YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6540
KARAR NO : 2023/980
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 31.05.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Genel Kurmay Elektronik Sistemler Komutanlığında başarılı bir istihbaratçı görev yapan müvekkilinin “… Askeri Casusluk” olarak bilinen soruşturma nedeniyle görev yerinin değiştirildiğini, evinde ve … yerinde arama yapıldığını, yurt dışına çıkış yasağı konulduğunu, yapılan yargılama sonunda … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/37-2012/166 sayılı kararıyla toplam 6 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına mahkum edildiğini hükmün kesinleşmesi üzerine davacının 08.02.2014 tarihinde cezanın infazına başladığını, 11.02.2015 tarihine kadar cezaevinde kaldığını, hak ihlali yönünde verilen karar doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179-2016/46 sayılı kararıyla beraatine hükmedildiğini dolayısıyla davacının haksız şekilde cezaevinde kaldığı süre ve yargılama süresi içerisinde eşinin çalışamaması, taşınmak ve arabasını satmak zorunda kalması, görev yeri değişikliği sebebiyle mahrum kalınan kazanç kaybı, cezaevinde iken yaptığı masraflar ile ailesinin ziyaret masrafları, avukatına ödediği vekalet ücreti, kademe ilerlemesinin durdurulması ve terfi edememesi nedeniyle uğradığı kayıplara esas olmak üzere toplam 2.109,436 TL maddi, süreçte yaşadığı derin üzüntü, kendisi ve ailesinin çektiği sıkıntılar ile uğradığı haksızlıklar nedeniyle 6.142,500 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 06.12.2010 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 24.11.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; maddi tazminata esas kayıpların belgeye dayanmadığını, talep edilen miktarların fahiş olduğunu, yasal koşulların oluşmadığını, faizle ilgili taleplerin haksız olduğunu, iddia edilen zararla tutukluluk arasında ispatlanabilen illiyet bulunmadığını öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2017 tarihli ve 206/181 Esas, 2017/22 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2017/2769 Esas, 2019/1317 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesiyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2021 tarih, 2019/62929 sayılı tebliğnamesi ile kararın onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davalı vekilinin temyiz istemi, yasal şartların oluşmadığına ve manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkindir.
2.Davacı vekilinin temyiz istemi, davacının cezaevine girmesi nedeniyle maaşının kesilmesi, terfi edememesi ve kademe ilerlememesi nedeniyle oluşan zarar, ailesinin taşınmak zorunda kalması sebebiyle eşinin işten çıkması, arabalarını satmak zorunda kalması, cezaevinde yaptığı masraflar, ailesinin ziyaret sebebiyle yaptığı masraflar, davacının görev yerinin değişmesi nedeniyle mahrum kaldığı kazanç kaybı, avukatına ödediği vekalet ücreti gibi zararlarının maddi tazminat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine yani maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, suç işlemek amacı ile örgüte üye olma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçlarından yargılanarak önce sonuç olarak 5 yıl 18 ay 22 gün hapis cezasına mahkum edildiği ve verilen hükmün kesinleştiği, 08.02.2014 tarihinde cezaevine alındığı ve bu suçtan 11.01.2015 tarihine kadar 339 gün hükümlü olarak cezaevinde cezasının infaz edildiği, sonrasında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı ve akabinde … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ve 29.01.2016 tarihli kararı ile sanığın üzerine atılı tüm suçlardan beraatine karar verildiği ve beraat kararlarının 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, davacının sonuç olarak toplam 139.868,32 TL maddi gelir kaybı ve masraflarının bulunduğu bildirildiği, buna göre davacının haksız olarak tutuklanmış olduğunun ve bu nedenle maddi ve manevi zarara maruz kaldığı anlaşılmakla davacının söz konusu tutuklanma tedbiri nedeniyle oluşan toplam 139.868,32 TL maddi ve dosyaya yansıyan sosyal statüsü, ekonomik durumu, davacının yaşadığı manevi elem ve ızdırap, hak ve nesafet kuralları ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağı hususları göz önünde bulundurularak takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 08.02.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davacının eşinin çalışamaması ve taşınması sebebiyle uğradığı gelir kaybı, eksik maaş ödemeleri ile ceza mahkemesindeki yargılamaya ilişkin kararlaştırılan vekalet ücretinin ödendiğine dair serbest meslek makbuzu ibraz edilmediği için vekalet ücretinin 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddeleri gereğince maddi tazminat hesabına dahil edilemeyeceğinden maddi tazminat talebinin reddine, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar elde edeceği parasal değer vb hususlar da gözetilerek zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği halde davacı yararına bu ölçülere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması sebebiyle 35.000,00 TL manevi tazminatın 08.02.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/37-2012/166 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etme, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçlarından hükmedilen toplam 5 yıl 18 ay 22 gün içtimalı hapis cezasının infazına 08.02.2019 tarihinde başlanarak 12.01.2015 tarihine kadar 338 gün cezasını infaz ettiği, ancak yeniden yapılan yargılama sonucunda … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179-2016/46 sayılı kararıyla tüm suçlardan beraatine hükmedildiği, hükmün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, cezaevine giriş tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 139.868,32 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak maddi tazminat talebinin reddiyle, 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle hükmedilen toplam tazminat miktarının 35.000,00 TL’nin 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Maddi tazminat taleplerine yönelik
a. Davacının kademe ilerlemesinin durdurulması, terfi edememesi, maaşından yapılan kesintilere ilişkin alacakların kendisine iade edildiği, eğer varsa bu taleplerin idari yargının görev alanına girdiği, ailesinin taşınmak zorunda kalması sebebiyle eşinin işten çıkması, arabalarını satmak zorunda kalması, cezaevinde yaptığı masraflar, ailesinin ziyaret sebebiyle yaptığı masraflar, davacının görev yerinin değişmesi nedeniyle mahrum kaldığı kazanç kayıplarının Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre 5271 sayılı Kanun kapsamında talep edilebilecek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2.Manevi tazminat talebine yönelik
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2017/2769 Esas, 2019/1317 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B.2) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2017/2769 Esas, 2019/1317 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.