Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6498 E. 2023/811 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6498
KARAR NO : 2023/811
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 01.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının tek ortağı olduğu Engin Basın Yayın Sanayi Ticaret Limited Şirketi bünyesinde bulunan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinin çalışanlarının gözaltına alınıp haklarında soruşturma başlatıldığını, bu soruşturma çerçevesinde 674 sayılı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) uyarınca … 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.03.2018 tarihli kayyım atama kararı ile gazetenin sahibi ve dağıtıcı firması yetkililerinin ve gazete sorumlularının terör örgütü üyesi olarak faaliyet yürüttükleri, suçun şirket faaliyeti kapsamında işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle, ilgili şirkete el konulduğunu, bu tip kararlar için Anayasa Mahkemesinin benzer kararlarından yola çıkılarak iç hukuk yollarını tüketilmesi gerektiğini belirtmesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanması tedbir kararları bakımından da bu kuralın uygulandığını, şirkete ve şirketin mal varlıklarına el konulması nedeniyle el koyma tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesi çerçevesinde maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluştuğundan bahisle şirketin el konulan basın araçları, bilgisayarları, ofis malzemeleri ve bu nedenle şirketin uğradığı kazanç kaybına esas olmak üzere 500.000,00 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 14.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının tazminat talep etme koşullarının kanunda sayılan sınırlı haller kapsamında olmadığını, talebine konu davaların Ağır Ceza Mahkemelerinde açılamayacağını, davaya konu kararın kesinleşmediğini, davanın süresinde olmadığını, öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/269 Esas, 2018/311 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2018/4333 Esas, 2019/810 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarih, 2019/50316 sayılı tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz istemi, müvekkil şirkete ve şirkete ait mal varlıklarına el konulması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı olan 500.000,00 TL maddi tazminatın 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesi çerçevesinde ödenmesi gerektiğine ve dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı vekili, müvekkiline ait şirkete ve mal varlıklarına el konulduğu günler için davacı şüpheli hakkında ceza muhakemesi kanunundaki koruma tedbirleri hukuka aykırı olarak uygulandığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da; ortada henüz açılmış bir ceza davası sonucu verilmiş ve kesinleşmiş bir karar olmadığı, davacı hakkındaki soruşturmanın devam ettiği, 5271 sayılı Kanunun tazminat isteminin koşullarını düzenleyen 142 nci maddesinin birinci fıkrasının “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” şeklinde olduğu, dolayısıyla ortada davacı sanık lehine verilmiş ve kesinleşmiş bir karar bulunmadığı, tazminat isteme koşullarının oluşmadığı, tazminat davası adı altında da olsa ceza soruşturma ve kovuşturmalarının hukuki denetiminin yapılarak adeta paralel yargılama yapılmasının usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Şirket yönetimi için kayyım tayini 5271 sayılı Kanunun 133 üncü maddesinde;
“(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.
(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
3. Parada sahtecilik (madde 197),
4. Fuhuş (madde 227),
5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
6. Zimmet (madde 247),
7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337), Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili … ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.” şeklinde düzenlenmiştir.
Birinci fıkrasında kayyım atanması için gerekli şartlar, karar vermeye yetkili merci ve kayyımlık çeşitleri düzenlenmiş olup ikinci fıkrasında atanan kayyımın yapacağı … karşılığı alacağı ücretin nasıl belirleneceği ve ödeneceği, dördüncü fıkrasında hangi hallerde kayyım ataması yapılabileceği ve beşinci fıkrasında atanan kayyımın yaptığı … ve işlem sonucu meydana gelen zararlarının nasıl tazmin edileceği düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“…
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya
korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı
kullanılan veya zamanında geri verilmeyen

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” Hükmüne yer verilmiştir.
5271 sayılı Kanunun tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142 nci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir.
Bu açıklamalar ışığında davacının talebine konu el koyma ve kayyım atanmasına ilişkin karar ile bilgi ve belge örneklerinin getirtilerek talebi hakkında tazminat isteme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, davacı ve şirketi hakkında soruşturma olup olmadığı, bu şekilde bir karar bulunup bulunmadığı dahi araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2018/4333 Esas, 2019/810 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.