YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4662
KARAR NO : 2021/9189
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 22/3, 89/2-e, 62, 52/2-4. maddeleri ve CMK’nın 326/son maddesi gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2016/13-1281-2019/216 sayılı kararı ile benzer nitelikteki birçok kararında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur. Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanların, başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.
İncelenen dosyada; sanığın ve müdafinin yokluğunda verilen hükmün, UYAP üzerinden yapılan incelemede sanık müdafii tarafından CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen tebliğden itibaren yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 20/03/2021 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmış ise de; hükmün yasa yolu kısmında temyiz süresinin tebliğden itibaren ”15 gün” olarak belirtilmesi sebebiyle, sanığın bu yanılgılı bildirimden kaynaklı olarak temyiz hakkını süresinde kullanmasının engellendiği ve sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın, 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ”Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, temyizen incelenen kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapılmayacağına ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmakla, tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, lehe hükümleri uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Dosya içeriğine göre olay günü sanığın idaresindeki kamyonet ile meskun mahalde, gündüz vakti, bölünmüş, asfalt kaplama yolda seyrederken, ışık kontrollü dört yönlü kavşağa geldiğinde, kendisine hitap eden kırmızı ışığa rağmen kavşağa giriş yaptığı esnada, gidiş yönüne doğru soldan kavşağa giriş yapan motosikletin sağ yan kısmına çarparak, sanığın tam kusurlu şekilde, katılanın hayat fonksiyonlarını 2. derecede etkileyecek ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda;
1-Sanığın kusurlu eylemi sonucu katılanın yaşam tehlikesi geçirecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına rağmen, sanık hakkında TCK’nın 89/1. maddesi gereğince belirlenen temel cezanın, 89/2. maddesine göre yarı oranında artırım yapılması sırasında uygulama maddesinin 89/2-b-e yerine 89/2-b olarak gösterilmesi,
2-Sanığa verilen taksitli adli para cezasının taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline karar verileceğinin ve ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtarına yerine yalnızca taksitli adli para cezasının taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline karar verileceği ihtaratına yer verilerek TCK’nın 52/4. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. fıkrasında yer alan “89/2-e” ibaresinden sonra ”89/2-b” ibaresinin eklenmesi ve hükmün 7. fıkrasında ”tahsil edileceğinin” ibaresinden sonra ”ve ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve Yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.