YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6481
KARAR NO : 2023/481
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında soruşturma başlatıldığını, … Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.06.2012 tarihinde gözaltına alındığı, savcılıkça ifadesi alındıktan sonra 30.06.2012 tarihinde serbest bırakıldığını, … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarih ve 2014/100 esas 2016/37 karar sayılı kararı ile beraat ettiğini ve bu beraat kararının Yargitay 16. Ceza Dairesinin 21.10.2016 tarih ve 2016/6202 esas 2016/5088 karar sayılı onama kararı ile kesinleştiğini belirterek, davacının haksız olarak gözaltında kalması, yargılamanın uzun sürmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında 887.071,00 TL maddi, 1.000.000.00 TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir
2. Davalı vekili 27.02.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın usul ve yasaya aykırı olarak açıldığını, yasal dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan yasal hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmiş olduğundan istemin haksız ve yasal olmadığını, davanın istemde bulunduğu tazminata miktarının davacının ekonomik ve sosyal durumuna göre fahiş değer içerdiğini, sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2017 tarihli ve 2017/60 Esas, 2017/397 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulünu karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2018/647 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Yargılama sebebiyle vekilin yaptığı masrafların, davacının başka ile tayin olması sebebiyle yaptığı masrafların, davacının subay olamaması sebebiyle uğradığı maddi tazminat talebinin ve avukatlık sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin maddi tazminat kapsamında kabul edilmesi gerektiğine,
2. Yargılamanın 5 yıl sürdüğü, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına yönelik taleplerin değerlendirilmeyerek hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
3. Hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğuna,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan soruşturma yapıldığı, … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 esas 2016/37 karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, 26.02.2016 tarihinde beraatine karar verildiği, verilen bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.10.2016 tarih, 2016/6202 Esas, 2016/5088 Karar sayılı ilâmıyla onanmak suretiyle kesinleştiği, davacının 29.06.2012 tarihinde gözaltına alındığı, 30.06.2012 tarihinde serbest bırakıldığı , haksız olarak gözaltında kalması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiği tespit edilmiş, davacının sosyal ve ekonomik durumu, maddi hak kaybı olan 2.000,00 TL maddi tazminatın ve davacının haksız olarak gözaltında kaldığı süre, duyduğu manevi ızdırap, sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek takdiren 250,00 TL manevi tazminatın davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği adli kontrol kararının verildiği tarih olan 29.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin davayı takip etmek için yaptığı seyahat ve konaklama masraflarının gerçek maddi zarar niteliğinde bulunmadığı ve maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme suçlarından, 29.06.2012 – 30.06.2012 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1.Yargılama sebebiyle vekilin yaptığı masrafların, davacının başka ile tayin olması sebebiyle yaptığı masrafların, davacının subay olamaması sebebiyle uğradığı maddi tazminat talebinin ve avukatlık sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin maddi tazminat kapsamında kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargılama sebebiyle vekilin yaptığı masrafların, davacının başka ile tayin olması sebebiyle yaptığı masrafların, davacının subay olamaması sebebiyle uğradığı maddi tazminat talebinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamında olmadığından bu hususlara ilişkin olarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
29.05.1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin, yargılama giderleri kapsamında olduğu ve asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alınarak davacı vekilinin vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılamanın 5 yıl sürdüğü, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına yönelik talepler değerlendirilmeden hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Davacının haksız gözaltı tedbiri ile birlikte 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
… 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı dosyası incelendiğinde … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.01.2013 tarih 2010/640 Soruşturma, 2013/3 Esas ve 13.02.2014 tarih 2013/6 Soruşturma, 2014/16 Esas sayılı ikinci iddianamesi ile birleşerek suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, yasaklanan bilgileri temin, yasaklanan bilgileri açıklama, kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonunda 26.02.2016 tarihinde beraat hükmü kurulduğu, beraat hükmünün Yargıtay incelemesinden geçerek 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği görülmekle;
Davacının birleşen dosyalarla birlikte kendisi dahil 357 sanıkla beraber yargılandığı, davacıya atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu, atılı suçlara ilişkin delillerin sayısı ve niteliği, eylem ve sanık sayısı ile eylemlerin niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi de dikkate alındığında yargılamanın makul sürede tamamlandığı, davacının yargılama süresi boyunca tutuklu kalmadığı göz önünde bulundurulduğunda yargılamanın makul sürede tamamlaması sebebiyle hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Hükmedilen Vekâlet Ücretinin Hatalı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2018/647 Esas, 2019/535 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.