Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/308 E. 2023/2461 K. 01.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/308
KARAR NO : 2023/2461
KARAR TARİHİ : 01.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/304 E., 2016/363 K.
SUÇLAR : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2014/304 Esas, 2016/363 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.12.2020 tarihli ve 2016/334070 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan vekilinin temyiz isteği;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Eksik inceleme ile karar verildiğine,

3. Sanıkların suçu işlediğine dair yeterli delil bulunduğuna,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. “Alınan heyet raporunda; davaya konu olan yapının keşif günkü durumunda, onaylı rölöve ve restorasyon projesine aykırı bulunmadığının bildirildiği görüldü. İncelenen tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar Sanıklar hakkında 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış ise de sanıkların alınan savunmaları, olay yerinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların yüklenen suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden varsayımlara dayalı mahkumiyet hükmü kurulamayacağından, şüpheden sanık yararlanacağından yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından sanıkların yüklenen suçtan beraatine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” denilmektedir.

2. Müşteki … savcılıktaki beyanında; “Cumhuriyet Başsavcılığınıza vermiş olduğum şikayet dilekçem doğrudur. Aynen tekrar ederim. Altındaki imza bana aittir. Dilekçemde beyan ettiğim gibi Sultanahmet Cankurtaran Dalbastı Sokak N:16 sayılı yerde bulunan Aşkın Otel isimli işyeri tarihi bir binadır, bu binayı işleten kişi veya kişiler Kültür ve Turizm Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun ekte sunduğum belgesine rağmen ve yine ekte sunduğum resimlerden de anlaşılacağı üzere çıkma kat ve imar olmamasına rağmen çamaşırhane eklemiş ve yine yan cephede bulunan pencerelerin kapatılması gerekmesine rağmen bu pencereleri açık bırakarak 2863 sayılı Yasaya muhalefet etmektedirler. Bu nedenle otel yetkilileri hakkında davacı ve şikayetçiyim.” demiştir.

3. Sanık … savunmasında; “dava konusu yerin maliki ben ve kardeşim Necmettindir. 1993 yılında kardeşim, annem beraber burayı satın aldık. Burası şuanda bir oteldir. Annem 2013 de vefat etti. Şuanda burayı kardeşim Necmettin ile birlikte ben işletiyorum. 2009 yılında yapıldığı iddia edilen müdahaleler bizim tarafımızdan yapılmadı. Bu belirtilen müdahaleler 1993 yılında biz satın aldığımızda da vardı. Biz satın aldıktan sonra bu yerde herhangi bir değişiklik yapmadık. Kardeşim de yapmadı. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben 3-4 senedir bu binayı işletiyorum. Öncesinde annem vardı. Ben buranın Kültür Tabiat Varlıkları korumasında olup olmadığını daha önce bir evrakta okumuştum ancak ne zaman okuduğunu tam hatırlamıyorum. Kardeşim Almanya da yaşar. Otelin ortağıdır. Ancak geldiğinde senede bir ay otelle ilgili bilgi sahibi olmaktadır. Bunun haricinde Almanya da çalışır. Temmuz ayında gelecektir.” demiştir.

4. Sanık … savunmasında; ” Dava konusu yer bana ve kardeşim Şerafettine annemden miras olarak kaldı. Annem 2013 de vefat etti. O tarihe kadar burası annemin mülküdür. Burayı annem işletiyordu. Ben 1979 da yılından beri Almanyada çalıştum. 2012 yılının sonlarında Türkiye ye gelip gitmeye başladım. Şuan da Türkiyedeyim. Daha konusu binadaki otelin işletmesiyle ilgim yoktur. Çünkü belirtilen iddialar 2012 yılı öncesine aittir. Ben o tarihte Türkiye de değildim. Bildiğim kadarıyla yasaya aykırı olarak yapılan bir işlem yoktur. Yan tarafta inşaat yapıldı. Annem onları kaçak olduğu için şikayet etti. Onlar açısından en üst katın yıkılmasına dair karar çıktı. Bizim binamızda herhangi bir usulsüzlük yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum.” demiştir.

5. Mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; dava konusu yapının kentsel ve arkeolojik sit alanı içerisinde, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli yapı olduğu, dava konusu pencerelerin tescil tarihinde ve yapının özgün durumunda da var olduğu, otel yapısının terasında kaçak kat yapıldığına ilişkin alanın taş, tuğla, beton malzemeden oluşmayan hafif doğrama malzemesi ve cam ile, otel terasında oturan müşterilerin yağmurdan ve rüzgardan korunmasını amaçlayan ve yanları tamamen açılır kapanabilir durumda alan olduğu, bu alanın 5237 sayılı Kanun’un 184. maddesi kapsamında kalmadığını, yapının onaylı projesine aykırı olmadığı belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Dava konusu kentsel ve arkeolojik sit alanı içerisindeki, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli binada, kurul kararına rağmen aykırı eylemlerin giderilmediği ve aykırı uygulamalara devam edildiğine ilişkin açılan kamu davası kapsamında, sanıkların üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, projeye aykırı herhangi bir eylemde bulunmadıklarını belirttikleri, mahkemece mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile dava konusu yapının mevcut halinin onaylı rölöve ve restorasyon projesine uygun olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, mahkemece sanıkların beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2014/304 Esas, 2016/363 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.09.2023 tarihinde karar verildi.