YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6425
KARAR NO : 2023/3367
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3579 E., 2019/321 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Davacının temyiz aşamasında 18.05.2021 tarihinde vefat etmesinin ardından mirasçılarının aynı vekile vekalet vererek davaya devam etme iradelerini ortaya koydukları anlaşılmakla yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 14.03.2017-13.07.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 10.800,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 23.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, maddi zarar bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 tarihli ve 2018/50 Esas, 2018/75 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/3579 Esas, 2019/321 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarihli 2019/44705 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde “… Maddi tazminat ile mağdurların uğradıkları gelir kaybı, ödedikleri avukatlık ücreti ve yol giderleri gibi masrafların giderilmesi amaçlanırken, manevi tazminat ile kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle duyduğu elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amaçlanmaktadır. (YCGK 2011/7-2- E, 2011/52-K; YCGK E.2004/9-70.K.2004/83)… Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun olarak tayin edilmesi gerekir.Somut dosyada Malatya Devlet Hastanesinde hemşire olan davacının yukarıda anlatılan şekilde Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma iddiasıyla gözaltına alındığı, 14/03/2017 ve 20/03/2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 20/03/2017 tarihinde tutuklandığı ve 13/07/2017 tarihinde tahliye edildiği, çevredeki kişilerce “Fetöcü, vatan haini” olarak damgalanması, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, söz konusu suçlamalar nedeniyle yıpranan onuru ve sarsılan itibarı, yakınlarından uzaklaşması nedeniyle hasret çekmesi ve ruhsal sıkıntılara uğraması, yargılama süreci içerisinde yargı ortamında bulunmanın verdiği sıkıntılar ile tüm bunların neden olduğu elem ve ıstırap dikkate alınarak; bu elem, ıstırap ve diğer sıkıntıların bir ölçüde giderilmesi için davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, istikrar kazanmış uygulama dikkate alınarak manevi tazminat olarak hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun olacak şekilde takdir edilen 10.000,00 TL (on bin TL) manevi tazminatın davacıya verilmesine hükmedilmiş, her ne kadar davacı görevden geçici uzaklaştırıldığı için performans ücretini alamadığını ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; dava dilekçesinde belirtildiği gibi maddi tazminatın dayanağının gözaltına alma ve tutuklama olmadığı, görevden uzaklaştırılması nedeniyle söz konusu ücreti alamadığının belirtildiği, bu nedenle söz konusu talebin CMK 141,142 maddesinde düzenlenen maddi tazminat kapsamı dışında olduğu anlaşılmış, bu nedenle yasal koşulları oluşmayan maddi tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmış, bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/90-2018/92 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 14.03.2017-13.07.2017 tarihleri arasında 121 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 14.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde de görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/3579 Esas, 2019/321 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.