksiyon başına geçmediğini, hatta ehliyetinin dahi olmadığını, kazadan sonra babası …’in kendisini çok korkmuş olmasından dolayı eve gönderdiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, sanık …’in ise aracı kesinlikle kendisinin kullandığını, kızının aracın kontak anahtarın dahi çevirmeye bilmediğini, bu zamana kadar da hiç … kullanmadığını, kazadan sonra kızının çok korkmuş olduğunu görünce etkilenmemesi için kızına eve gitmesini telkin ettiğini, aracı kendisinin kullandığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
10. Suça sürüklenen çocuk … ile olayın tanıkları U.Ç., H.Ç., F.O., İ.O., M.T.’ nın anlatımlarından, . plakalı otomobilin adını sonradan öğrenmiş oldukları sanık … (Çetinbilek) isimli bayanın kullandığını, bayanın araçtan iner inmez babasını arayarak “kaza yaptım baba” dedikleri görülmüştür.
11. … Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 06.08.2013 tarih ve 558 sayılı raporunda; olay yeri . plakalı aracın sol ön koltuk sırt bölgesinden alındığı bildirilen kıl örneklerinden şüpheliler … (.) ve …’ten farklı bir başka erkeğe ait DNA profili tespit edildiği, söz konusu erkeğe ait DNA profili ile şüpheli …’e ait DNA profili karşılaştırıldığında çalışılan DNA lokus allellerinin en az birinin uyumlu olması nedeniyle aralarında akrabalık ilişkisi olabileceğinin, olay yeri .plakalı aracın oto direksiyonundan alındığı bildirilen bir adet sürüntü örneğinden en az biri ekek cinsiyete sahip birden fazla kişiye ait DNA profili bir arada karışık olarak tespit edildiği, söz konusu karışık DNA profilinin şüpheli …’e ait DNA profili ile yukarıda sonuç bölümü 1. maddede belirtilen şüpheliden farklı bir erkeğe ait DNA profilini içerdiğinin ve olay yeri 35ZVZ35 plakalı araçtan alınan diğer sürüntü ve kıl örneklerinden mukayese için yeterli ve uygun nitelikte DNA profili elde edilemediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
12. Mahkemece, “…Aracı … kendisinin kullandığını beyan etmiş ise de, olaya karışan motosiklet sürücüsü …’ün beyanları ve tarafsız tanıkların aracı ısrarlı bir şekilde Sibel Çetinbilek’in kullandıklarını beyan ettikleri görülmekle, .’in gerekli trafik kurallarına uymayarak taksirli bir şekilde kazaya karışıp …’nın ölümüne neden olduğu ve …’ün yaralanmasına neden olduğu, …’ün ise yine trafik kurallarına riayet etmeyerek arkadaşı olan …’nın vefatına neden olduğu, ambulans sürücülerinin adli tıp raporundan da anlaşılacağı üzere herhangi bir ihmalinin olmadığı ayrıca …’in işlemediği halde sırf kızını üzerine atılı suçtan kurtarmak için kendisini … kullanmış gibi göstererek suç üstlenme suçunu işlediği…” kanaatine varılarak sanıkların mahkûmiyetine karar verildiği, sanık … hakkında tayin edilen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 270 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince takdiren tamamen kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
13. Katılanların ve kazada yaralanan suça sürüklenen çocuğun da her aşamada sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri ve Mahkemece 13.03.2014 ve 18.12.2015 tarihlerinde haklarında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
14. Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … .) Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
1. Olay günü saat 19.00 sıralarında hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen suça sürüklenen çocuk …’ün sevk ve idaresindeki 35 ZUH 01 plakalı motosikleti ile.köyü istikametinden … ilçesi istikametine seyir halinde iken,.köyü .mevkiine geldiğinde, … ilçesi yönünden gelen ve sanık …’ın .) sevk ve idaresindeki .plakalı otomobilin karşı şeride geçip dönüş yapmak istemesi üzerine karşı yönden gelen ve kendi şeridinde seyir halinde olan motosikletin aracın sağ arka teker kısmına çarptığı ve çarpmanın etkisi ile motosiklette yolcu olarak bulunan …’nın motosikletten fırlayarak öldüğü, motosiklet sürücüsü …’ün ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı olayda; kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu tespit edilen