Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6868 E. 2023/662 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6868
KARAR NO : 2023/662
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 07.07.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin kasten adam öldürme suçundan dolayı … Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/6212 soruşturma numaralı dosyası kapsamında 09.10.2006 tarihinde tutuklandığını, 15.12.2006 tarihinde tahliye edildiğini, soruşturma neticesinde davacı hakkında 02.03.2007 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı hakkında haksız tutuklama tedbiri uygulanması nedeniyle 50.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini ” talep etmiştir.

2. Davalı vekili 27.07.2017 tarihli tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2017/252 Esas, 2018/365 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.05.2019 tarihli ve 2018/3354 Esas, 2019/1324 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; takipsizlik kararının davacıya tebliğ edilmediğinin, 10 yıllık sürenin kesinleşme tarihinden itibaren başlaması gerektiği, davacının öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulünün gerektiği, bu nedenle hukuka aykırı kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; “davacı vekili dilekçesinde müvekkili hakkında Ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin verilen karar nedeni ile tazminat isteminde bulunulmuş ise de, … Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazı cevabında belirtildiği üzere 02.03.2007 tarih ve 2006/6212 soruşturma sayılı Ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın şüpheliler …, … ve …’na tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığının belirtildiği, tebliğ yapılmamış olması sebebi ile kararın kesinleşmediğinin anlaşıldığı, bu sebeple ilgili dosya müştekilerinin ilgili ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara tebliğ işlemlerinin yapılmamış olması sebebi ile halen ilgili dosya hakkında itiraz haklarının bulunduğunun anlaşılmasının yanı sıra benzer konu ile ilgili olarak Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/3515 Esas 2014/19739 karar sayılı ilamında belirttiği üzere; “C.G.K’nın 06.05.2014/141-229 sayılı kararında belirtildiği gibi beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren 3 ay içinde tazminat davalarının açılması, bunun yanında, kararlar Yazı İşleri Yönetmeliğine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ve kesinleştirme işlemleri yapılmamış ya da kesinleştiği tespit edilmemiş ise, tazminat davalarının karar tarihinden itibaren 10 yıldan fazla bir süre geçtiğinde, somut olayın, tarafların ve davanın özelliği de nazara alınmak suretiyle süresi içinde açılmadığının kabulü gerekmektedir.” şeklindeki ilamı dikkate alındığında mahkememize konu dosya hakkında açılan tazminat davası hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141. maddesinde belirtilen tazminat isteme koşullarının oluşmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; “Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına, göre bizzat dava dilekçesine göre tutuklandığı olayla ilgili 2007 yılında … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/65 esas sayılı dosyasında tanık olarak ifade verdiği, bu sırada karardan haberi olmamasının olanaklı bulunmadığı, sadece bu tarih ile dava tarihi arasında CMK’nın 142/1. maddesinde belirtilen zamanaşımını süresinin dolduğu, sonuçta tazminat davasının süresinde açılmadığının anlaşıldığından yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmayıp istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/6212 soruşturma numaralı dosyası kapsamında; sanığın (davacının) kasten öldürme suçundan, 09.10.2006 – 24.11.2006 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda davacı hakkında 02.03.2007 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, kararın sanığa tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi veya tebligat parçası bulunmamakta olup, davacının 04.07.2017 tarihinde vermiş olduğu vekaletnameye istinaden tazminat davasının 07.07.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacının 50.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, davacının 09.10.2006 – 24.11.2006 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa tabi olduğu, bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde, davacı hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşme şerhiyle birlikte davacıya tebliğ edilmediği ancak dava dilekçesinde davacının tutuklandığı olayla ilgili olarak görülmekte olan ceza davasında tanık sıfatıyla ifade verdiğinin belirtildiği, yine Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede davacının … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/65 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın 13.04.2007 tarihli duruşmasında tanık sıfatıyla ifade verdiği, bu suretle davacının karardan haberdar olduğu ve davanın 27.02.2014 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki davacı hakkında verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararın dava tarihi itibarıyla davacıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu durumda davacının söz konusu kararı dava tarihi itibarıyla öğrenmiş sayılacağı, dava tarihinden itibaren 15 gün içerisinde de itiraz etmemiş olmasına göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dava açıldıktan sonra kesinleştiği, 5271 sayılı yasanın hükümlerine göre davacının davasının yasal süre içerisinde açıldığı, bu sebeple davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.05.2019 tarihli ve 2018/3354 Esas, 2019/1324 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verilmiştir.