YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2217
KARAR NO : 2022/2304
KARAR TARİHİ : 24.03.2022
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olmak, kamu malına zarar vermek
Hükümler : Tüm sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan;
CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat
Sanıklar …, … hakkında; mala zarar verme suçundan;
CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat
Sanık … hakkında imar kirliliğine neden olmak suçundan;
TCK’nın 184/5 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşme
2863 sayılı Kanuna aykırılık aykırılık suçundan tüm sanıkların beraatine, sanıklar … ve … hakkında kamu malına zarar vermek suçundan beraatine ilişkin hüküm ile sanık … hakkında imar kirliliğine neden olmak suçundan verilen düşme kararı katılan … vekili ve katılan … vekili tarafından; vekalet ücreti yönünden de sanıklar … ve … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- A) Sanık … hakkında imar kirliliğine neden olmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; katılan … ve katılan … Hazinesinin imar kirliliğine neden olmak suçundan yapılan yargılamaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan … ve katılan … vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
1-B) Sanık … hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın dava konusu evi yıktıktan sonra aynı yere yaptığı ve keşifte tespit edilen, 05/12/2013 tarihli ecrimisil ihbarnamesine konu edilip başlangıç tarihi 26/01/2013 olarak gösterilen kulübe ile ilgili eylemi yönünden zamanaşımı süresi içerisinde gereğinin takdir ve ifası mümkün görülmüştür.
Mülga Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21.06.2013 tarih 9893 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanında yer alan, Bursa İli, Yıldırım ilçesi Balaban köyü H22D09D1B pafta, 4224 ada, 32 parselde hazine adına kayıtlı olan ve 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen yerde sanık tarafından 29.42 m2 lik kısmına ev yaptığı iddiasıyla açılan davasında; sanığın aşamalardaki savunmalarında 1999 yılında ev yaptığını belirttiği, dosya kapsamında bulunan Bursa Valiliği Defterdarlık Uludağ Milli Emlak Müdürlüğü tarafından gönderilen ecrimisil ihbarnamesinde 32 parseldeki işgal başlangıç tarihinin 01/05/2005 olarak belirtildiği dikkate alınarak suç tarihinin 01/05/2005 olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65. ve TCK’nın 184/1. maddelerinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 01/05/2005 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE;
2-A) Sanık … hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mülga Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21.06.2013 tarih 9893 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanında yer alan, Bursa İli, Yıldırım ilçesi Balaban köyü H22D09D1B pafta, 4224 ada, 32 parselde hazine adına kayıtlı olan ve 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen yerde sanık tarafından 17.00 m2 lik kısmına bina yaptığı iddiasıyla açılan davasında; sanığın aşamalardaki savunmalarında 2001 yılında ev yaptığını belirttiği, dosya kapsamında bulunan Bursa Valiliği Defterdarlık Uludağ Milli Emlak Müdürlüğü tarafından gönderilen ecrimisil ihbarnamesinde 32 parseldeki işgal başlangıç tarihinin 08/09/2007 olarak belirtildiği dikkate alınarak suç tarihinin 08/09/2007 olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarısına kadar uzayacağından, suç tarihi olan 08/09/2007 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davalarının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE,
2-B) Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında diğer sanık … ile birlikte hazineya ait 32 parselde bulunan taşları kırdığı, ağaçlara zarar verdiği iddiasıyla açılan kamu davası ile ilgili olarak, sanığın savunmasında taşları kırmadığını, zarar vermediğini belirterek atılı suçlamayı kabul etmediği, diğer sanık …’in savunmasında suça konu yeri ağaçlandırarak toprak döküp bahçe haline getirdiğini belirterek tevilli ikrarda bulunduğu, dosya kapsamında sanığın atılı suçu işlediğine dair suçüstü halinin söz konusu olmadığı dikkate alınarak sanık hakkında beraat kararı verilmesinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan hazine vekilinin kararı usul ve yasaya uygun olmadığına, sanık müdafiinin vekalet ücretine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mülga Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21.06.2013 tarih 9893 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanında yer alan, Bursa İli, Yıldırım ilçesi Balaban Köyü H22D09D1B pafta, 4224 ada, 32 parselde hazine adına kayıtlı olan ve 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen yerde sanık tarafından duvar örüldüğü iddiasıyla açılan davasında; sanık aşamalardaki savunmalarında duvar örmediğini belirterek atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, dosya kapsamında bulunan Bursa Valiliği Defterdarlık Uludağ Milli Emlak Müdürlüğü tarafından gönderilen ecrimisil ihbarnamesinde 32 parselde 397.84 m2 lik bölümde bahçe yaptığı ve işgal başlangıç tarihinin 26/01/2008 olarak belirtildiği dikkate alınarak suç tarihinin 26/01/2008 olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65/1. ve maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarısına kadar uzayacağından, suç tarihi olan 26/01/2008 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE,
