Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6877 E. 2023/974 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6877
KARAR NO : 2023/974
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.08.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçu isnadı ile 13.04.2015 tarihinde tutuklandığını, 12.05.2016 tarihinde tahliye edildiğini, … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli 2016/167 Esas 2017/77 sayılı dosyası ile beraatine karar verildiği, hükmün kesinleştiğini belirterek, haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 23.000 TL maddi, 80.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini” talep etmiştir.

2. Davalı vekili tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davacının maddi zararını ispatlayamadığını, talep edilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. … Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2017 tarihli ve 2017/281 Esas, 2017/483 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/2607 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.10.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat isteme koşullarının oluşmadığına, davanın reddi gerektiğine, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin hazine üzerine bırakılmasının hatalı olduğuna ilişkindir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücretinin maddi zarara dahil edilmesi gerektiği, maddi tazminat miktarının eksik hesaplandığı ve manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı … … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/167 sayılı dosyasında 13.04.2015-09.06.2016 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yargılamadan sonra 21.03.2017 tarihli kararla beraat etmiş ve beraat kararı 29/03/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili 02.08.2017 tarihli dilekçesiyle haksız tutuklamadan doğan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Davacının davasının süresinde açtığı, tazminat isteminin dayanağı olan CMK’nın 141 ve devamı maddelerindeki koşulların mevcut olduğu açıktır. Anayasanın 19. maddesi gereğince herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu, haksız tutuklanan kişilerin uğradıkları zararın tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devletçe ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Toplanan delillerden sonra dava dosyası teknik bilirkişiye tevdi edilmiş ve dosyada mevcut hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dosyada mevcut hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının 13.04.2015-09.06.2016 tarihleri arasında tutuklu kaldığı süre içinde daha fazlası ispatlanamadığından net asgari ücret üzerinden bilirkişi raporunda kazanç kaybının 13.936,50 TL manevi tazminat yönünden, manevi kayıplarda kişinin mal varlığının aktifinde bir azalma meydana gelmediği gibi pasifinde çoğalma meydana gelmez, manevi tazminatın amacı yapılan yasa dışı bir işlem veya eylem nedeniyle duyulan acıların ve ızdırapların bir ölçüde giderilmesidir. Manevi tazminat taraflar için bir zenginleşme nedeni olmayacağı gibi bir yoksullaşma nedeni de olmamalıdır. Objektif bir kriter olmamakla birlikte hükmedilecek manevi tazminatın davacı sanığın sosyal ve ekonomik durum üzerine atılan suçun niteliği tutuklanmasına neden olan olayın oluş tarzı gözaltında kaldığı süre gibi unsurlar nazara alınarak zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktarın hakim tarafından manevi tazminat olarak tayin ve takdir olunması gerekir olduğu yönünde mahkememizin kabulü bulunmakla; davacının haksız gözaltından doğan maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen yerinde olup yasal koşulları taşıdığı değerlendirilmekle ve fazlaya ilişkin talep ispatlanamadığından reddi suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde belirlenen maddi tazminata ve davacının gözaltında kaldığı süre, duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek zenginleşme vasıtası olmayacak şekilde hak ve nesafet kuralları çerçevesinde 40.000 TL manevi tazminata, 13.936,50 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekili tarafından dava dilekçesine ekli olarak 18.12.2015 tarihli ve 3.000 TL bedelli serbest meslek makbuzu sunulmuş ve bu miktar da maddi tazminat olarak talep edilmiş ise de; tazminat davasının dayanağı olan … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/167 Esas, 2017/77 Karar sayılı ve 21.03.2017 tarihli kararına havi dosyasında beraat eden sanık (davacı) yararına 3.960 TL vekalet ücretine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, vekalet ücretine dayalı olarak talep edilen 3.000 TL’sinin maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin vekalet ücretinin de maddi tazminat kapsamında kabulü gerektiğine, manevi tazminat miktarının az takdir edildiğine ilişkin, davalı vekilinin de davanın reddi gerektiğine, ret edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti tayini gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddi, ancak;

1-)Davacının sanık olarak yargılanıp beraat ettiği … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/167 Esas, 2017/77 Karar sayılı ve 21.03.2017 karar tarihli dosyasında tutuklu kaldığı 13/04/2015 – 09/06/2016 tarihleri nedeni ile, bu tarihler arasında geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminat miktarının 15.334,42-TL olarak tespiti gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibarla ve 13.936,50-TL olarak eksik şekilde tayini,

2-)Hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, mahkemece dahi bu hususlar uyarınca takdir edileceği belirtildiği halde, 423 gün süre ile tutuklu kalan davacı yararına bu ölçülere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı, taraf vekillerinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılıklar Anayasanın 141/son. ve 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte yanılgılar olduğundan, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde maddi tazminat miktarı olarak yazılı “13.936.50” ibaresinin çıkartılması ve yerine “15.334,42” ibaresinin yazılması; hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde manevi tazminat miktarı olarak yazılı “40.000,00” ibaresinin çıkartılması ve yerine “20.000,00” ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/167 Esas, 2017/77 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçundan 13.04.2015 – 09.06.2016 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 26 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 29.03.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 35.334,42 TL olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Geliri ve kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının tutuklulukta kaldığı süre için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Yargıtay İçtihadı birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.195729.05.1957 tarih ve 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin kuruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (a) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/2607 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B.3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/.2607 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi