YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1745
KARAR NO : 2022/9317
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MahkemesiAsliye Ceza Mahkemesi
Şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dosya kapsamına göre; “26.07.2014-26.08.2014” olan suçların işlendiği tarihin, gerekçeli karar başlığına “2014” şeklinde eksik yazılması suretiyle CMK’nın 232/2. madde ve fıkrasının (c) bendine uyulmaması,
2- Mağdur …’nin, 2014 yılının Mart ayında … Ü. isimli şahısla nişanlandığı ve aynı yılın Mayıs ayında sanık … S. ile … isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden tanışıp, nişanlı olduğunu gizleyerek, Haziran ayında yüz yüze görüştüğü sanıkla birlikte iki adet fotoğraf çekildiği, Temmuz ayında ise nişanlısına dönmek ve sanıkla olan arkadaşlığını bitirmek istediği; ancak, sanığın, mağdurdan ayrılmak istemeyip, mağdurla beraberken çektirdikleri fotoğrafı mağdurun nişanlısının … hesabına gönderdiği ve 26.07.2014 tarihinden sonra, mağdura, çıplak fotoğraf ve videolarını çekerek göndermesini, aksi takdirde, birlikte çekildikleri fotoğrafı ailesine ve yakınlarına göndereceğini söylediği, bunun üzerine mağdurun çıplak fotoğraf ve videolarını çekip, …adlı uygulama üzerinden sanığa gönderdiği iddialarına dayalı olarak, sanık hakkında TCK’nın 107. maddesindeki şantaj suçundan kamu davası açıldığı olayda;
Sanığın, “Mağdure ile olan konuşmalarımda kendisine kesinlikle şantaj ve tehdit edici bir konuşma yapmadım. Bu yönde telefon konuşmaları mevcut ise çıkarılmasını istiyorum” biçimindeki savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle üzerine atılı şantaj suçundan dolayı CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülüp, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Sanığın … hesabını kullanarak tanık …’ya gönderdiği ve mağdur çocuğun yüzü ile göğüslerinin göründüğü fotoğrafla beraber “… kardes nasılsın bak ben … mervenin sevgilisi nisanlısını aldattıgı sewgilisi sen kuzenisin bu muhabbet merve bana donup nisanlısını bırakana kadar surcek nisanlısının numarasını arastırıyorum ve cengiz handa abimin arkadasları cok rahat bırakmazlar ailesini merve bana bisürü ciplak foto video yolladı hiç zorlamadın msjlarıda duruo annesiyle uygun bi dilde konus annesine yollım fotoalrı videoları kızını bana versin her videodada yuzu de gorunuo banyodayken banyodan cıkarken falan her türlü resmi videosu war bende kendisi yolladı beni aldattı kandırdı bu namus mevzusuna girer bak ben kemalpasalı yasının yegeniyim duyduysan bizi tanırsın tanıyanda tanır o yuzden bi yardımcı ol annesiyle konus” biçimindeki mesajı gösterir … çıktısı, tanık …’nın; “Ben sanığı tanımıyordum ve kendisi ile herhangi bir görüşmüşlüğüm yoktu, … S. isimli sanıktan. siteme mesaj geldi ve mesajın altına da kuzenim olan Merve’nin bel üstünden çıplak fotoğrafını da gönderdi bunun üzerine de mağdureyi telefonla aradım durumu kendisine bildirdim…” ve tanık … …’nin; “…Mağdure olarak ifade veren .. benim kuzenim olmaktadır. Aynı binada ikamet ediyoruz. Aynı zamanda benim kullanmış olduğum . profil sayfasında da arkadaşım olarak ekli bulunmaktadır. 26.08.2014 tarihinde kullanmış olduğum facebok profil hesabımda ekli olmayan tanımadığım … S. isimli profil kullanıcısı bana bir mesaj gönderdi. Bu mesajda ‘Ben .nin konuştuğu erkek arkadaşıyım, o beni seviyordu, nişanlısını sevmiyordu’ şeklinde yazıyordu. Mesajda .ye ait çıplak fotoğraf ve video bulunuyordu. Ben bu mesajı, fotoğrafi ve videoyu sildiğim için… ibraz edemiyorum.” şeklindeki yeminli anlatımları ile dosyada mevcut diğer delillere göre; Sanık …’nın, kayden 23.09.1996 doğumlu olan 17 yaşındaki mağdur … tarafından aralarındaki arkadaşlık ilişkisinin sona erdirilmesine tepki olarak, mağdur çocuğun çıplak fotoğraflarını, internet ortamı üzerinden mağdur çocuğun nişanlısına ve aile yakınlarına gönderdiği iddiasına dayalı olarak, sanık hakkında TCK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, mağdur çocuğun çıplak görüntülerinin, sanık tarafından, 26.08.2014 tarihinde, mağdur çocuğun dayısının kızı olan kayden 01.07.1994 doğumlu 20 yaşındaki tanık … ile dayısının oğlu olan kayden 30.03.1998 doğumlu 16 yaşındaki tanık … …’nin … hesaplarına ayrı ayrı mesaj olarak gönderilerek, ifşa edildiğinin kabul edildiği olayda, Mağdur çocuğun cinsel arzuları tahrik ve istismar eden, toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı niteliktekteki müstehcen görüntülerini, 18 yaşından küçük olan tanık … …’nin görmesini sağlayan sanık hakkında, iddianamede eyleminin tarif edilmesinden dolayı CMK’nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilebileceği nazara alınıp, sanığın, mağdur çocuğun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin müstehcen nitelikteki özel görüntülerini, 16 yaşındaki tanık … …’ye ifşa etmesi eyleminden dolayı görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan daha ağır cezayı gerektiren TCK’nın 226. maddesinin 5. fıkrasındaki müstehcenlik suçundan, 20 yaşındaki tanık …’ya ifşa etmesi eyleminden dolayı görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken, mağdur çocuğun ve mağdur çocuğa ait görüntülerin ifşa edildiği kabul edilen tanık … …’nin yaşı ile ifşa edildiği kabul edilen çıplak görüntülerin özellikleri dikkate alınmaksızın, sanığa yüklenen ve sübutu kabul edilen eylemler sadece TCK’nın 134. maddesinin 2. fıkrası kapsamında değerlendirilerek, sanık hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
4- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanığın, mağdur çocuğa, çıplak fotoğraf ve videolarını çekerek göndermesini, aksi takdirde, birlikte çekildikleri fotoğrafı ailesine ve yakınlarına göndereceğini söyleyip, şantajda bulunarak, korkuya kapılan mağdur çocuğun yüzünü ve göğüslerini gösteren fotoğrafını çekip, kendisine göndermesini sağlaması biçiminde sübutu kabul edilen eylemlerinden dolayı sanık hakkında TCK’nın 107/2. madde ve fıkrasındaki şantaj ile müstehcen görüntüyü içeren ürünün üretiminde 17 yaşındaki mağdur çocuğun yer almasından dolayı TCK’nın 226/3-1. madde, fıkra ve cümlesindeki müstehcenlik suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yalnızca şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
b) TCK’nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı Kanunun 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi,
c) Mağdur çocuğa ait özel görüntüleri bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda ifşa ederek, mağdur çocuğa karşı görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu birden fazla işleyen sanık hakkında TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli, 2015/4-1163 Esas-2018/382 Karar sayılı ilamında da, hüküm bölümünde CMK’nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi gerektiğinin vurgulandığı, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.01.2022 tarihli, 2018/12-546 Esas-2022/43 Karar sayılı ilamında, “…her biri ayrı bir kişiselleştirme kurumu olan takdiri indirim, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi hükümlerinin şartları kanunda birbirinden farklı biçimde düzenlenmiş olup, takdiri indirim ve erteleme hükümlerinin uygulanmaması ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hapis cezasının adli para veya bir diğer seçenek yaptırıma çevrilmesine engel teşkil etmeyecek, yasal, yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu şekilde gerekçesi gösterilmek suretiyle uygulanması mümkün olabilecektir. Öte yandan, hâkimin, hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK’nın 50/1. maddesindeki adli para cezası seçenek yaptırımına ya da seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesi ya da çevrilmemesi konusundaki dayandığı gerekçenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli olması gerekir…” açıklamalarının yer aldığı dikkate alındığında; sanık müdafii tarafından sanığın sorgu ve savunmasının alındığı 12.10.2015 tarihli duruşmada, hükmün tefhim edildiği 30.12.2015 tarihli duruşmada ve sanık müdafinin sunduğu 30.12.2015 hâkim havale tarihli esas hakkındaki savunmaları içeren dilekçede, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması talep edildiği halde, şantaj suçundan hükmedilen kısa süreli 10 ay hapis cezasının TCK’nın 50. maddesinin 1 fıkrasının (a) bendindeki adli para cezası seçenek yaptırımına veya aynı madde ve fıkranın diğer bentlerindeki seçenek tedbirlere çevrilmesi ile aynı suçtan hükmedilen 80,00 TL adli para cezasının TCK’nın 52. maddesinin 4. fıkrası gereğince taksitlendirilmesi istemlerini de kapsayan bu talep hakkında bir karar verilmemesi suretiyle CMK’nın 230. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine uyulmaması,
e) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan ve hükümlerden önce 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan iptal kararına yanlış anlam verilerek, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 30.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.