YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5870
KARAR NO : 2023/1380
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 04.07.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Fetö silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 14.08.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 19.08.2016 tarihinde … Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandığını, … C.Başsavcılığının 25.10.2016 tarih ve 2016/3075 Esas sayılı iddianamesi ile … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/323 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, yargılama sırasında 26.12.2016 tarihinde tahliye edildiği, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tefrik kararı verilerek yargılamanın 2017/145 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yargılama neticesinde 17.03.2017 tarihinde beraatına karar verildiğini, 27.03.2017 tarihinde kesinleştiğini belirterek, maddi ve manevi zarara uğradığından bahisle 30.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000,00 TL tazminatın haksız gözaltına alma tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 31.07.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2017 tarihli ve 2017/153 Esas, 2017/530 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2018/4869 Esas, 2018/2405 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.09.2021 tarihli, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
Davanın reddedilmesi gerektiğine,
Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine,
ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
Serbest meslek makbuzundaki avukatlık ücretinin maddi tazminat kapsamında kabul edilmesi gerektiğine,
Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının 14.08.2016 tarihinde gözaltına alındığı, yargılama neticesinde şüpheden uzak delil elde edilemediği, yani eylem sabit görülmediğinden CMK’nın 223/2-(e) kapsamında beraatine karar verildiği, kesinleşen karar üzerine 04.07.2017 tarihinde tazminat davasının açıldığı, davacının dosyada mevcut adli sicil kaydının incelenmesinde tazminata konu gözaltı ve tutuklulukta geçen sürenin mahsup edileceği başka bir ilamın bulunmadığı, mahsup edilmediği tespit edilmiştir.
Davacı 7.000,00 TL avukatlık ücreti ve ceza evinde kalması sebebiyle diğer kişisel harcamaları, gelir kayıpları ile vs. maddi kayıpları için toplam 30.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunduğu, davacının devlet memuru olarak çalıştığı, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği dönemde açığa alındığı ve ücretinin 2/3 kısmını almaya devam ettiği, sonrasında yeniden göreve başlatıldığında mahrum kaldığı maaş kısmının ödendiği, ayrıca davacının tutuklanması nedeniyle veya ceza evinde yaptığı harcamalara ilişkin her ne kadar dava dilekçesinde fiş ve makbuzlar sunulduğu gösterilmiş ise de, 2 adet avukatlık serbest meslek makbuzu dışında başka bahsedilen kişisel harcamalara ilişkin belge sunulmadığı, kaldı ki ceza infaz kurumunda yaptığı günlük harcamanın maddi zarar olarak gösterilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bunun yanında avukat tutmak zorunda kaldığından bahisle 7.000,00 TL avukatlık vekâlet ücreti ödediğini ileri sürümüş ve makbuz ibraz etmiş ise de … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/145 Esas ve 2017/82 Karar sayılı dosyasından davacı lehine AAÜT’ye göre 3.960,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yargılama aşamasında beraat eden sanıkların vekilleriyle ilgili aralarındaki şahsi anlaşma neticesinde anlaştıkları vekâlet ücretlerine miktarı ne olursa olsun hazineden talep edemeyecekleri, yargılama neticesinde beraat kararı veren mahkemenin kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine karar tarihindeki asgari avukatlık ücret tarifesindeki maktu vekalet ücretine hükmedeceği, Yargıtay’ın 12. Ceza Dairesinin 17.02.2016 tarih, 2015/14221 Esas ve 2016/2293 Karar sayılı ilamının bu yönde olduğu görülmekle, maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat açısından, üzerine atılı dava dosyasına konu beraat ettiği suçun niteliği, toplumda algılanış şekli, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, kişiliği üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ile hükümlülüğe neden olan olayın gerçekleşme tarzı, hak ve nesafet kuralları dikkate alınarak gözaltında kaldığı 14.08.2016 ile 18.08.2016 tarihleri arasındaki 5 gün gözaltı ve 19.08.2016 – 26.12.2016 tarihleri arasında tutuklu bulunduğu 4 ay 7 gün için 10.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/145 Esas, 2017/82 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 14.08.2016-26.12.2016 tarihleri arasında 134 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 17.03.2017 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 27.03.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 10.000,00 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1. Serbest Meslek Makbuzundaki Avukatlık Ücretinin Maddi Tazminat Kapsamında Kabul Edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.2. Hükmedilen Manevi Tazminatın Az olduğuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2018/4869 Esas, 2018/2405 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B.2.) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğündenAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2018/4869 Esas, 2018/2405 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.