YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6475
KARAR NO : 2023/21
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 06.09.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin tasarlayarak öldürme suçundan beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 26.02.2014 – 01.10.2014 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle oluşan 25.000,00 TL maddi ve 90.000,00 TL manevi zararının 26.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiştir.
3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2017/360 Esas, 2018/134 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/3209 Esas, 2018/3867 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 29.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; istinaf mahkemesinin manevi tazminat tutarının takdir ve tayinini Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ışığında somut olayın özelliklerine uygun şekilde yapmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı … hakkında … 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2014 tarih ve 2014/ 147 E. 2014/403 K. sayılı kararı ile tasarlayarak öldürme suçundan beraat kararı verildiği, hüküm sanığın ve müdafiin yüzüne karşı tefhim edildiğinden kararın ve kesinleşmenin tebliğ edilmediği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.06.2017 tarih, 2016/5857 E., 2017/2139 K. sayılı ilamı ile onama kararı verilmesiyle kararın sanık yönünden 06.06.2017 tarihinde kesinleştiği, davanın 06.09.2017 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı, davacının 26/ 02/ 2014 – 27/ 02/ 2014 tarihleri arasında 1 gün gözaltında, 27/ 02 2014 – 01/ 10/ 2014 tarihleri arasında ise 242 gün tutuklu kaldığı, tutuklulukta geçirdiği sürelerin infaz gördüğü ve başka bir cezadan mahsup edilmediği, aynı konu ve nedene dayalı başka bir dava açılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili; müvekkilinin gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler için 25.000,00 TL maddi tazminat ile 90.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması kapsamında düzenlenen 18.11.2017 tarihli tutanak içeriğine göre, davacının bekar olduğu, çocuğunun olmadığı, kirada oturduğu, üzerine kayıtlı malvarlığı olmadığı, en son aylık 700,00 TL karşılığında kirada oturduğu, 2014 yılında aşçılık yaptığı, şu an ise çalışmadığı hususları tespit edilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili, davacının cezaevindeki ihtiyaçlarını karşılamak için borç almak zorunda kalması sebebiyle maddi zarara uğradığını beyan etmiş ise de; talebin haksız tutuklamanın yarattığı zararın karşılanmasına yönelik olduğu ve geniş yorumlanamayacağı, bu doğrultuda davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürede meydana gelen gerçek ve güncel zararının tespit edilmesi gerektiği, davacının yaşadığı gelir kaybının zaten maddi tazminat hesaplamasında dikkate alınacağı, bunun dışında davacının tutuklanmamış olması ihtimalinde de hayatını idame ettirebilmek için muhakkak harcamalar yapacağı dikkate alındığında cezaevindeki ihtiyaçlarına yönelik talebin yargılamamıza konu zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu husustaki talepleri tazminata esas alınmamıştır.
Davacının yaşadığı gelir kaybının tespiti amacıyla düzenlenen 08.02.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; sosyal ve mali durum araştırması ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan yazışmalarda olaydan önce bir çalışmasına rastlanılmadığı, tahliye olduktan sonra sadece 2014 yılının 12. ayında 22 gün süreli bir çalışmasının olduğu hususları dikkate alınarak davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin çalışamamış olması nedeniyle asgari ücret üzerinden hesaplanan 6.288,03 TL gelir kaybı yaşadığı tespit edilmiştir.
Davacının 25.000,00 TL maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; mevcut bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmekle yapılan saptamalar doğrultusunda 6.288,00 TL maddi tazminatın davacının haksız gözaltına alınma tarihi olan 26.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacının 90.000,00 TL manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; ekonomik ve sosyal durumu, yaşadığı ortam ve gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süre nedeniyle yaşadığı manevi ızdırap, hak ve nesafet ilkesi doğrultusunda dengelenmek suretiyle tazminatın zenginleşmeye neden olmaması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak takdiren 8.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 26/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası göz önüne alınarak hesaplanan 2.180,00 TL nisbî vekâlet ücretinin hazineden alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yerel Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden başvuruda bulunanların istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenmiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kalınan süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılarak, hüküm fıkrasında 8.000,00 TL olarak belirlenen manevi tazminat miktarının 11.000,00 TL olarak, hükmün birinci paragrafındaki vekâlet ücretinin, tazminat miktarında yapılan değişikliğin sonucu olarak 2.074,00 TL olarak düzeltilmesi sureti ile; sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 E., 2014/303 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının tasarlayarak öldürme suçundan 26/02/2014 – 01/10/2014 tarihleri arasında 217 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 06/06/2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemde çalışamamış olması sebebiyle, 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak maddi tazminatın belirlenmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, bölge adliye mahkemesi tarafından belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/3209 Esas, 2018/3867 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.01.2023 tarihinde karar verildi.