YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5807
KARAR NO : 2023/1534
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 17.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 08.11.2017 tarihinde göz altına alındığını, 10 gün göz altında kaldıktan sonra, … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.11.2017 tarih ve 2017/1100 Sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, 28.12.2017 tarihinde tahliye edildiğini, davacı hakkında … 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/78 Esas ve 2018/89 Karar sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı ve beraat kararı verildiği, bu kararın 05.04.2018 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilin dijital baskı işlemi yapan firma sahibi ve rekam şirketinde hissedar olduğunu, tutukluluk ve gözaltında kaldığı süre boyunca … ve işlemlerinin ziyadesiyle aksadığını, kamu kurumlarında girdiği ihalelerde terör örgütü üyeliği iddiası bulunduğu gerekçesiyle iptal edildiği, bu kapsamda oluşan maddi zararları için 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 08.11.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 28.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığı ile mükerrer dava olup olmadığının araştırılması gerektiğini, maddi zararın ispat edilemediğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/218 Esas, 2018/417 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2018/286 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2021 tarih, 2019/27251 sayılı tebliğnamesi ile temyiz isteminin reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının ortağı olduğu şirketin aldığı ihalenin iptal edilmesi ve alamadığı ihaleler sebebiyle maddi zararının daha fazla olduğuna, davacının avukatına ödediği miktarın da maddi tazminat hesabında göz önüne alınması gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “Davacı … vekili Av. …, 17/05/2018 havale tarihli dilekçesi ile, müvekkilinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 08/11/2017 tarihinde göz altına alındığını, 10 gün göz altında kaldıktan sonra, … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 17/11/2017 tarih ve 2017/1100 Sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, 28/12/2017 tarihinde tahliye edildiği, müvekkili hakkında … 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/78 Esas ve 2018/89 Karar sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı ve beraat kararı verildiği, bu kararın 05/04/2018 tarihinde kesinleştiği, müvekkilinin dijital baskı işlemi yapan firma sahibi ve rekam şirketinde hissedar olduğunu, tutukluluk ve gözaltında kaldığı süre boyunca … ve işlemlerinin ziyadesiyle aksadığını, kamu kurumlarında girdiği ihalelerde terör örgütü üyeliği iddiası bulunduğu gerekçesiyle iptal edildiği, bu kapsamda oluşan maddi zararları için 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 08/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte talep ettiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı CMK’nın 142/1. maddesinde “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde tazminat isteminde bulunabilir” şeklinde ki düzenlemeye istinaden kararın kesinleşme tarihi ve dava açılış tarihi dikkate alındığında davanın süresinde açılmış olduğu, CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız yakalama ve tutuklama müzekkeresinin devamında şartları oluştuğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü gerekmiştir.” denilerek davacı lehine 2.665,29 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminatın 08.11.2017 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacı tarafından gözaltı ve tutuklulukta kaldığı süre içerisinde şirket hissedarı olduğu dolayısıyla maddi kaybının bulunduğu iddiası ile ilgili olarak maddi zararı doğrulayan herhangi bir makbuz ya da belge ibraz edilmemesine rağmen şirket hissedarı olarak muhtemel kazanç kaybının maddi tazminata konu edilmesi neticesinde, bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplanan “2.340,10” TL yerine, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak “2.665,29” TL olarak tayin edilmesi sebebiyle davacı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarının 2.340,10 TL’ye düşürülerek istinaf talebinin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/78-2018/89 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 08.11.2017-28.12.2017 tarihleri arasında 50 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 05.04.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu, süresinde açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
1.Davacının hissedarı olduğunu iddia ettiği şirketin aldığı ve alması muhtemel ihalelerden kaynaklanan kazanç kaybının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası kapsamında talep edilebilecek doğrudan zarar niteliğinde olmadığından maddi tazminat hesabında dikkate alınmamasında isabetsizlik görülmemiştir.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davası dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından manevi tazminat miktarına yönelik temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2018/286 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.