Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6729 E. 2023/1549 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6729
KARAR NO : 2023/1549
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 17.04.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin aynı tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 08.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı yağma ve cinsel saldırı suçlarından dolayı 26.05.2016 tarihinde gözaltına alınarak aynı tarihte tutuklandığını, 09.05.2016 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde cinsel saldırı suçundan beraatine hükmedildiğini, davacının haksız yere 349 gün tutuklu kaldığı süre boyunca çalışamaması nedeniyle gelir kaybı olduğunu, cezaevinde masraf yaptığını ve kendini savunmak için avukat tuttuğunu, ayrıca tutuklama nedeniyle manevi zarara uğradığını, tüm bu nedenlerle 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 26.02.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olup olmadığının ve mükerrer dava açılıp açılmadığının araştırılarak bu hususlarda tespit yapılması halinde davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin ekinde taleplere ilişkin delillerin yer almaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tedbirlerin hukuka uygun olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu, beraat hükmünün gerekçesinin tazminat ödenmesine dayanak oluşturacak mahiyette olmadığını, davanın kısmen reddedilmesi halinde reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ve vekalet ücretine hükmedilirken 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen değişikliğin göz önünde bulundurulması gerektiğinin beyan etmiştir.

3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/30 Esas, 2018/362 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2018/51 Esas, 2019/408 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının cinsel saldırı suçundan da tutuklanması nedeniyle tazminat hesabında bu sürenin de dikkate alınması gerektiğine ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın tamamen reddi gerektiğine ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının yapılan yargılama sonunda nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, konut dokunulmazlığını ihlal ve yaralama suçlarından 29.09.2017 tarihinde beraatine karar verildiği, bu dosyada davacının 26.05.2016 – 09.05.2017 tarihleri arasında tutuklu olarak bulunduğu ancak … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan gelen cevabi yazıdan davacının tutuklandığı … 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 26.05.2016 tarih ve 2016/299 Sorgu sayılı tevkif müzekkeresinin 26.05.2016 – 20.04.2017 tarihleri arasında infaz gördüğü, kararın 17.11.2017 tarihinde kesinleştirildiği, kesinleşmeden sonra sanığa yeni bir tebligat yapılmadığı ve davanın 08.01.2018 tarihinde ve süresinde açılmış olduğu, davacının haksız tutuklama tarihlerine konu sürenin başka bir cezasından mahsup edilmediği, mükerrer dava açılmadığı tespit edilmiştir.

Ceza davası sırasında, beraat kararı verilmezden evvel yapılan vekalet ücreti ödemesinin maddi tazminata dahil edilebileceğine dair 29.05.1957 tarih, 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde bulundurularak davacının avukatına yapmış olduğu ödemeyi belgeler serbest meslek makbuzunun beraat kararının verildiği ve hatta kesinleştiği tarihten sonraki bir tarih olan 25.12.2017 tarihinde kesilmiş bulunması nedeniyle bu tutarın maddi tazminata konu olamayacağına, davacının ceza evinde yapmış olduğu masrafların da maddi tazminata konu edilemeyeceğine, davacının tutuklu kaldığı süreye ilişkin bilirkişi tarafından asgari ücret üzerinden hesaplanan tutardan tutuklama müzekkeresinin infaz görmeyen kısmı çıkarıldıktan sonra kalan miktarın maddi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiğine ve davacının tutuklu kaldığı süre içinde ve tahliye olmasından sonra çevresi tarafından hakir görüldüğü bu durumun davacının kişilik haklarına zarar verdiği, onun manevi olarak elem ve üzüntü duymasına neden olduğu, bunun giderilmesi gerektiği anlaşılmakla, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı, duyulan elem ve üzüntü ile orantılı olması gerektiği, davalı için de bir ceza niteliğine dönüşmemesi gerektiği şeklindeki kriterleri dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında fazlaya ilişkin taleplerin reddi ile davacı lehine 13.212,99 TL maddi, 14.000,00 manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 26.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince “Davacının cinsel saldırı, silahlı yağma ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından 25/05/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 26/05/2016 tarihinde cinsel saldırı ve silahlı yağma suçlarından tutuklanmasına karar verildiği, her bir suç için ayrı tutuklama müzekkerelerinin düzenlendiği, cinsel saldırı suçundan verilen tutuklama kararının infaz görmediği, silahlı yağma suçundan verilen tutuklama kararının ise 26/05/2016-20/04/2017 tarihleri arasında infaz gördüğü, yapılan yargılama sonucunda … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/09/2017 gün ve 2016/483-2017/349 E-K sayılı kararı ile cinsel saldırı ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından beraatına, silahla yağma suçuna konu eylemin ise basit yaralama suçu kapsamında kalıp mağdurun şikayetinden vazgeçtiği belirtilerek anılan suçtan açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmakla, davacının üzerine atılı ve tutuklu kalmasına neden olan “silahlı yağma” suçunun basit yaralama suçu kapsamında kaldığı belirlenerek şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi nedeniyle tutukluluğuna ilişkin CMK’nın 144/1-c maddesi gereğince tazminat hakkının doğmadığı ancak gözaltına alınma işlemine konu suçlardan sadece silahlı yağma suçundan düşme kararı verilmiş olup diğer iki suç için beraat kararı verildiği gözetilerek gözaltında kaldığı süreyle sınırlı olmak üzere davacı yararına net asgari ücret üzerinden hesaplanacak bir günlük maddi tazminat ile hakkaniyete uygun, makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde düşme kararına konu suçtan tutuklu kaldığı sürelerin de hesaba dahil edilerek tazminata hükmedilmesi, yasaya aykırı olup” şeklindeki gerekçe ile maddi tazminat miktarının 50,00 TL’ye ve manevi tazminat miktarının 70,00 TL’ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/483 Esas – 2017/349 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının cinsel saldırı ve silahlı yağma suçundan 25.05.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 26.05.2016 tarihinde her iki suçtan da tutuklanmasına karar verilerek ayrı ayrı tutuklama müzekkeresi düzenlendiği, silahlı yağma suçuna ilişkin müzekkerenin 26.05.2016 – 20.04.2017 tarihleri arasında 329 gün infaz gördüğü, cinsel saldırıya ilişkin tutuklama müzekkeresinin ise infaz edilmediği, yapılan yargılama sonunda davacının cinsel saldırı suçundan beraatine, silahlı yağma suçu bakımından ise eylemin kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, hükmün 17.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.

A.Tebliğname yönünden
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamedeki tazminat miktarının eksiltilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
Davacının hem silahlı yağma hem de cinsel saldırı suçundan tutuklanmasına karar verildiği, her iki suça ilişkin ayrı tutuklama müzekkeresi düzenlendiği ve silahlı yağma suçuna ilişkin tutuklama müzekkeresinin infazına başlandığı ancak cinsel saldırı suçuna ilişkin tutuklama müzekkeresinin hiç infaz görmediği, ayrıca davacının tazminata hak kazanabilmesi için dava dosyasında tutuklandığı ve yargılandığı tüm suçlardan beraat etmesi ya da tutukluluktan az süre ile cezaya mahkum edilmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, hakkında silahlı yağma suçuna ilişkin eylemin kasten yaralama kapsamında kaldığı kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme verilen davacının 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin cinsel saldırı suçuna ilişkin tutuklama müzekkeresinin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

C.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğunun belirtildiği ve davacının hem silahlı yağma hem de cinsel saldırı suçundan gözaltına alındığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının gözaltına alındığı her iki suçtan da beraat etmesi halinde tazminata hak kazanacağı değerlendirilmekle, davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (C.1) paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2018/51 Esas, 2019/408 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.