YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2880
KARAR NO : 2023/2407
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/237 E., 2016/912 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Katılan Tübitak vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesi ile;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; Tübitak ve vekilinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan ve katılan vekili sıfatının bulunmadığı yapılan ön inceleme sonucu tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanıklar … ile … müdafiinin ve katılanlar … ile … vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesi ile;
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01/07/2016 tarihli ve 2016/237 Esas, 2016/912 Karar sayılı kararı ile ;
A. Sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı olmak üzere, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
B.Sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı olmak üzere, taksirle öldürme suçundan,
5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27/05/2021 tarihli ve 2017/29245 sayılı, Tübitak vekilinin temyiz talebi yönünden ret ve sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümleri yönünden onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar …. ve … Vekilinin Temyiz Sebebi; Sanıklar hakkında eksik ceza verilmesinin ve cezanın ertelenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebebi; Süre tutum dilekçesi ile temyiz başvurusunda bulunan sanık müdafinin temyiz sebebi kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebebi;
1-Kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
2-Diğer temyiz nedenlerine,
İlişkindir.
D. Sanıklar … ve … Müdafiinin Temyiz Sebebi;
1-Kusuru bulunmayan sanıklar hakkında beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
2-Diğer temyiz sebeplerine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna (TÜBİTAK) ait Gebze ilçesinde bulunan Marmara Araştırma Merkezi Lojmanlar Bölgesi 3.blok yakınındaki bakkal olarak işletilen binanın dış duvarı dibindeki işletmeye ait buzdolabı düzeneğinin işyeri dışında yer alan ve elektrik akımı ile çalışan soğutma kompresör ve motor kısmının hemen yanında, saat 19:20 sıralarında, 29/08/2006 doğumlu …’nin ölü olarak bulunduğu, belirtilmiştir.
2.Sanık … aşamalarda, kiraladıktan sonra boş şekilde yapıyı teslim aldıklarını, raf ve gerekli buzdolabını kendisinin yaptırdığını, elektrik kaçağı nedeni ile kazaya sebebiyet veren ve binanın dışında bulunan buzdolabı soğutucu motorunu ise ikinci el olarak aldığını, yaklaşık bir yıl kadar önce üzerinde plastik aksan bulunduğunu ancak tadilat çalışmaları sırasında bunun çıkarıldığını sonra geri takılmadığını, herhangi bir arızası olmadığından motoru düzenli bakım ya da kontrol yaptırmadığını, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3.Sanık … aşamalarda, kendisinin de bakkal dükkanının işletilmesi ile ilgilendiğini, soğutucu motorun dışarıda bulunduğundan haberdar olduğunu ancak elektrik kaçağından haberinin olmadığını, teknik konularda bilgisi bulunmadığından bu motorun etrafının teması engelleyecek şekilde kapatılması husunda bilgi sahibi olmadığını, meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını beyan etmiştir.
4.Sanık … aşamalarda, görev tanımlamasında belirtilen işler içerisinde ihale ile kantin işletmeciliği yapan kişi veya kuruluşun inşai faaliyetlerini denetleme sorumluluğunun bulunmadığını, görevinin temizlik, ürün kontrolü ve çalışanların portor muayenelerinin sağlanmasından ibaret olduğunu bu nedenli kantin olarak kullanılan kısımdaki elektrik kaçağı ile ilgili bir bilgisinin olmadığını ve bu hususun takibinin sorumluluğunda bulunmadığını, meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını beyan etmiştir.
5.Sanık … aşamalardaki beyanlarında, Tübitak Marmara Araştırma Merkezi yapım ve işletim birim yöneticisi olarak çalışmakta olduğunu, olayın lojman bölgesinde gerçekleşmiş olduğunu ve kendi görev alanıma girmediğini, Tübitak’ın yapılanması gereği lojmanlar ve sosyal tesisler ile ilgili bakkaliye de dahil her türlü takip ve kontrolün idare ve sosyal işler birimi tarafından yürütüldüğünü, yazılı olarak idare ve sosyal işler biriminden talep yapılmadığı sürece kendisinin ve biriminin sosyal alanlarda görev almadığını ve denetim görevi olmadığını, meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını beyan etmiştir.