4- Sanık Alaattin Demirci hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
Mülga Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21.06.2013 tarih 9893 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanında yer alan, Bursa ili, Yıldırım ilçesi Balaban köyü H22D09D1B pafta, 4224 ada, 32 parselde hazine adına kayıtlı olan ve 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen yerde sanık tarafından duvar örüldüğü iddiasıyla açılan davasında; sanık aşamalardaki savunmalarında 1999 yılında arsayı aldıktan sonra tel örgülerle sınırını çizdiğini, kazık çaktığını belirttiği, dosya kapsamında bulunan Bursa Valiliği Defterdarlık Uludağ Milli Emlak Müdürlüğü tarafından gönderilen ecrimisil ihbarnamesinde 32 parselde 34.37 m2 lik bölümde bahçe yaptığı ve işgal başlangıç tarihinin 26/01/2008 olarak belirtildiği dikkate alınarak suç tarihinin 26/01/2008 olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65/1. ve maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarısına kadar uzayacağından, suç tarihi olan 26/01/2008 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE,
5- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Mülga Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21.06.2013 tarih 9893 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanında yer alan, Bursa ili, Yıldırım ilçesi Balaban köyü H22D09D1B pafta, 4224 ada, 32 parselde hazine adına kayıtlı olan ve 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen yerde sanık tarafından 43.00 m2 lik kısmına ev yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında; dosya kapsamında bulunan Bursa Valiliği Defterdarlık Uludağ Milli Emlak Müdürlüğü tarafından gönderilen ecrimisil ihbarnamesinde 32 parselde 43.51 m2 lik bölümde ahşap bağ evi yaptığı ve işgal başlangıç tarihinin 26/01/2013 olarak belirtildiği, sanığın aşamalardaki savunmasında 2000 yılında satın aldığı arsaya küçük bir bağ evi yaptırdığını belirttiği, mahallinde inşaat mühendisi tarafından icra edilen keşif neticesinde düzenlenen 05/02/2015 tarihli bilirkişi raporunda sanık tarafından zemin katlı bir bina yapıldığının belirtildiği, ancak raporda suça konu izinsiz müdahalenin yapım zamanına ilişkin teknik verilere dayalı bir tespite yer verilmediği dikkate alınarak;
Öncelikle inşaat mühendisi ve fen bilirkişilerinden oluşan üçlü bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak iddianameye konu izinsiz müdahalelerin tek tek irdelenmesi, suç tarihinin belirlenmesi açısından özellikle kullanılan malzemelerin cinsi, eskime durumu, renk değişimi, parlaklık/solukluk, dökülmeler, paslanma ve karbonlaşma ve diğer teknik özellikler de dikkate alınmak suretiyle müdahale tarihlerinin (suç tarihinin) ve böylelikle dava konusu uygulamaların sanık tarafından dava zamanaşımı süresi içerisinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA,
6- Sanık … hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve kamu malına zarar verme suçları yönünden kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
Sanık hakkında Mülga Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21.06.2013 tarih 9893 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanında yer alan, Bursa ili, Yıldırım ilçesi Balaban köyü H22D09D1B pafta, 4224 ada, 32 parselde hazine adına kayıtlı olan ve 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen yeri izin almaksızın kepçe ve dozerle kazdırıp dışarıdan moloz getirdiği iddiasıyla açılan kamu davası ile ilgili olarak; 02/01/2013 tarihli tutanakta sanık tarafından taşınmazın kazılarak altından büyük kayalar çıkarttığı, bu kayaları kırıcı ve kepçeyle kırdırarak kepçeyle biriktirdiği ve taşınmazın üzerinde bulunan 5-6 adet yaşları 40-50 olduğu tahmin edilen çam ağaçlarının diplerinin kazınmasından dolayı köklerine zarar verildiğinin belirtildiği, suça konu yerin tapuda hazine adına kayıtlı olması dikkate alındığında sanık eylemini hukuka aykırı zeminde gerçekleştirdiğinden taşınmazın sit alanında olduğunu bildiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, sanığın savunmasında suça konu yeri ağaçlandırarak toprak döküp bahçe haline getirdiğini belirttiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin ve sanık müdafiinin vekalet ücretine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Arkeolog, ziraat mühendisi ve fen bilirkişisi refakate alınarak mahallinde yeniden keşif yapılıp, suça konu müdahaleler yerinde tespit edilerek, sanık tarafından gerçekleştirilen uygulamalar nedeniyle sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi, bu nitelikte bir zarar doğduğunun anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanığın, TCK’nın 44. maddesi delaletiyle 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, dava konusu uygulamalar sebebiyle zarar oluşmadığının tespit edilmesi halinde bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu yerde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.