sanığın, kusurunun ağırlığı gözetilerek mahkemece takdiren ve teşdiden temel cezanın 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tayin edilen cezaya ilişkin katılanlar vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2. Sanık …’ın (.) aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı bulunan suçlamayı kabul etmemiş, kaza esnasında aracı kendisinin değil, babası …’in kullandığını savunmuş ve sanık … de aşamalarda alınan savunmalarında bunu doğrular beyanlarda bulunmuş ise de; suça sürüklenen çocuk …’ün “Ben araçtan inen şahsın şuan huzurda bulunan sanık .. olduğunu bizzat gördüm, bundan eminim. Diğer sanığı araçtan inerken görmedim. Kaza mahalinde de bu şahıs yoktu” şeklindeki; kazanın hemen akabinde olay yerine gelen tanık U.Ç.’nin de, “…Ben sollama esnasında karşı taraftan bir aracın bahçe yoluna girmekte olduğunu gördüm, bir anda motorsiklet karşı taraftan gelen aracın sağ arka tekerlerğine çarptı, araçta bulunan iki genç havaya savuruldu ve yere düştü. Hemen aracı durdurduk ve yardıma koştuk, ambulansı aradık. Bu sırada kazaya karışan araçtan inen huzurdaki bayanın telefon ile konuştuğuna şahit oldum. Telefonda biz kaza yaptık, çabuk gelin diyordu, şahıs aracın sürücü tarafından mı, yoksa yolcu tarafından mı indi görmedim. Sadece aracın yanında yani önünde ayakta gördüm, ben o sırada aracın yanında başka birinin olduğunu görmedim. …. Kaza sonrasında 5-6 dk sonra sanık bayanın akrabalarının olduğunu anladığım, bir kaç kişi yanına geldi. Bunlardan biri sanığın kardeşiydi, diğerinin de şuan huzurda bulunan sanık … olduğunu biliyorum. Sanık …’in babasıydı, ancak ben bu şahısları daha önceden tanımıyordum, yanlarında bir yaşlı bayan daha vardı, neler konuştu, ne söyledi duymadım, bilmiyorum. Şuan huzurdaki bulanan sanık bayanın kardeşi sanığı ‘sen git buradan’ diye itekliyordu, neden böyle davrandığını bilmiyorum. Biraz önceki ifademde söylemeyi unutmuş olabilirim, huzurdaki sanık telefonda ‘baba biz kaza yaptık, çabuk buraya gelin’ demişti, baba sözcüğünü kullandığını hatırlıyorum.” şeklindeki, tanık H.Ç.’nin “… Motorsiklet hızını alamayıp otomobilin arka tarafına çarptı. Hemen araçtan indik çocukların yanına gittik. Bu sırada kazaya karışan otomobilden, şuan huzurda bulunan sanık .’in sürücü mahalinden indiğini bizzat gördüm. Ben.i daha önceden simaen tanıyordum, ancak bir samimiyetim yoktur, evlerine de toprak yoldan gidildiğini de biliyordum. Sanık … araçtan indikten sonra telefon ile babasını aradı ve ‘biz kaza yaptık’ dedi, gördüğüm kadarıyla araçta kendisinden başka kimse yoktu. Kısa sürede çevredeki şahıslar kaza mahaline geldi, yaşlı bir bayanın da geldiğini hatırlıyorum. Tahmin ettiğim kadarıyla kızın annesiydi, çünkü kızına evine gitmesini söylemişti. Bir süre sonra da şuan huzurda bulunan sanık … kaza yerine geldi, evlerinin bulunduğu taraftan toprak yoldan yürüyerek geldi. Görevlilere kazayı kendisinin yaptığını söyledi, babam tepki gösterdi, ‘yalan söyleme’ dedi.” şeklindeki beyanları ve bu beyanları doğrular nitelikteki diğer tanık anlatımları değerlendirildiğinde, . plakalı otomobilin sürücüsünün sanık …’ın (. olduğu anlaşılmakla, sanık …’ın (. müdafiinin eksik incelemeye, … içinde yapılan inceleme sonucu elde edilen veriler çerçevesinde aracın direksiyon bölgesinde müvekkiline ait dna yapısını doğrulayacak veri elde edilmediğini, svapların müvekkili ile akrabalık ilişkisi olan bir başka şahsa ait olduğunun belirlendiğine, sübuta ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Sanık … hakkında suç üstlenme suçundan verilen hükmün ortadan kaldırılması Kararı Yönünden;