6.Katılanlar, şikayetçi oldukları ile katılma talebinde bulunduklarını beyan etmiş olup haklarında katılma kararı verilmiştir.
7.Olay yeri inceleme tutanağında, inceleme yapan bilirkişi tarafından bakkal dükkanının dış duvarı bitişiğindeki buzdolabının soğutucu fan ve motor düzeneği üzerinde 200-210 volt arası kaçak bulunduğu,
topraklama hattının çalışmadığı ve sigorta bulunmadığı için kaçak akım durumunda sistemin kapanmadığı, belirtilmiştir.
8.Soruşturma aşamasında yapılan keşif üzerine düzenlenen elektrik mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 31/05/2012 tarihli raporda, bakkalın elektrik tesisatının kiralayan tarafından yapılmış olarak kiracıya teslim edilmiş olması halinde tesisattaki eksik sorumluluğun kiralayana ait olduğu, soğutucunun montajının sorumluluğunun servisine ait olduğu, bakkalın elektrik tesisatı kiracı tarafından yapılmış ise kiracının sorumlu olduğu, eğer bir elektrikçi tarafından yapılmış ise tesisatı yapanın sorumlu olduğu ve bakkal dükkanının dışına konan fan, kompresör gibi elemanların konumundan, önce kiralayan sonra kiracının sorumlu olduğu, belirtilmiştir.
9.Kovuşturma aşamasında, yapılan keşif üzerine düzenlenen 18/11/2013 tarihli bilirkişi heyet raporunda, Kurum uygulamalarına ilişkin el kitabının İSİB (İdare ve Sosyal İşler Birimi)’e ait görev tanımlarından, kantin, kafeterya ve bakkaliyenin işletilmesinden, işletmenin kira sözleşmesi, teknik şartname ve kurum kurallarına uyup uyulmadığının denetlenmesinden sorumlu birimin İSİB olduğu ve İSİB yöneticisi …’un 2010 yılı performans değerlendirme çizelgesinde belirlenen görevlerinin, müteahhit firmalarının işlerini yerinde kontrol etmek ve işlerin aksamasına firsat vermemek, gerekli evrakları zamanında düzenlemek ile şartnamede belirtilen işlerin takibini yapmak ayrıca herhangi bir iş kazasına meydan vermemek için gerekli eğitimleri vermek bunun yanında kantin, kafeterya ve bakkaliyenin de işlerinin yerinde kontrolünü ve şartnamede belirtilen şartlara uygun sürdürülüp sürdürülmediğinin takibini yapmayı kapsadığı bu nedenle meydana gelen kazada tali kusurlu bulunduğu, sanık …’ın Marmara Araştırma Merkezi Yerleşkesinde yapım işletme birim yöneticisi ve mesleği inşaat mühendisliği olan görev tanımlarına göre de yerleşke içerisindeki binaların her türlü alt ve üst yapı bakım ve onarımlarından sorumlu olduğu, insan faaliyetlerinin olduğu özellikle yerleşkedeki herkese genel hizmet veren ve çalışanların risk hesabı yapma beceresi olmayabilecek yaşı küçük yakınlarının da faaliyet alanları içerisinde yer alan binalardaki olası riskleri görerek gerekli tedbirleri almadığı, bakkal olarak işletilen kısmı da kapsar şekilde rutin tesisat denetimlerini yerine getirerek sorunlu alanların tespiti noktasında gerekli tedbirleri almamakla tali kusurlu bulunduğu, sanıklar … ve …’in ise bakkal dükkanı olarak işletilen kısmın dışında bulunan soğutucu motorda meydana gelen elektrik kaçağı nedeni ile ölümlü kazanın elektrik tesisatından kaynaklanması bu arızanın çok basit bir şekilde tespitinin yapılabilir olması, bu anlamda sanıkların rutin olarak kendilerine ait buzdalabı düzeneği üzerinde bakım yapmış olsalardı elektrik kaçağının rahatlıkla tespit edilebilecek durumda bulunması, keza uzun yıllardan beri işletmecilik yapan sanıkların kaçak akım rölesi montajı yaptırmaları halinde meydana gelebilecek olası risklerin önüne geçebilecek durumda olmaları nedenleri ile meydana gelen kazada asli kusurlu bulundukları görüş ve kanaati belirtilmiştir.
