Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/3388 E. 2023/4743 K. 06.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3388
KARAR NO : 2023/4743
KARAR TARİHİ : 06.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/54 E., 2020/243 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/54 Esas, 2014/697 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/54 Esas, 2014/697 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 23.12.2019 tarihli ve 2018/5767 Esas, 2019/12144 Karar sayılı ilâmıyla özetle; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak yokluğunda mahkumiyet kararı verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Dairemizin bozma kararı üzerine Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/54 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.06.2021 tarihli ve 2020/60581 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
Maktulün üçüncü bir kişi tarafından kasten öldürülüp öldürülmediğinin belli olmadığına, bu anlamda aydınlatılmamış olayın kendi aleyhine yorumlanmaması gerektiğine,

Lehe hükümlerin uygulanmamasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine, İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “Ölenin Suriye uyruklu olduğu, olay tarihinde yapımı devam etmekte olan inşaatta işçi olarak çalıştığı, söz konusu inşaatın sahibinin sanık … olduğu, sanık …’in de taşeron sözleşmesi ile inşaatın kalıp ve demir işlerini yaptığı, olay tarihinde inşaatın üst katlarında ismi belirlenemeyen bir şahıs tarafından inşaat demirinin düşürüldüğü, düşen demirin maktüle isabet ettiği, bu nedenle maktülün öldüğü anlaşılmaktadır. Olayda dinlenen tanık anlatımları, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporu ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi raporuna göre; inşaatın üst katlarında çalışan işçiler tarafından inşaat malzemelerinin taşınması ve yerleştirilmesi sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı anlaşıldığından işveren … ve alt işveren konumundaki …’in olayda tali kusurlu olduğu, kimliği tespit edilemeyen ve inşaat demirini düşüren işçinin ise asli kusurlu olduğu, maktülün herhangi bir kusuru olmadığı anlaşılmış taksirle ölüme neden olmak eylemi nedeniyle kusurları tespit edilen sanık …’ün cezalandırılmasına, bilirkişi raporuna göre asli kusur izafe edilen açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahıs hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

2.05.01.2014 tarihli olay ve görgü tespit tutanağı ile 06.01.2014 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı dosya kapsamında mevcuttur.

3.Dosya kapsamında yer alan; 14.04.2014 tarihli A sınıfı iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, asıl işveren olan sanığın alt işverenin çalışanlarının iş güvenliği emniyetinden birlikte sorumlu olmasından ve yetersiz denetiminden dolayı tali kusurlu olduğu, 15.07.2014 tarihli iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, inşaatın üst katlarında demir çubukların taşınması, istifi ve döşeme işlerinin emniyetli şekilde yapılmasını sağlamayan, inşaatın tabliye kenarlarına malzeme düşmesine karşı korkuluk yaptırmayan, inşaat içindeki malzemelerin aşağı düşürülmemesi için gerekli iş düzenini ve iş disiplinini oluşturmayan asıl işveren olan sanığın tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.

4.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarih, 2017/463 E., 2018/20 K. sayılı ve 23.01.2018 tarih, 2015/962 E., 2018/16 K. sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile birlikte 5275 sayılı Kanun’un 106 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığın temyiz isteği yönünden;
1.Sanığın sahibi olduğu inşaatın üst katlarından düşen bir demirin inşatta kalıp işçisi olarak çalışmakta olan ölene isabet etmesi şeklinde meydana gelen ve asıl işveren olan sanığın tali kusurlu olarak bir kişinin ölmesine sebebiyet verdiği iş kazasına ilişkin; Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen kusur durumuna ilişkin raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.

2.Mahkemece sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla; sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/54 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi.