Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/500 E. 2023/1244 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/500
KARAR NO : 2023/1244
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2014 tarihli, 2014/272 nolu asıl dosya iddianamesi ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet ettiğinden bahisle kamu davası açılmıştır.

2. … Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2015 tarihli, 2015/64 nolu iddianamesi ile sanık hakkında mühür bozma suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış olup, … Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/100 Esasına kaydedilmiştir.

3…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2015/100 Esas, 2015/176 Karar sayılı kararı ile dosyanın…Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/12 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

4…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/12 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.01.2021 tarihli ve 2016/291753 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Sanığın 2863 sayılı Kanuna muhalefet ettiğine,

2.Diğer temyiz sebeplerine,

ilişkindir.

B. Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği;
1.Sanığın 25.04.2014 tarihli iddianameden sonra eylemine devam ettiğinden 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiğine,

2.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1.İddia, sanık savunması,tanık beyanları, müdahil idare vekili beyanı, keşif, mahalli bilirkişi, teknik bilirkişi raporları, suça konu yerin sit alanı sınırları içerisinde olduğunu gösterir kroki, kaymakamlığın ilan tutanağı ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı Yasaya nühalefet ve mühür bozma suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmasında, “söz konusu inşaat mühürlendikten sonra yaylaya çıktığını, 11. Ayda köye indiğini, bu süre zarfında inşaat yapmadığını” beyan ettiği, İlk Mühürlenmenin 2014 ün 3. aylarında yapıldığı bu mühürlemeden önceki suç ile ilgili sanık hakkında dava açıldığı ve 2014/84 E, 2014/377 K sayılı kararı ile sanığın cezalandırıldığı, bu tarihten sonra sanığın yaylaya çıktığı ve 11. aydan sonra yayladan döndüğünün tanık beyanları ile de anlaşıldığı, bu durumda inşaata devam edilmiş olup bundan sonraki tespitlerde sanığın inşaati yaptığına dair kesin ve inandırıcı yeterli delilin bulunmadığı, bilakis sanığın bu süre zarfında yaylada olduğunun anlaşıldığı, sanığın savunmasında kendisinin bir başka kişiye inşaatın tamamlanması doğrultusunda talimat vermediğini belirttiği, talimat verdiğine dair sanığın savunmasının aksine de başkaca bir delilin bulunmadığının anlaşıldığı, Ceza yargılamasında fail hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olması gerektiği, bu durumun ceza yargılamasının temel prensibi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tabii bir sonucu olduğu, bu ilkenin kabul edilmesinin sebebinin bir suçlunun cezasız kalmasının, bir suçsuzun mahkum olmasına tercih edilmesi olduğu, temel amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut başkaca bir delile de ulaşılamadığı gerekçesiyle, sanığın mühür bozma ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından beraatine karar verildiği belirtilmiştir.

2. Sanık 23.12.2014 tarihinde müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla savcılıkta verdiği ifadesinde; “İfade vereceğim olayı anladım. … ilçesi, . Mahallesi .Mevkiinde 158 ada 42, 43 ve 44 nolu parsellerde kaçak yapı yaptığım doğrudur. Ancak bu eylemim ile ilgili hakkımda…Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/123 numaralı soruşturma dosyası üzerinden hakkımda kamu davası açıldı. … Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/84 esas sayılı dosyası üzerinden ceza aldım. Mühürlemeden sonra herhangi bir inşaii faaliyette bulunmadım. Belirttiğim inşaat 2014 yılının ilkbahar döneminde yaylaya çıkarak başladım. 2014 yılının sonbahar döneminde ilçe merkezine geldim. İnşaat yapılan yerde kalmıyorum. 25.04.2014 tarihli iddianame tarihinde iddianame düzenlenmesinden sonra bu yapı üzerinde herhangi bir inşaii faaliyette bulunmadım. Yapılan inşaat mühürlendiği şekilde durmaktadır. Yıkıp eski haline getirmedim. Suçlamayı kabul etmiyorum.” demiştir.

3. Sanık asıl dosyaya ilişkin savunmasında; “Üzerime atılı suçlamayı anladım, kabul etmiyorum, ilk mühürlemeden sonra kesinlikle inşaata devam etmedim, inşaatı durdurdum, hala da inşaatın durmuş olduğu görülmektedir, inşaatın olduğu yer imarlı arazi olup bu yere ruhsat alacağım, belediyeden ruhsat bekliyorum, daha sonra inşaata devam edeceğim, ruhsat alana kadar hiçbir şekilde inşaat yapmayacağım, suça konu yerin sit alanı olduğunu biliyorum, ancak dediğim gibi hiçbir şekilde inşaata devam etmedim, suçsuzum, beraatimi talep ederim.” demiştir.

4. Sanık birleşen dosyaya ilişkin savunmasında; “Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Ben söz konusu inşaat mühürlendikten sonra yaylaya çıktım. Bir daha 11. ayda köye indim. Bu süre zarfında ben herhangi bir inşaat faalinde bulunmadım. Benim yaylada olduğuma dair şahitlerim de vardır. Haberim olmadan aileden biri inşaata devam ettiyse ben bunu araştırıp mahkemeye bildireceğim. Keza inşaat yarım halde durmaktadır. Benim suç kastım olsaydı yayladan döndükten sonra bu inşaatı bitirirdim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Bereatimi talep ediyorum dedi. Mahkeme aksi kanaatteyse lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum.” demiştir.

