Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6679 E. 2023/1107 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6679
KARAR NO : 2023/1107
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2017 tarihli 2017/19 Esas 2017/27 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılan sanık hakkında, … 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/709 Esas sayılı dava dosyası ile arasında şahsi, fiili ve hukuki bağlantı bulunması nedeniyle her iki dava dosyasının 5271 sayılı Kanunun sekizinci fıkrası birleştirilmesine karar verilmiştir.

2…. 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2018 tarihli 2017/272 Esas 2018/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin üçüncü ve ikinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3…. Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.02.2019 tarihli 2018/2254 Esas, 2019/285 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkraları uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.09.2021 havale tarihli ve 2019/36546 sayılı, iade ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Sanığın TCK’nın 179/2-3. maddelerinde tanımlanan suçu işlediğine, Bölge Adliye Mahkemesinin bu suçtan verilen cezayı kaldırmasının doğru olmadığına,

2.Suçun niteliğinin hatalı olduğuna, sanığın suçu olası kastla işlediğine ilişkindir.

B.Sanığın Temyiz Sebepleri
1.Cezasında takdiri indirim uygulanmamasına,

2.Eyleminin suç sayılamayacağına, pişman olduğuna, sarhoş olmadığına, beraatına karar verilmesi gerektiğine ve re’sen gözetilecek hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü 230 promil alkollü olan sanık …’in kullanmış olduğu otomobil ile müşteki …’ın kullanmış olduğu aracın … .Yolu . Deresi Mevkiinde çarpışması sonucu …’nin ve aracında yolcu olarak bulunan müştekiler ., … ve .’in yaralandıkları, …’nin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda orta (3) derecede kırık meydana gelecek şekilde;.’in basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda ağır (4) derecede kırık meydana gelecek şekilde; …’in basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda orta (3) derecede kırık meydana gelecek şekilde; .’in vücudunda kırık meydana gelecek şekilde yaralandıkları, müştekilerin şüpheliden şikayetçi oldukları, yapılan keşfe istinaden alınan bilirkişi raporuna göre sanığın 2,30 promilli olarak alkollü bir şekilde karayoluna çıkıp … kullandığı, aracın hızını, aracın teknik özelliği ve yol ve hava durumun icap ve şartlarına uymadığı, virajı alamayarak karşı yönden gelen müştekilerin şeridine girdiği, bu davranışıyla karayolları trafik Kanunu’nun 48, 52/a-b ve 84/g maddesinde belirtilen trafik kural ve yasaklarını ihlal ettiği, dikkatsiz ve özensiz … kullanması nedeniyle asli kusurlu olduğu, sanığın taksirini kabul ettiği anlaşıldığından cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2…. Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 07.06.2016 tarihli raporda, …’nın hayat fonksiyonlarını orta (3) derece etkileyecek nitelikte, …’ın hayat fonksiyonlarını orta (3) derece etkileyecek nitelikte, …’ın hayat fonksiyonlarını ağır (4) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, 05.07.2017 tarihli raporda …’un ağır (5.) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları belirtilmiştir.

3.Kaza tespit tutanağında, 21.02.2016 günü, saat 17.00 sıralarında, alacakaranlıkta, aydınlatmasız, yağmurlu havada, 2,30 promil alkollü sanık sürücünün sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, iki yönlü, virajlı eğimli il yolunda seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde şerit ihlali yaparak karşı istikametten seyir halinde olan …’ın sevk ve idaresindeki kamyonete ön tarafı ile çarpması şeklinde kazanın meydana geldiği, sanığın şerit izleme ve değiştirme kuralına uymamak ve alkollü vaziyette … kullanmak nedeniyle olay nedeniyle tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir.

4.Mahallinde keşif sonucu düzenlenen 05.12.2017 tarihli trafik bilirkişi raporunda, sanığın 2.30 promil alkollü olarak karayoluna çıkıp … kullandığı, aracın hızını, aracın teknik özelliği ile yol ve hava durumunun icap ve şartlarına uydurmadığı, virajı alamayarak karşı yönden gelen müştekinin şeridine girdiği, bu davranışıyla Karayolları Trafik Kanunu’nun 48, 52/a-b, 56/a-1 ve 84/g maddesinde belirtilen kuralları ihlal etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, …’ın ise kazanın oluşumunda herhangi bir ihmal ve kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.

