Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/4604 E. 2023/1001 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4604
KARAR NO : 2023/1001
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2014 tarihli, 2013/395 Esas, 2014/205 Karar sayılı kararı ile işbu dosyada temyiz dışı sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin geçici olarak 2 yıl süreyle alınmasına karar verilmiştir.

Anılan kararın sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.03.2016 tarihli, 2015/4746 Esas, 2016/3861 Karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

İşbu dosya sanığının 22.04.2016 tarihinde … Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu dilekçeyle, … sürücüsünün kendisinin olduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Talep üzerine 25.04.2016 tarihinde dosya üzerinden verilen ek kararla talep kabul olunmuş ve infaz durdurulmuştur. Dosya yeni esasa kayıt olunarak sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan yargılama yapılmıştır.

2…. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2014 tarihli, 2013/395 Esas, 2014/205 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin geçici olarak 2 yıl süreyle alınmasına karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.07.2021 tarihli ve 2018/21622 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A)O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden;
Somut olayda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğuna,

B)Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Takdiri indirim hükümlerinin ve 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,

2.Hükmedilen ceza miktarının, sanığın kusur durumuna göre isabetsiz olarak fazla olduğuna

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mahkemece, ”…… Ağır Ceza Mahkemesinde 2013/395 esas numarasından kamu davası açıldığı ve … hakkında 22.04.2014 tarih ve 2014/205 karar numarasıyla mahkumiyet kararı verildiği ve kararın 10.03.2016 tarihinde Yargıtay onaması ile kesinleştiği, sanık …’ın 22.04.2016 havale tarihli dilekçe ile … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına başvurarak olay tarihinde suça karışan aracı kendisinin kullandığını beyanla yargılanmanın yenilenmesini talep ettiği ve talebi sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/135 esas numarasından kamu davası açılıp … hakında atılı suçun işlenmediği gerekçesi ile beraat kararı verildiği ve sanık … hakkında taksirle ölüme neden olma suçu açısından Cumhuriyet Başsavcılığımıza suç ihbarında bulunulduğu, sanığın ihbar sonrasında yapılan yargılama kapsamında alınan savunmalarında üzerine atılı suçu ikrar ettiği; alınan tanık beyanlarının ve … Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/135 Esas sayılı dosya kapsamının, sanık …’ın ikrar mahiyetli beyanlarını doğrular nitelikte olduğu, bu suretle sanığın ikrarlarının mahkememizce delil niteliğinde hükme esas alınabilir olarak bulunduğu; sanık savunmaları ve katılanların beyanları ile tüm dosya kapsamı münderecatı değerlendirildiğinde; suç tarihi olan 30.06.2012 günü saat 06.50 sıralarında sanık …’ın sevk ve idaresindeki . plaka sayılı aracın içinde …, … ve … olduğu halde, … istikametinden … istikametine doğru seyir halinde bulunduğu sırada aynı yönde seyir halinde olan mağdur …’nun sevk ve idaresindeki . plakalı … içinde diğer mağdurlar …, …, … ve …’nun bulunduğu otomobilin sol arka kısmına kendi otomobilinin sağ ön tamponu ile çarptığı; Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 08/04/2013 tarih ve B.03.1.ATK. 4.06.00/101.02/2013-3476-1403 sayılı raporuna göre; kazanın oluşumunda sürücü …’nın asli kusurlu olduğu, sürücü …’nun ise kusursuz olduğu belirtilmiş; bu doğrultuda meydana gelen olayda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, müştekiye atfı kabil bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla, bu şekli ile meydana gelen eylemin basit taksir kapsamında kalıp, somut olayda sanığın kazanın gelişimini öngördüğü ve öngörmesine rağmen eylemine devam ettiğine dair, dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmamakla olup, bu suretle Sanık …’ın maktul …’ya karşı işlediği sabit olan taksirle bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 85/2.maddesi gereğince failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmekle TCK 22/3 maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın suç sonrası gösterdiği tavır ve davranışlar, kolluk görevlilerine yanıltıcı beyanlarda bulunarak adli mercileri yanıltmış olması nedeni ile sanık hakkında TCK’nun 62.maddesinde yazılı takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına,suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun ağırlığı gözönüne 5237 sayılı TCK 50/4.maddesi delaletiyle 50/1-a maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,sanığın eylemi taksirle işlemiş olduğu anlaşıldığından 5237 sayılı TCK 53/1.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, 5237 sayılı TCK 53/6.maddesi gereğince takdiren 2 yıl süreyle sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına, karar verilerek aşagıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir…”

Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Katılanların kati adli muayene raporları dosyada mevcuttur.

3.30.06.2012 tarihli ölen …’ya ait ölü muayene tutanağında,
”…
Cesedin dış görünümü, film ve grafilerinin yapılan incelemesinde kişinin ölüm sebebi trafik kazasına bağlı iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu ve hipovolemik şok olduğu düşüncesindeyim, klasik otopsi yapılmasına gerek yoktur
…”
Denilmektedir.

4.Sanık aşamalarda, aracının bacanağının çalıştığı şirkete ait olduğu, şirketin bacanağından başka herhangi bir kimsenin aracı kullanmasını yasakladığından ötürü bacanağının polislere aracı kendisinin kullandığını beyan ettiği oysaki aracı idare edenin bizzat kendisi olduğunu ileri sürmüştür.

5.Tanıklar …, …, … mahkeme huzurunda verdikleri ifadelerinde, sanıkla aynı doğrultuda beyanda bulunmuşlardır.

6.Olay tarihli kaza tespit tutanağında ve 15.06.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunda, … sürücüsünün, seyir halindeyken yola gereken dikkatini vermediği, aracının sağ ön kısmı ile ön ilerisinde kendisiyle aynı yönde sağ şeridi takiben seyir halinde olan otomobile önlemsizce arkadan çarpmasıyla meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle tam kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığın idaresindeki otomobille, gündüz vakti, meskun mahal dışı, bölünmüş asfalt kaplama devlet yolunda seyrederken, olay mahalline geldiğinde, önünde sağ şeritte aynı istikamette seyreden sürücü … idaresindeki otomobile çarpmasıyla, sanığın tam kusuruyla bir kişinin ölümüne, üç kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, iki kişinin ise hayatı tehlike geçirecek ve vücutlarında ağır derecede kırık oluşacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu olaya ilişkin yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

A)O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden;
Seyir halindeyken, yeterli dikkati önündeki trafiğe vermeyen sanığın, eylemlerinin basit taksir seviyesinde kaldığı, dairemiz yerleşik içtihatlarına göre bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektirecek bir durumun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından o yer Cumhuriyet savcısının bu husustaki temyiz istemi reddolunmuştur.

B)Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Sanığın meydana gelen kazadan sonra adli mercileri yanıltma amaçlı beyanlarda bulunarak mezkur suçu kendisinin işlemiş olmasına rağmen, suçu inkar ederek başka birisinin suçu üstlenmesine göz yumduğu ve yürütülen adli tahkikat kapsamında da yalan beyanlarda bulunmuş olması bir başka deyişle sanığın suç sonrası olumsuz tavır ve davranışları gözetildiğinde mahkemece takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırı bir durum tespit edilmemiştir.

2.5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği, mahkemenin bu hususları dikkate alarak takdir hakkını kullandığı gözetildiğinde bu hususta bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Sanığın tam kusurlu olarak iki kişinin nitelikli, üç kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına ve bir kişinin ölümüne sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza miktarı isabetli bulunduğundan sanık müdafiinin temyiz istemi reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/204 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.