10.Kovuşturma aşamasında dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 22/12/2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda, kreş, kantin ve sosyal tesislerin işletmesinden sorumlu bulunan İdare ve Sosyal İşler Biriminin yöneticisi olan sanık …’un hizmet kusuru nedeni ile meydana gelen olayda tali kusurlu bulunduğu, sanık …’ın görev tanımı nedeni ile bakkalın işletilmesi ve denetiminden sorumlu bulunmadığından meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığı, sanıklar … ve …’in ise işletmede riskli durumların önüne geçmek adına kaçak akım rölesi bulundurmadıkları ve elektrik tesisatı için koruma topraklaması yaptırmadıkları nedenleri ile meydana gelen olayda asli kusurlu bulundukları belirtilmiştir.
11.Kovuşturma aşamasında dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 27/05/2015 tarihli, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyet raporunda, market işleticisisanıklar … ve …’ın iş yerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini almamış ve iş sağlığı ve iş güvenliği tebliğinde belirtilen hususları ihlal etmiş olmalarından dolayı asli kusurlu bulundukları, Tübitak kurumu yapım işletme birimi müdürü sanık …’ın idari görevlendirmede belirtilen şemadaki konumu gereği altında çalışan teknik sorumlu …’un aldığı kararları ve yaptırımları yeterince denetlemediği, kendi görev ve sorumluluğunu yeterince yerine getirmediği, gerekçesiyle tali kusurlu olduğu ve Tübitak Kurumu çalışanı ve teknik sorumlu olarak görev yapan idare ve sosyal işler birimi yöneticisi …’un sorumluluk alanı içinde olan konulara yeterince önem vermediği, sorumluluğu altında kalan bakkal dükkanının teknik sorunlarında kanun, yönetmelik ve tüzüklerde belirtilen hususlarda duyarsız davranmış olduğu, elde ettiği bilgileri üst makamı ile paylaşmamış olması nedenleri ile tali kusurlu olduğu, görüş ve kanaati belirtilmiştir.
12.Aşamalarda tanık olarak dinlenen …, 24/02/2012 tarihine kadar bakkaliyede çalıştığını, buzdolabının camlı kapağının metal kısmına dokunduğunda kaçak elektrik akımı olduğu yönünde bazı müşterilerden şikayet aldığını, hatta kendisinin de bir defa buradaki elektrik akımını hissettiğini ancak yaralanmadığını bu hususu …’ın çalışanı İbrahim’e bildirdiğini, sonrasında müdahale yapılıp yapılmadığını bilmediğini, tanık olarak dinlenen … ise, … için çalıştığını, kendi sorumluluğunun kiralık araçlar, ulaşım ve şoför ödemelerine ilişkin olduğunu, çalışmaya başladığında bakkal dükkanı dışında bulunan soğutucu motor düzeneğinin bulunduğunu ancak üzerinde plastik koruyucu bulunduğunu sonrasında bunun kaldırıldığını ve üzerinin izole edilmesinin unutulduğunu beyan etmiştir.
13.Ölen küçüğün kesin ölüm sebebine ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 13/12/2012 tarihli otopsi raporunda “kişinin ölümünün vücudundan elektrik akımı geçmesine bağlı solunum ve dolaşım durması sonucunda meydana gelmiş olduğu” belirtilmiştir.
