Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6953 E. 2023/466 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6953
KARAR NO : 2023/466
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 16.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 14.11.2016 – 17.04.2017 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi zararının tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 15.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süresinde açılıp açılmadığının, aynı konu ve nedene dayalı başka bir dava açılıp açılmadığının araştırılması gerekir. Davacı kendi kusurlu hareketiyle tutuklanmasına sebebiyet verdiğinden davanın reddi gerekir. Talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarları fahiştir. Davacının faiz talebinin de reddi gerekir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2018 tarihli ve 2018/39 Esas, 2018/226 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2018/2605 Esas, 2019/2568 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2021 tarihli ve 2019/90665 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının baskı ve tehdit ile suçu üstlenmesinin kolluk kuvvetlerinin eksikliğinden kaynaklandığına, bu nedenle davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı her ne kadar tutuklu kaldığı süreler için maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanların tazminat isteyemeyecek kişiler olarak belirtildiği, davacının da tazminat davasının dayanağını oluşturan ceza dosyasında soruşturma aşamasındaki beyanında atılı suçu işlediğini ikrar ettiği, bu ikrarı sonucu tutuklandığı, kovuşturma aşamasındaki beyanında da atılı suçu üstlendiğini belirttiği ve nihayetinde mahkemece davacı hakkında beraat kararı verildiği, davacının bu şekilde adli makamları yanıltarak şahsi kusuru ile tutuklanmasına sebebiyet verdiği ve tazminat isteme hakkınını bulunmadığı anlaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/433 E., 2017/346 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 14.11.2016 – 17.04.2017 tarihleri arasında 154 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 31.10.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un “Tazminat isteyemeyecek kişiler” başlıklı 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan ”Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar” hükmü ve madde gerekçesinde yer alan “Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır.” ibaresi göz önünde bulundurularak, soruşturma aşamasında üzerine atılı suçu ikrar etttiği anlaşılan davacı yönünden tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2018/2605 Esas, 2019/2568 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.