Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/3972 E. 2022/6836 K. 17.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3972
KARAR NO : 2022/6836
KARAR TARİHİ : 17.10.2022

Mahkemesi :Ceza Dairesi

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hükme yönelik, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 10.05.2017 tarihli, 2017/301 Esas, 2017/1593 Karar sayılı ” … 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2016 tarih, 2015/301 Esas – 2016/235 Karar sayılı kararının kaldırılarak, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile toplam 16.600 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” ilişkin karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 23.09.2012 – 19.06.2014 tarihleri arasında 634 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Davacının 118.849,76 TL maddi, 1.000.000 TL ıslah ile de 1.500.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece maddi zararlar bakımından, 9.631,28 TL terfi maaş farkının 30.08.2013 tarihinden, 14.600 TL vekalet ücreti masrafının 31.03.2015 tarihinden, 308,28 oyak bedeli zararının 31.03.2015 tarihinden, 110,87 TL noter harç masrafının 07.11.2014 tarihinden, 50.000 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesi üzerine davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılıp, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak, maddi zarar bakımından 14.600 TL vekalet ücreti masrafının 31.03.2015 tarihinden, 2.000 TL bilirkişi masrafının 30.10.2014 tarihinden, 80.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiş olup;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin davacının tazminat talep şartlarının bulunmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna, karşı vekalet ücreti istemine, faiz başlangıç tarihine ve sair temyiz itirazlarına ve davacı vekilinin maddi tazminat miktarının eksik olduğuna ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, yargılandığı ceza dosyasında bilirkişiye ödenen ücretin CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin gözetilmeyerek bilirkişi raporunda belirtilen hususların maddi zarar kapsamına dahil edilmesi,
2-Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 10.05.2017 tarihli, 2017/301 Esas – 2017/1593 Karar sayılı “İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile toplam 16.600 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” dair hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA; bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE; 17.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.