Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6115 E. 2023/2488 K. 04.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6115
KARAR NO : 2023/2488
KARAR TARİHİ : 04.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2345 E., 2018/1510 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı 13.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/104109 hazırlık numarası ile 5237 sayılı TCK’nın 309, 310, 311 ve 312 maddelerinde sayılı suçlar ile ilgili kendisinin de aralarında bulunduğu bir kısım hakim ve savcılar ile ilgili soruştuma başlatıldığını, somut tek bir delil olmaksızın başlatılan soruşturma neticesinde hakkında haksız yakalama, gözaltı ve tutuklama kararları verilerek açıkça hukuka aykırı işlem tesis edildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma dosyasına verilen yetkisizlik kararları sebebiyle sırasıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ve en son İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bakıldığı, somut bir tek delile dayanılmaksızın TCK.nun 309, 310, 311 ve 312 maddelerince başlatılan soruşturmaya ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/21574 soruşturma numaralı dosyası kapsamında 12.03.2017 tarihinde kamu davası açmak için yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair hakkında karar verildiğini, tek bir delil olmaksızın ve 2802 sayılı Yasa’nın 88. maddesine aykırı olarak haksız ve hukuksuz yürütülen isimleri dahi toplumda infiale sebep olan, Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, TBMM’yi ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından 19.07.2016 tarihinden 12.06.2017 tarihine kadar tutuklama ve tutuklama halinin devamına karar verildiğini, darbe suçlamasıyla tutuklanmış olması ve darbecilerle birlikte anılmış olması ailesi ve eşinin ailesi nezdinde kendisini çok zor duruma düşürdüğünü, gözaltı kararı sonrası isminin haber sitelerinde, sosyal medyada, aile ve akraba çevresinde, görev yaptığı yerlerde darbeci olarak anılması telafisi maddi olarak imkansız manevi zararlara yol açtığını, tutuklandıktan yaklaşık 4 ay sonra idrar yolları rahatsızlığı başladığını, rahatsızlığı sebebiyle Bursa Devlet Hastanesi ve Adli Tıp Grup Başkanlığınca hakkında heyet raporunun olduğunu, bu açıklamalar doğrultusunda gerek şahsının, gerekse de ailesinin hayatlarının sonuna kadar unutulmayacak kadar acı ve iz bırakacı haksız tutuklama hadisesi karşısında meydana gelen mağduriyetinin giderilmesi, devlete ve adelete güvenin tesisi için lehine manevi tazminat hükmedilmesi yasa gereği bir zorunluluk olduğunu, bu nedenle 1.000.000,00 TL. manevi tazminatın 17.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 04.10.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2018 tarihli ve 2017/406 Esas, 2018/30 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2018/2345 Esas, 2018/1510 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.09.2021 tarihli, davacının temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz istemi;
1.Tazminat talebinin kabul edilmesi için infaz edilmesinin şart olmadığına,

2.Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunun birbirinden farklı olduğuna,

3.Aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin yüksek olduğuna,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu’na müzekkere yazılarak; savcılıkları tarafından yürütülen 2017/21574 soruşturma sayılı dosyasına göre mahkeme dosyasında davacı …’nin anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan gözaltına alındığına ilişkin tutanakların tasdikli örneğinin ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan tutuklama kararına ilişkin tutanağın ve tutuklama-tahliye müzekkeresinin tasdikli örneğinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/21574 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz olup olmadığının ve ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ilgiliye tebliğ edildiğine dair evrakın tasdikli suretinin mahkemeye gönderilmesi istenilmiş verilen cevabi yazıda soruşturma dosyasına iddianame düzenlenerek İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği ve bu mahkemenin 2017/78 esasına kaydı yapıldığı anlaşıldığından istenilen dosyaların gönderilemediği bildirilmiştir.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/78 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.07.2016 tarihli tutuklama müzekkeresi ile şüpheli …’nin tutuklandığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 12.06.2017 tarih 2017/2973 iddianame numaralı iddianamesiyle … hakkında silahlı terör örgütüne üye suçundan kamu davası açıldığı, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği tespit edilmiştir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 07.11.2017 havale tarihli cevabı yazısında davacı … hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 21.06.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, dosyada müşteki bulunmadığından herhangi bir itirazın yapılmadığı bildirilmiştir.

Adalet Bakanlığı Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 10.01.2018 havale tarihli müzekkere cevabında davacı …’nin Bursa 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20.07.2016 tarih ve 2016/231 sorgu sayılı 2 adet farklı suçtan kesilen tutuklama müzekkeresi ile kurumlarına alındığını, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesilen tutuklama müzekkeresinin 20.07.2016 günü infazına başlandığının ve halen devam edildiğinin, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan kesilen tevkifin infaz görmeden tahliye edildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir.

Her ne kadar davacı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan tutuklandığı ve bu suçtan dolayı hakkında takipsizlik kararı verildiğinden bahisle tazminat talebinde bulunmuş ise de Bursa H Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün müzekkere cevabında davacının anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan kesilen tevkifin infaz görmeden tahliye edildiğinin tespit edildiği bildirildiğinden davacının kesinleşmiş takipsizlikten dolayı tutukluluğunun infaz görmemesi nedeniyle CMK 141-142 maddeleri gereğince dava şartları oluşmadığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/21574 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 19.07.2016 tarihinde iki ayrı müzekkere ile tutuklandığı yapılan soruşturma üzerine Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 12.06.2017 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek aynı gün resen tahliye edildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/78 Esas, 2018/36 sayılı kararıyla atılı suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildiği, hükmün 17.06.2019 tarihinde kesinleştiği UYAP’tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır.

Davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yönelik tazminat isteminde bulunduğu, tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmıştır.

Davacının temyiz sebepleri yönünden yapılan incelemede;
1.Tazminat talebinin kabul edilmesi için infaz edilmesinin şart olmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 10.01.2018 havale tarihli müzekkere cevabında davacı …’nin Bursa 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20.07.2016 tarih ve 2016/231 sorgu sayılı 2 adet farklı suçtan kesilen tutuklama müzekkeresi ile kurumlarına alındığını, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesilen tutuklama müzekkeresinin 20.07.2016 günü infazına başlandığının ve halen devam edildiğinin, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan kesilen tevkifin infaz görmeden tahliye edildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin reddi yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunun birbirinden farklı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının aynı soruşturma kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından tutuklandığı, tutuklandığı suçlardan birinden mahkum olduğu, mahkum olduğu cezanın tutukluluk süresinden de fazla olmadığı anlaşılmıştır.

Dairemizin yerleşik uygulamalarında vurgulandığı üzere ve yukarıda açıklanan bilgiler ışığında davacının aynı soruşturma ve sorgu sırasında tutuklandığı tüm suçlar yönünden verilen esas hakkındaki kararlardan sonra tazminat isteme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebileceği, davacının mahkum olduğu cezanın tutukluluk süresinden de fazla olmadığı anlaşıldığından davacının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3.Aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin yüksek olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un “Tazminat istemi” kenar başlıklı 142 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(9)Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî
avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip
edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar
için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.

Hükmü karşısında davacının talep ettiği miktar bakımından hükmedilen vekâlet ücretinde hukuka aykırılık görülmemiştir

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2018/2345 Esas, 2018/1510 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.09.2023 tarihinde karar verildi.