5.Olay nedeniyle yaralanan …, …, …, … sanıktan şikayetçi olup davaya katılmalarına karar verilmiştir.

6. Sanık savunmasında, olay günü iki bira içtiğini, eşi ile ailevi sorunlar yaşadığını, eşinin peşinden araba ile gitmek zorunda kaldığını, yağmurlu havada sileceklerde sorun yaşadığı için kazanın meydana geldiğini beyan etmiş olup beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
… Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi gerekçesinde;

“Olay günü olan 21/02/2016 tarihinde günü sanık …’in kullanmış olduğu 33 *** 18 plakalı otomobil ile katılan …’ın kullanmış olduğu 33 ** 195 plakalı aracın . Yolu . Deresi Mevkiinde çarpışması sonucu katılan … ve aracında yolcu olarak bulunan diğer katılanlar ., … ve Seher’in yaralandıkları, … Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 05/07/2017 ve 07/06/2016 tarihli raporlarına göre katılanların ayrı ayrı yapılan muayene ve tedavi evraklarının tetkikinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte vücutlarında ağır ve orta derecede belirli kırıkların oluşması şeklinde yaralandıklarının tespit edildiği, sanık …’in ise … Devlet Hastanesi Biyokimya ve Mikrobiyoloji Laboratuvarının 21/02/2016 tarihli kan testi sonucuna göre 230.6 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Sanığın üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunun CMK’nın 253-254. Maddelerine göre uzlaştırma kapsamında olması nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosu tarafından yapılan görevlendirme sonrası uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 21/12/2016 onay tarihli uzlaştırma raporuna göre; uzlaşmanın teklif aşamasında katılanlar tarafından reddedilmesi sebebiyle uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemece görevlendirilen trafik bilirkişi tarafından düzenlenen 05/12/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; 33 *** 18 plakalı otomobil sürücüsü sanık …’in 230.6 promil alkollü olarak karayoluna çıkıp … kullandığı, aracın hızını, aracın teknik özelliği ile yol ve hava durumunun icap ve şartlarına uydurmadığı, virajı alamayarak karşı yönden gelen katılanın şeridine girdiği, bu davranışıyla Karayolları Trafik Kanunu’nun 48, 52/a-b, 56/a-1 ve 84/g maddesinde belirtilen trafik kural ve yasaklarını ihlal ettiği, dikkatsiz ve özensiz … kullandığından kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, .plakalı kamyonet sürücüsü …’ın ise kazanın oluşumunda herhangi bir ihmal ve kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Katılanların aşamalarda alınan ifadelerinde sanıktan şikayetçi olduklarını belirttikleri görülmüştür. Sanığın aşamalarda alınan savunmaları incelendiğinde kaza günü iki tane bira içtiğini, ailevi sorunları nedeniyle eşinin peşinden araba ile alkollü vaziyette gitmek zorunda kaldığını, havanın yağmurlu olup, sileceklerinde sorun yaşandığı için kazanın meydana geldiğini belirttiği görülmüş ise de, düzenlenen bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı, sanığın 230.6 promil alkollü olduğunun tespit edilmiş olması nazara alındığında, sanığın kazanın oluşumunda asli kusurlu olup, meydana gelen neticeyi öngörebilecek olmasına rağmen alkollü bir şekilde aracıyla yola çıkarak katılanların ATK raporlarında belirtildiği şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği ve böylece sanığın bilinçli taksirle hareket ederek üzerine atılı Taksirle Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçunu işlediği Dairemizce de sabit görüldüğünden sübuta dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir. Ancak yerel mahkemece “alkol veya uyuşturucunun etkisi altındayken … kullanma” ve “taksirle yaralama” suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının sanık ve katılanlar vekili tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemede, sanığa yüklenen suçun sübutu ve hukuki nitelendirmesinin yeniden yapılması gerektiği düşüncesiyle davanın Dairemizce duruşmalı olarak yeniden görülmesine karar verilmiştir.

