Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6270 E. 2023/2479 K. 04.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6270
KARAR NO : 2023/2479
KARAR TARİHİ : 04.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3687 E., 2019/198 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 04.03.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 05.03.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 06.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin haksız yere gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelere ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesi gereğince 600.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 19.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle;davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

3. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.07.2018 tarihli ve 2018/82 Esas, 2018/279 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.01.2019 tarihli ve 2018/3687 Esas, 2019/198 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.09.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi ile davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Hükmedilen maddi tazminat miktarının fahiş olduğuna,

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna,

3.Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna,

4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine,
ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Hükmedilen maddi tazminat miktarının az olduğuna,

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacı vekilinin talebi, davalı … vekilinin cevap dilekçesi, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarih ve 2017/35 E – 2018/6 K sayılı ilamının onaylı sureti, bilirkişi tarafından düzenlenen 16.05.2018 havale tarihli bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, 20.05.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 26.05.2017 – 28.12.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, 09.01.2018 tarihinde beraat ettiği, beraat kararının 17.01.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından, davacının bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığı kanaatine varılmış, davanın yasal sürede ve yetkili olan mahkemede açıldığı belirtilmiştir.

Bilirkişi raporunda belirtilen miktar esas alınarak davacının maddi tazminat talebi kısmen kabul edilerek 29.676,40 TL maddi tazminatın davalı … Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, davacının haksız tutuklu kalması nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilerek, davacının zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek, hak ve nesafet kurallarına uygun olacak şekilde, davacının tutuklu kaldığı süre ile davacının sosyal ve ekonomik durumu da gözetilerek davacının manevi tazminat talebi kısmen kabul edilerek takdiren 15.000,00 TL manevi tazminatın, davalı … Hazinesinden alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/35 Esas, 2018/6 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 20.05.2017-28.12.2017 tarihleri arasında 222 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 09.01.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 17.01.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 04.03.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 05.03.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki hükmün davalı yönünden kesin olduğu görüşüne iştirak edilmemiştir.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
A.1.Hükmedilen maddi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Gözaltı ve tutukluluk dönemi için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hüküm tarihi itibariyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi gerekirken talebin kabul edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A.2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması sebebiyle davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz sebebi reddedilmiştir.

A.3.Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, hüküm tarihi itibarıyla mahkemece hükmedilen vekâlet ücreti miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

A.4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1.Hükmedilen maddi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Her ne kadar davacı vekili davacının tutuklanması sebebiyle konser etkinliklerinin iptal edildiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de talep edilen maddi zararların muhtemel zarar kapsamında olduğu değerlendirildiğinden gözaltına alındığı ve tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.2. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.1. Ve B.2.) paragrafında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.01.2019 tarihli ve 2018/3687 Esas, 2019/198 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.09.2023 tarihinde karar verildi.