14.Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi Marmara Araştırma Merkezi Lojman Tesislerinin market işletmesini üstlenen Yazgül Turizm Nak. İnş. Spor Tes. Sosyal Hizm. San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı ve müdürü olan temyiz dışı sanık …’ın aşamalardaki beyanları ile sabit, kendisinin satın alarak kurulumunu yaptırdığı sanayi tipi buzdolabının market dışında bulunan, etrafına insanların ya da diğer canlıların korunması adına herhangi bir düzenek tertip edilmeyen, çalışır vaziyette olduğundan bahisle rutin bakımı yaptırılmayan buzdolabının soğutucu fan ve motor düzeneği üzerinde, 30/05/2012 tarihli olay yeri inceleme esnasında Cumhuriyet Savcısı huzurunda elektrik teknisyeni bilirkişi tarafından yapılan incelemede, pens ampermetre ile yapılan ölçümde 200-210 voltaj arası elektrik kaçağının bulunduğunun saptandığı, market çalışanı…’in 05/06/2012 tarihli Cumhuriyet savcılığı tarafından alınan ifadesinde olay tarihinde küçüğü, soğutucu fan ve motorun bulunduğu kısım tarafında yer alan tahta paletler altındaki kedi yavrularını sevmeye çalışırken gördüğünü belirttiği ve aynı gün küçük …’nin, aşamalarda dinlenen tanık …’in beyanlarına göre, market dışında yer alan soğutucu fan ve motor ekipmanlarının yan tarafında kafası motor düzeneğine yaslı şekilde cansız vaziyette bulunduğu ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 13/12/2012 tarihli otopsi raporunda “kişinin ölümünün vücudundan elektrik akımı geçmesine bağlı solunum ve dolaşım durması sonucunda meydana gelmiş olduğu”nun belirtildiği olayda,
A- Süre tutum dilekçesi ile temyiz başvurusunda bulunan sanık … müdafinin kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun (278 sayılı Kanun)’un 17 nci maddesi uyarınca “Kurumun Başkanı, danışmanları, araştırmacıları, yöneticileri ve her türlü personeli özel hukuk hükümlerine tabi olup bu kimseler hakkında 03/07/1939 tarihli ve 3659 sayılı Kanun ile açıkça hüküm konulmadıkça bunun yerine geçecek kanun hükümleri uygulanmaz.” denilmek suretiyle kurum personelinin kamu görevlisi sayılmadığı, sadece personelin kurumun mallarına karşı suç işlemesi halinde, 278 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre memur/kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları usulünün düzenlendiği ancak her ne kadar kurum ve kurum personeli, 278 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi ise de Tübitak’ın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili bir kamu kuruluşu olduğu, bütçeden pay aldığı ve işlemlerinin idari yargı denetimine tabi olduğu göz önüne alındığında, amacı ve işlevi açısından kurumun kamusal faaliyet yürüttüğünün kabulünün gerektiği, 4483 sayılı Kanunun kapsamıyla ilgili kanunun 2 nci maddesindeki tanım ile soruşturma iznine ilişkin 3 üncü maddesinde ilgili bakanlığa bağlı kuruluşların da yasa kapsamında görülmesi karşısında kurumun bilim kurulu, yönetici ve personelinin görevleri sebebiyle işledikleri suçları nedeniyle 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla, sanığın görevi nedeniyle gerçekleşen taksirle öldürme olayında eyleminin 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma iznine tabi olduğu ve ilgili merciden soruşturma izni istenip, davanın bu izin süresince durmasına karar verilmesi gerekirken, davaya devamla eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B-1. Sanık … müdafiinin, kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun (278 sayılı Kanun)’un 17 nci maddesi uyarınca “Kurumun Başkanı, danışmanları, araştırmacıları, yöneticileri ve her türlü personeli özel hukuk hükümlerine tabi olup bu kimseler hakkında 03/07/1939 tarihli ve 3659 sayılı Kanun ile açıkça hüküm konulmadıkça bunun yerine geçecek kanun hükümleri uygulanmaz.” denilmek suretiyle kurum personelinin kamu görevlisi sayılmadığı, sadece personelin kurumun mallarına karşı suç işlemesi halinde, 278 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre memur/kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları usulünün düzenlendiği ancak her ne kadar kurum ve kurum personeli, 278 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi ise de Tübitak’ın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili bir kamu kuruluşu olduğu, bütçeden pay aldığı ve işlemlerinin idari yargı denetimine tabi olduğu göz önüne alındığında, amacı ve işlevi açısından kurumun kamusal faaliyet yürüttüğünün kabulünün gerektiği, 4483 sayılı Kanunun kapsamıyla ilgili kanunun 2 nci maddesindeki tanım ile soruşturma iznine ilişkin 3 üncü maddesinde ilgili bakanlığa bağlı kuruluşların da yasa kapsamında görülmesi karşısında kurumun bilim kurulu, yönetici ve personelinin görevleri sebebiyle işledikleri suçları nedeniyle 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla, sanığın görevi nedeniyle gerçekleşen taksirle öldürme olayında eyleminin 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma iznine tabi olduğu ve ilgili merciden soruşturma izni istenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davaya devamla eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B-2.Diğer temyiz sebepleri yönünden,