Sübuta dair ihtilaf bulunmayan somut olayda, sanık Dairemizce yeniden dinlenerek alınan savunmasında, aşamalarda olduğu gibi suçunu tevil yollu ikrar etmiştir. Dava dosyası bir bütün olarak ele alındığında ise, sanığın bilinçli taksirli eylemi sonucunda meydana gelen kazada birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği sabit olduğundan üzerine atılı suçun TCK’nın 89/4. maddesinde yazılı “Taksirle Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olma” kapsamında kaldığı, sanığın 230.6 promil alkollü olduğu halde sürücülüğünü yaptığı araçla karıştığı müsnet suçta meydana gelen neticeyi öngörebilecek olmasına rağmen bu şekilde birden fazla mağdurun yaralanmasına sebebiyet verdiği sabit olduğundan hakkında TCK’nın 22/3. maddesinde yazılı “bilinçli taksir” hükmünün uygulama koşullarının oluştuğu, TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken … kullanma suçunun tehlike suçu olduğu, herhangi bir kaza meydana gelmese dahi belli promilin üzerinde … kullanmanın kanunen suç olarak düzenlendiği, ayrıca kazanın yani neticenin meydana gelmesi halinde failin meydana gelen neticeden dolayı sorumlu tutulması gerektiği, bu durumda sanığın her iki suçtan dolayı cezalandırılamayacağı, sanığın alkol durumunun “Bilinçli Taksirle Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olma” suçu kapsamında TCK’nın 22/3. maddesi gereğince arttırım uygulanmak suretiyle değerlendirildiğinden, hakkında ayrıca Alkol veya Uyuşturucu Maddenin Etkisi Altındayken … Kullanma” suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. “

IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde bölge adliye mahkemesinin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

A.Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Verilen Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına İlişkin Karara Yönelik Katılanlar Vekilinin Temyizi Yönünden
5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan hüküm türleri dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşılmıştır.

B.Taksirle Yaralama Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Katılanlar Vekilinin Temyizi Yönünden
Suç Niteliğinin Hatalı olduğuna, Sanığın Olası Kastla Suçu İşlediği Yönünden
Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.

Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Dosya içeriğine göre 2,30 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki aracı sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, olay mahalline geldiğinde şerit ihlali yaparak karşı istikametten gelen kamyonete çarpması neticesinde, dört kişinin yaralanmasına neden olduğu, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suç niteliğinin hatalı olduğuna, suçun olası kastla işlendiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C.Taksirle Yaralama Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Sanığın Temyizi Yönünden
1. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Mahkemece “Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, suçun işleniş biçimi, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alındığında…” şeklindeki hak, … ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanığın takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Eyleminin Suç Sayılamayacağına, Beraatına Karar Verilmesi Gerektiğine Ve Re’sen Gözetilecek Hususlar Yönünden
Dosya içeriğine göre, sanığın 2,30 promil alkollü olduğu halde, alacakaranlıkta, yağmurlu havada, meskun mahalde, iki yönlü, virajlı eğimli il yolunda sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde şerit ihlali yaparak karşı istikametten seyir halinde olan …’ın sevk ve idaresindeki kamyonete ön tarafı ile çarpması sonucu tamamen kusurlu olarak 4 kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda,

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A.Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Açısından Verilen Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına İlişkin Karara Yönelik Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Açısından
Sanık hakkında, … 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2018 tarihli 2017/272 Esas 2018/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, istinaf incelemesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.02.2019 tarihli 2018/2254 Esas, 2019/285 Karar sayılı kararı ile kaldırılması suretiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan hüküm türleri dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşılmakla, katılanlar vekilinin temyiz istemi hakkında, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

B.Taksirle Yaralama Suçu Açısından Kurulan Hükme Yönelik Sanığın ve Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri Açısından
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.02.2019 tarihli 2018/2254 Esas, 2019/285 karar sayılı kararında sanık ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 14. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.