Olay günü saat 19.00 sıralarında hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen suça sürüklenen çocuk …’ün sevk ve idaresindeki . plakalı motosikleti ile Küçükavulcuk Köyü istikametinden … ilçesi istikametine seyir halinde iken, . Köyü . mevkiine geldiğinde, … ilçesi yönünden gelen ve sanık …’ın (.) sevk ve idaresindeki . plakalı otomobilin karşı şeride geçip dönüş yapmak istemesi üzerine karşı yönden gelen ve kendi şeridinde seyir halinde olan motosikletin aracın sağ arka teker kısmına çarptığı ve çarpmanın etkisi ile motosiklette yolcu olarak bulunan …’nın motosikletten fırlayarak öldüğü, motosiklet sürücüsü …’ün ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı olayda; sanık …’ın (.) aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı bulunan suçlamayı kabul etmemiş, kaza esnasında aracı kendisinin değil, babası …’in kullandığını savunmuş ve sanık … de aşamalarda alınan savunmalarında bunu doğrular beyanlarda bulunmuş ise de; dosya kapsamında mevcut suça sürüklenen çocuk …’ün beyanları ve bu beyanları doğrulayan tanık anlatımları, Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilgi ve belgeler dikkate alındığında, sanık …’in ise kazaya karışan . plakalı aracı kızı olan sanık … kullandığı halde kendisi kullanmış gibi beyanda bulunarak sanık …’in suçunu üstüne aldığı ve işlemediği halde sırf kızını üzerine atılı suçtan kurtarmak için kendisini … kullanmış gibi göstererek suç üstlenme suçunu işlediği anlaşılmakla; Mahkemece sanık … hakkında suç üstlenme suçundan 5 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği ancak 5237 sayılı Kanun’un 270 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, hakkında hükmolunan cezanın takdiren tamamen kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık … müdafiinin somut bir neden içermeyen temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
C. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar … (Çetinbilek) ve … müdafii ile katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Taksirle Ölüme Neden Olma Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Yönelik Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Suça sürüklenen çocuk … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme ve … Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarihli, 2016/1004 D…. sayılı dosya üzerinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin itirazının karara bağlandığı ancak katılanlar vekilinin itirazının değerlendirilmediği de dikkate alınarak, kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık … Hakkında Suç Üstlenme Suçundan Verilen Cezanın Tamamen Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Hükme Yönelik Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2018 gün ve 2015/9-84 – 2018/392 sayılı ilamında belirtildiği üzere; suç üstlenme suçunda korunan hukuki yarar adli makamlara karşı hileli davranışlarla suçların takibinin yaptırılmaması, bu bağlamda kişilerin adil yargılanma hakkının sağlanmasına ilişkin kamusal yarar olup suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Dolayısıyla, meydana gelen trafik kazasında …’nın ölümü nedeniyle taksirle öldürme suçunun mağduru olan ve şikayetçi olup katılma talebinde bulunmaları sebebiyle haklarında katılma kararı verilen katılanların, sanık …’in adli mercileri yanıltmak amacıyla aracı kendisinin kullandığını beyan etmek suretiyle işlediği iddia olunan ve taksirle öldürme suçundan farklı bir hukuki değerin korunmasına yönelen suç üstlenme suçundan doğrudan doğruya zarar görmedikleri, böylelikle bu suçun mağduru olmadıkları, aynı olayda farklı hukuki değerlere yönelik işlendiği iddia olunan suçlardan biri yönünden var olan katılma hakkının diğer suç yönünden de katılma hakkının bulunduğu anlamına gelmediği, dolaylı ve muhtemel zararların da davaya katılma hakkı vermediği, buna bağlı olarak katılanların, sanık … hakkında suç üstlenme suçundan açılan davaya katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE;
C. Sanık … (. Müdafii Ve Katılanlar vekili Tarafından Temyize Getirilen, Sanık … (.) Hakkında Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü ile Sanık … Müdafii Tarafından Temyize Getirilen, Sanık … Hakkında Suç Üstlenme Suçundan Verilen Cezanın Tamamen Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2015 tarih ve 2014/1 E., 2015/313 K. sayılı kararında sanık … (.) müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … (.) müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.