YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6520
KARAR NO : 2023/3600
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1189 E., 2019/601 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.06.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 16.07.2016-01.12.2016 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yürütülen soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 510.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın ıslahla zarar doğduğu tarihten işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 04.07.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacının kendi kusurlu ve ihmali hareketleri sonucu tutuklanmasına sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2018 tarihli ve 2017/318 Esas, 2018/519 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.03.2019 tarihli ve 2019/1189 Esas, 2019/601 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2021 tarih, 2019/50117 sayılı tebliğnamesi ile karara karşı başvurulan temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın asgari ücretten değil davacının son aldığı maaşı üzerinden hesaplanması gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde “Her ne kadar dava dilekçesinde maddi tazminata esas olarak kıdem tazminatı ve OYAK parası talep edilmiş ise de, Yargıtay yerleşik kararlarına göre kıdem tazminatı ve OYAK parasının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına dahil edilemeyeceği, dava dilekçesinde davacının aylık maaşının 5.000,00 TL olarak iddia edildiği, Bursa İl Jandarma Komutanlığının müzekkere cevabında davacının Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından 31.07.2016 tarihinde çıkartıldığı, davacıya temmuz 2016 maaşınınn tam olarak ödendiği, fazla ödenen kısmın geri alınmadığı, Yasa gereği de geri alınmayacağının belirtildiği, böylece davacının 15.08.2016 tarihine kadar olan maaşının tam olarak ödendiği, davacının maddi zararının 15.08.2016 tarihi itibariyle doğduğu, bu nedenle davacının maddi zararının bu tarihten itibaren hesaplanacağı, davacının maddi zararının hesaplanacağı dönemde Jandarma Genel Komutanlığı personeli olmadığı, bu nedenle maddi zararının asgari ücretten hesaplanması gerektiği, 2016 yılı günlük net asgari ücretin 46,80 TL olduğu, 15.08.2016-01.12.2016 tarihleri için davacının maddi tazminatının 46,80*108= 5.054,40 TL olduğu, böylece davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.054,40 TL maddi tazminatın 15.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden alınarak Davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebi yönünden değerlendirme yapıldığında manevi tazminat istenmesi için gerekli yasal koşulların oluştuğu ve davanın da süresinde açıldığı anlaşıldığından, davacının üzerine atılı bulunan suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan dolayı haksız şekilde tutuklu kalarak yargılanması nedeniyle manevi yönden zarar gördüğü, CMK’nun 141/1-e maddesi gereğince manevi tazminat talep etme koşullarının oluştuğu tespit edildiğinden, hak ve nesafet kuralları, davacının tutuklu kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu gereği sebepsiz zengişlemeye olanak verilmemesi hususları da dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL. Manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 16/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, tüm bu gerekçeler karşısında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen maddi tazminat miktarı 4.726,894 TL şeklinde, vekalet ücreti ise; 1.767,20 TL şeklinde düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/50204 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 16.07.2016-01.12.2016 tarihleri arasında 138 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacı hakkında 16.12.2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.” şeklindeki düzenlemeye göre dava açma süresi hak düşürücü sürelerden olup, her aşamada resen gözetilebilecek hukuka kesin aykırılık hallerindendir. Bu kapsamda davacı hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın davacıya tebliğine ilişkin bilgi veya belge bulunmadığından, kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise kesinleşmiş kararın davacıya tebliğ edilip edilmediği tespit edilerek, 14.06.2017 tarihinde açılan davanın süresinde olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka kesin aykırılık olarak görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.03.2019 tarihli ve 2019/1189 Esas, 2019/601 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, sair hususlar incelenmeksizin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) uyarınca Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.