YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6865
KARAR NO : 2023/260
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.06.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin yağma suçundan beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 10.06.2016 – 21.09.2016 tarihleri arasında gözetim altında ve tutuklu kalması sebebiyle oluşan 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararının gözetim altına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 15.06.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Tazminat davasının … Hazinesine açılması gerekirken, dava Hazine Müsteşarlığına açılmıştır. Bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerekir. Açılan dava haksız ve yersizdir, süresinde değildir, yetkili mahkemede açılmamıştır. Davanın süre ve yetki yönünden reddi gerekir. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde belirtilen koşullar davacı yönünden gerçekleşmemiştir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde, hak ve nefaset kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayini gerekmektedir. Davacının nüfus kayıt ve adli sicil belgelerinin istenmesi, vekiline dava açma yetkisi verip vermediğinin tespiti için davacının dinlenmesi gerekmektedir. Davacının yasal faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur, faiz başlangıç tarihine ilişkin talebin reddi gerekmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/261 Esas, 2017/305 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/3279 Esas, 2018/3097 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2021 tarihli ve 2019/18451 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılması sebebiyle ret kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı …’in … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/332 Esas sayılı dava dosyasında yağma suçundan yargılandığı, 12.12.2016 tarihinde beraatine karar verildiği ve davacıya, devletten tazminat isteme hakkı bulunduğu yönünde süre ve merci belirtilmek suretiyle ayrıntılı bir hatırlatma yapıldığı, beraat kararının 20.12.2016 tarihinde kesinleştiği, kararın kesinleşme şerhiyle birlikte 26.12.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği nazara alındığında; davacının kesinleşme şerhli kararın kendisine tebliğinden itibaren 3 aylık süre geçmeden, en geç 26.03.2016 tarihine kadar, tazminat talebine ilişkin davayı açmasının gerektiği, ancak davacının 02.06.2016 tarihinde dava açtığı anlaşıldığından; davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/332 E., 2016/493 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yağma suçundan 10.06.2016 – 21.09.2016 tarihleri arasında 103 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 20.12.2016 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın 26.12.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının vekili aracılığıyla 02.06.2017 tarihinde dava açtığı, davanın gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden
Tazminata esas ceza davasındaki beraat hükmünün 20.12.2016 tarihinde kesinleşmesi ve kesinleşme şerhli gerekçeli kararın davacıya 26.12.2016 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 02.06.2017 tarihinde dava açılması nedeniyle dava açma süresinin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/3279 Esas, 2018/3097 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.