YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5972
KARAR NO : 2023/135
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 30.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı 11.02.2012 tarihinde gözaltına alınarak 14.02.2012 tarihinde tutuklandığını, 19.09.2012 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonucunda 11.11.2016 tarihinde beraat ettiğini, müvekkilinin tutuklanmadan önce alçı-boya-ısı yalıtım ustası olarak çalıştığını, müvekkilinin aynı zamanda engelli olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin haksız tutuklama nedeniyle duyduğu üzüntü, acı ve ömür boyu duyacağı kaygı, tutukluluk süresi içerisinde sağlığının bozulması, toplum içerisinde kötü vasıflandırılması nedenlerinden ötürü 100.000,00 TL manevi tazminat ile yine tutuklu kaldığı sürelerde çalışamamaktan kaynaklı kazanç kayıpları, ücret alacakları, cezaevinde yaptığı masraflar ile tutukluluk nedeniyle tahliye sonrasında da aynı işinde çalışamamasından dolayı 100.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, maddi ve manevi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 11.02.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 13.02.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hususları içermediğini, davacının günlük kazancının neye dayandığını belgelendirmediğini, tazminat şartlarının oluşmadığını, davacının 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesi kapsamında tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24/05/2017 tarihli ve 2017/10 Esas, 2017/87 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/2276 Esas, 2018/3066 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz taleplerinin esastan reddini talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz sebepleri maddi tazminat hesabının asgari ücret üzerinden yapılmasının hatalı olduğuna, tutukluluk süresinde davacının … sorunları yaşadığına ve gördüğü tedavilere ilişkin belgeler temin edilmeyerek eksik araştırma ile karar verildiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz sebepleri tazminat isteme koşullarının oluşmadığından, maddi tazminat bakımından talebin delillendirilmediğinden ve manevi tazminat isteminin maddi dayanaktan yoksun olduğundan dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğuna, davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesi gereğince yapılan incelemede, davacı tarafından verilen dava dilekçesinin belirtilen şartları taşıdığı, davanın yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının yapılan soruşturma kapsamında üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçu sebebiyle 14.02.2012 tarihinde tutuklandığı, 19.09.2012 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda 11.11.2016 tarihinde beraatine karar verildiği, beraat kararının temyiz edilmeksizin 18.11.2016 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme şerhli beraat kararının davacının kendisine 01.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin yasal süre içerisinde 30.01.2017 tarihinde tazminat talepli davayı açtığı, bu nedenle davanın süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Dava dosyası aslının istinaf kararının temyizi üzerine başka sanık yönünden Yargıtay da temyiz incelemesinde bulunması ve UYAP ortamında tüm dosya evraklarının bulunmaması nedeniyle davacının gözaltında kalıp kalmadığının tespit edilemediği belirtilerek, davacının 14.02.2012-19.09.2012 tarihleri arasında tutuklu kaldığı 218 gün için bilirkişi raporu doğrultusunda 5.197,86 TL maddi tazminata ve davacının sosyal durumu ile tutuklulukta geçirdiği süreden dolayı duyduğu üzüntü karşılığı olacak şekilde takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, dava dilekçesinde gözaltına alınma tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talep edilmiş olmasına rağmen mevcut dosya kapsamından davacının gözaltında kalıp kalmadığının tespit edilemediği gerekçesi ile tazminat miktarlarının tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince davacının gözaltı evrakları mahkemesinden getirtilmiş, yapılan incelemede davacının 11.02.2012 tarihinde gözaltına alındığı, 14.02.2012 – 19.092012 tarihleri arasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu kaldığı, yapılan yargılama neticesinde tutuklandığı suçtan beraatine karar verildiği, beraat kararının 18.11.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış, İlk Derece Mahkemesince davacının gözaltında kalıp kalmadığının belirlenemediği gerekçesi sadece tutuklulukta geçen süre için tazminata hükmedilmesinin ve faiz başlangıç tarihinin gözaltına alınma tarihi yerine tutuklanma tarihi olarak belirlenmesinin kanuna aykırı olduğu kabul edilerek davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş ve duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.
Davacının gözaltında kaldığı üç gün tazminat hesabına dahil edilerek 5.268,08 TL maddi tazminatın ve davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta geçen süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespit edilen 8.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/116 Esas – 2016/373 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı örgüt suçundan 11.02.2012 – 19.09.2012 tarihleri arasında 218 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 18.11.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması ve İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne ilişkin karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak hükmedilen tazminat miktarının 13.268,08 TL olması nedenleriyle, İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Geliri ve kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Davacının tutuklu kaldığı dönemde … sorunları yaşadığına dair iddialar nedeniyle dava dilekçesinde ilgili kurumlardan temin edilmesini istediği … raporlarına ve tedavi evraklarına ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurumlara müzekkere yazılmak suretiyle talep doğrultusunda gerekli araştırmanın yapıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususta eksik araştırmaya ilişkin temyiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/2276 Esas, 2018/3066 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B.3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/2276 Esas, 2018/3066 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.