Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6745 E. 2023/961 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6745
KARAR NO : 2023/961
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 10.06.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli yarbay olan emekli olduktan sonra Tubitak Uekae Güvenlik Müdürü olarak görev yapan müvekkilinin suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, hukuka aykırı kişisel verileri kaydetme suçlarından yargılandığı, 25.10.2010 tarihinde gözaltına alındığını, 28.10.2010 tarihinde tutuklandığını, 15.02.2012 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonunda müvekkili hakkında beraat kararı verildiği, haksız tutuklu kaldığı süreler nedeniyle 134.150,00 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 19.07.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığı, talep edilen tazminat miktarlarının sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte fahiş olduğunu, davacı hakkında yapılan işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuata uygun olduğunu, 5271 sayılı kanun 144 üncü maddesinde sayılan şartların oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini, öne sürmüştür.

3…. 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2017 tarihli ve 2016/320 Esas, 2017/223 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4…. Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2017/3604 Esas, 2019/605 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile vekalet ücretinin davacı lehine fazla verildiğinden bu kısmın düzeltilmesi suretiyle davalı vekilinin temyiz isteminin düzeltilerek esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi;
İstinaf mercinin eksik inceleme nedeniyle usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, davacının Tubitak’ta çalışmaya devam ettiği 31.12.2010-08.02.2011 tarihleri arasında kapsayan dönem bakımından maddi tazminata hükmedilmemesi gerektiği, zira bu kısmın idari yargı kanun yoluna gidilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, hukuka aykırı kişisel verileri kaydetme suçundan yargılandığı, 25.10.2010 – 15.02.2012 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında aynı talep nedeniyle açılan davanın bulunmadığını, tutuklu kalınan sürelerin infaz gördüğünü ve mahsup kararına rastlanılmadığını, maddi tazminat bakımından davacının 30.12.2010 tarihine kadar tüm özlük haklarının ödendiğini, 30.12.2010 ile 08.02.2011 tarihinde ücretsiz izin kullandığını, 08.02.2011 tarihinde kendi isteği ile emekli olduğundan maaşı kapsamında tazminata hükmedilmemesi gerektiği, kendisinin ve ailesinin ceza evi ve yol masraflarının gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden tazmini gerekli maddi tazminat bulunmadığından reddine ve 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının çalışması ile ilgili TÜBİTAK’a yazılan müzekkere cevabı yapılan incelemede; davacının TÜBİTAK kurumunda Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nün (UEKAE) güvenlik müdürü olarak çalışmaya devam ettiği sırada ve 25.10.2010 tarihinde gözaltına alınıp 28.10.2010 tarihinde tutuklandığı, 30.12.2010 tarihine kadar kendisine ücret ve diğer sair haklarının ödendiği, tutuklu iken ve 08.02.2011 tarihi itibarı ile çalıştığı kurumdan ayrıldığı nazara alındığında, sadece 31.12.2010 – 08.02.2011 (dahil) tarihleri arasını kapsayan dönem için alması gereken ve fakat kendisine ödenmediği anlaşılan, TÜBİTAK kurumu tarafından hesaplanarak bildirilen toplam 9.166,80 TL.sının maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesi; yine 08.02.2011 tarihinden itibaren çalıştığı kurumdan ayrılan davacı yararına, 09.02.2011 ile tahliye edildiği 15.02.2012 tarihleri arasında tutuklu kaldığı dönemde maddi kaybını gösterir itibar edilir nitelikte herhangi bir belge sunulmadığı cihetle, emek ve … gücünün engelenmesi nedeni ile tutuklu kaldığı dönemde vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilip bu dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği, Mevcut durumda Dairemiz tarafından, davacının çalıştığı kurumdan alması gereken ve fakat alamadığı anlaşılan, tutuklu kaldığı 31.12.2010 – 08.02.2011 tarihleri arasındaki (40 gün) süre için TÜBİTAK kurumu tarafından bildirilen 9.166,80 TL.sının 31.12.2010 tarihinden itibaren; 09.02.2011 – 15.02.2012 tarihleri arasındaki (372 gün) süre için de geçerli net asgari ücret miktarı esas alınarak resen hesaplanan 7.966,20-TL.sının da 09.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı yararına maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiği, manevi tazminat bakımından ise; zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktarın hüküm altına alınması gerektiğinden ilk derece mahkemesince fazla olduğundan 100.000,00-TL. manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilerek davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş ve duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, hukuka aykırı kişisel verileri kaydetme suçundan yargılandığı, 25.10.2010 – 15.02.2012 tarihleri arasında 478 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A.Davalı vekilinin temyiz sebepleri;
1. Hükmedilen manevi tazminat talebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından hükmedilen tazminat miktarında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Hükmedilen maddi tazminat yönünden;
Davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olduktan sonra emekli statü de … kanununa tabi olarak Tubitak’da çalıştığı anlaşıldığından davalı vekilinin 31.12.2010-08.02.2011 tarihlerini kapsayan dönem için idari yargı kanun yoluna başvurması gerektiği yönündeki temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; tutuklama tarihinden sonra bu tarihlerde ücretsiz izin alan davacının vasıfsız işçi gibi değerlendirilerek, tutuklu kaldığı dönemde geçerli olan net asgari ücret üzerinden belirlenen miktarın 806,78 TL maddi tazminat olarak ödenmesine ve buna göre toplam 8.772,98 TL maddi tazminatın 31.12.2010 tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken fazla maddi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Hükmedilen vekalet ücreti yönünden;
5271 sayılı Kanun 142 nci maddesinin 9 uncu maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz ” hükmü gereğince davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.450,00 TL maktu vekalet ücretine ve davacı lehine bölge adliye mahkemesi duruşma vekalet ücreti olan 2.725,00 TL olmak üzere toplam 8.175,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün 2 ve 3 nolu bendinde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2017/3604 Esas, 2019/605 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin gereği hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan maddi tazminata ilişin “9.166,80 TL maddi tazminatın 31.12.2010 tarihinden” ve “7.966,20 TL maddi tazminatın 09.02.2011 tarihinden” ibarelerinin ve (3) nolu bendinde yer alan vekalet ücretine ilişkin “11.320,64” ve “14.045,64” ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerlerine sırası ile “8.772,98 TL maddi tazminatın 31.12.2010 tarihinden”, “5.450,00” ve “8.175,00” ibarelerinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.