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C-Katılanlar Gül ve … vekilinin, sanıklar hakkında eksik ceza verilmesinin ve cezanın ertelenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
C-1 Katılanlar vekilinin, sanıklar … ve … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebi yönünden,
278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun ( 278 sayılı Kanun)’un 17 nci maddesi uyarınca “Kurumun Başkanı, danışmanları, araştırmacıları, yöneticileri ve her türlü personeli özel hukuk hükümlerine tabi olup bu kimseler hakkında 03/07/1939 tarihli ve 3659 sayılı Kanun ile açıkça hüküm konulmadıkça bunun yerine geçecek kanun hükümleri uygulanmaz.” denilmek suretiyle kurum personelinin kamu görevlisi sayılmadığı, sadece personelin kurumun mallarına karşı suç işlemesi halinde, 278 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre memur/kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları usulünün düzenlendiği ancak her ne kadar kurum ve kurum personeli, 278 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi ise de Tübitak’ın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili bir kamu kuruluşu olduğu, bütçeden pay aldığı ve işlemlerinin idari yargı denetimine tabi olduğu göz önüne alındığında, amacı ve işlevi açısından kurumun kamusal faaliyet yürüttüğünün kabulünün gerektiği, 4483 sayılı Kanunun kapsamıyla ilgili kanunun 2 nci maddesindeki tanım ile soruşturma iznine ilişkin 3 üncü maddesinde ilgili bakanlığa bağlı kuruluşların da yasa kapsamında görülmesi karşısında kurumun bilim kurulu, yönetici ve personelinin görevleri sebebiyle işledikleri suçları nedeniyle 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla, sanığın görevi nedeniyle gerçekleşen taksirle öldürme olayında eyleminin 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma iznine tabi olduğu ve ilgili merciden soruşturma izni istenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davaya devamla eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
C-2.Katılanlar vekilinin, sanıklar … ve … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebi yönünden,
Olay ve olgular bölümünde yer verilen ve oluşa uygun bulunan 27/05/2015 tarihli, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyet raporu doğrultusunda asli kusurlu olduğu tespit edilen sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı olmak üzere, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesine ilişkin esas mahkemenin kararı hukuka uygun olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
D-1.Sanıklar … ve … müdafinin, kusuru bulunmayan sanıklar hakkında beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
Olay ve olgular bölümünde yer verilen ve oluşa uygun bulunan 27/05/2015 tarihli, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyet raporu doğrultusunda asli kusurlu olduğu tespit edilen sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı olmak üzere, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 nci maddesinin birinci, üçüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesine ilişkin esas mahkemenin kararı hukuka uygun olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
D-2.Diğer temyiz sebepleri yönünden,
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
I.Tübitak Vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesi Sonucunda,
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Taksirle öldürme suçunun mağduru olmayan ve bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen malen sorumlunun yargılamaya konu suç yönünden kamu davasına katılma hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmakla; katılan sıfatını alsa dahi hükmü temyiz etme hakkı bulunmayan malen sorumlu TÜBİTAK vekilinin temyiz isteminin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, Tübitak vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II.Sanıklar … ve … Hakkındaki Mahkumiyet Hükümlerine İlişkin Temyiz İncelemesi Sonucunda,
Gerekçe bölümünün C-2 ve D-1, D-2 numaralı maddelerinde açıklanan nedenlerle Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01/07/2016 tarihli ve 2016/237 Esas, 2016/912 Karar sayılı kararında sanıklar … ve … ortak müdafii ile katılanlar … ile … ortak vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar … ve … ortak müdafiinin, katılanlar … ile … ortak vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
III.Sanıklar … ve … Hakkındaki Mahkumiyet Hükümlerine İlişkin Temyiz İncelemesi Sonucunda,
Gerekçe bölümünün A, B-1, B-2 ve C-1 numaralı maddelerinde açıklanan nedenlerle Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01/07/2016 tarihli ve 2016/237 Esas, 2016/912 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin ve katılan … Demirci ile … ortak vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak sair yönler incelenmeksizin, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.