5. Tanık . beyanında: “Sanık … ile yaylada komşuyuz. Yaylaya Mart ayında çıkıyoruz. Bir daha Ekim sonu Kasım başı gibi dönüyoruz. Ben bildiğim kadarıyla Şüşe 2014 mart ayından sonra yaylaya çıkmıştır. Hatta beraber hayvan otlattık. Hayvanlara ot taşıdık. Bizim yayla Bayburt’a daha yakın olduğu için hastalık ve ihtiyaç halinde . iline gidiyoruz. Bu süre zarfında sanık … ilçesine hiç inmedi. Sanık bana Uzungöl’de yerlerinin olduğunu söylemişti. Mart ayından sonra bu inşaata devam etmediğini, kanundan korktuğunu bana söylemişti. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” demiştir.

6. Tanık . beyanında; “Sanık … ile yaylada komşuyuz. Sanık 10 seneden beri yaylacılık yapar. Yaylaya Mart ayında çıkarız, bir daha kış başlangıcında yaylada kar yağınca yayladan ineriz. Geçen sene de 2014 yılında da sanık … yaylada idi. Sanık …’nin de inekleri vardır. Biz hiç …’ya inmeyiz hastalık ve ihtiyaç durumunda.’a gideriz. .de ev yapıp yaptırmadığını bilmiyorum, benim bildiğim .’nin yaz aylarında yaylada bulunduğudur. Yaz aylarında inşaat yapıldıysa Şüşe tarafından yapılmamıştır. Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” demiştir.

7. Mahkemece mahallinde 08.04.2015 tarihinde keşif icra edilmiştir.

8. Keşif neticesinde alınan fen bilirkişisi raporunda; dava konusu taşınmazın I. ve III. Derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı belirtilmiştir.

9. Keşif neticesinde alınan inşaat bilirkişi raporunda; dava konusu yapının henüz tamamlanmadığı, kullanılan betonarme ve çelik imalatlar nedeniyle kalıcı nitelikte olduğu, sit alanının doğal yapısına zarar verdiği, 12.03.2014 tarihli yapı tatil zaptı, 19.03.2014 tarihli kaçak yapı görgü tespit tutanağı, 14.11.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ekindeki resimler ile yapının keşif günündeki hali kıyaslandığında inşai faaliyetlerin, 12.03.2014 tarihinden sonra devam ettiği, ilk iddianameden sonra da 25.04.2014 tarihinden itibaren devam ettiği belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
12.03.2014 tarihli yapı tatil zaptı ile 4 katlı yeni kaçak inşaat yapıldığının tespit edildiği, 19.03.2014 tarihli kaçak yapı görgü tespit tutanağı ile de ilk tespitten sonra çatı katı profil demirlerinin tamamlandığı, eyleme devam edildiğinin tespit edildiği, … Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2014 tarihli iddianamesi ile, sanığın 12.03.2014 tarihli yapı tatil zaptı ve mühürlemeden sonra eylemine devam ettiği, 19.03.2014 tarihinde eylemin devam ettiğine dair tespitte bulunulduğundan bahisle 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçlarından kamu davası açıldığı, … Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/84 Esas sayılı dosyasında 21.10.2014 tarihli karar ile sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine, mühür bozma suçu açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, 14.11.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı ile ise, inşaatın devam ettiği, çatıda bir işçinin çalışmakta olduğu, en son 19.03.2014 tarihli tespitten sonra yapının çatısının sac ile kapatıldığı, yanlarının da tahta malzeme ile kapatıldığı hususlarının tespit edildiği, sanığın savunmasında ilk mühürleme işleminden sonra eylemine devam etmediğini, 2014 yılının Mart ayında yaylaya çıktığını, köye 11. ayda indiğini, inşaatın halen yarım halde durduğunu, kendisinden habersiz aile fertlerinden birinin inşaata devam etmiş ise bunu mahkemeye bildireceğini beyan ettiği, mahkemece sanığın tanıklarının dinlenildiği, tanıkların yeminli beyanlarında, sanığın 2014 yılının Mart ayında yaylaya çıktığını, kendisi ile yaylada komşu olduklarını, yaylaya Mart ayında çıktıklarını ve bir daha da kış başlangıcında yaylada kar yağdığında köye inildiğini beyan ettikleri, her ne kadar sanık ve tanıkların beyanlarından sanığın 2014 yılının Mart ayında yaylaya çıktığı anlaşılmış ise de; sanığın 23.12.2014 tarihinde şüpheli sıfatıyla, müdafii huzurunda savcılıkta verdiği ifadesinde kaçak inşaatın kendisine ait olduğunu, inşaata 2014 yılının ilkbahar döneminde yaylaya çıkarak başladığını, 2014 yılının sonbahar döneminde ilçe merkezine geldiğini, inşaat yapılan yerde kalmadığını, 25.04.2014 tarihli iddianameden sonra eylemine devam etmediğini beyan etmesi karşısında sanığın inşaata zaten yaylada olduğu dönemde başladığı ve 14.11.2014 tarihli tutanak ve mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan inşaat bilirkişisi raporu ile de 25.04.2014 tarihli iddianameden sonra inşaata devam edildiğinin tespit edildiği anlaşılmakla, sanığın yaylada olduğundan bahisle üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/12 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.04.2023 tarihinde karar verildi.