Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6974 E. 2023/131 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6974
KARAR NO : 2023/131
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle Yaralama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.10.2016 tarihli ve 2014/442 Esas, 2016/36 Karar sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 89/4 ve 62 inci maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 53/6 ıncı maddesi gereği 1 yıl süre ile sürücü belgesinin alınmasına, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası gereğince verilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir.

2…. Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.02.2019 tarih ve 2018/3871 E., 2019/426 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi gereğince Beraatine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.10.2021 tarihli katılan vekilinin temyiz isteminin reddi ile … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.02.2019 tarih ve 2018/3871 E., 2019/426 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanunun 302/1 maddesi uyarınca Esastan reddi ile hükmün Onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Hükmü katılan vekili temyiz etmiştir. Katılan vekilinin Temyiz Sebebi
Ticari taksi şoförü olan sanığın tüm aşamalarda birbiri ile çelişen, Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ifadeler verdiği, olay tarihinde sanığın ticari taksinin şoförü olduğu, nitekim … sahibi …’ın 27.11.2014 tarihli ifadesinde “Yaptığım araştırmada olay tarihi ve saatinde çalışanım olan şoförlerden … aracı kullanmaktaydı.” demek suretiyle aracı kullananın sanık … olduğunu belirtmesi ve araçta tek şoförün çalıştığını söylemesi karşısında, sanığın yayalara çarpan ticari taksinin şoförü olduğuna ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. “Sanık …’ın sevk ve yönetiminde bulunan … Plaka numaralı ticari taksi ile … Caddesi kenarında yürüyen Müşteki … ve Mağdur … …ı’ya çarptığı,müşteki ve mağdurun BTM ile ile giderilebilecek mahiyette yaralanmasına sebebiyet verdiği,dolayısı ile sanığın üzerine atılı bulunan ve TCK nın 89/4. maddesinde düzenleme bulan taksirle birden fazla kişinin yaralama suçunu işlediği, bu durumun; olay öncesine dair sanıkla herhangi bir husumeti tespit edilemeyen müşteki tarafın samimi olduğuna dair vicdanı kanı uyandıran anlatımı, sanığın aşamalarda çelişkiler içeren kaçamaklı savunmaları, sanık …’ın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu müştekilere çarparak üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla; sanığın söz konusu 34 … 86 Plakalı takside şoförlük yaptığı ancak kazanın olduğu saatte taksiyi kendisinin kullanmadığı, kazayı kendisinin yapmadığı, aracı iki şoför kullandıklarına ve yine kovuşturma aşamasında vermiş olduğu ve soruşturma aşamasındaki ifadesi ile çelişen mahiyette bulunan olay tarihi itibariyle … dışında olduğuna dair suçtan kurtulmaya dönük ve inkara yönelik savunmalarına ve sanığın mahkeme savunmasında kullanmış olduğunu iddia ettiği ve BTK kayıtlarına göre Esnaf …’a ait olduğu bildirilen cep telefonu numarasının başka bir şehirden baz aldığına dair tespitlere de sanığın olayın sıcağına sıcağına soruşturma aşamasında vermiş olduğu savunmaları ile mahkeme huzurunda dinlenilen ve söz konusu aracın işleticisi olan tanık …’ın yine mahkeme huzurunda vermiş olduğu ve söz konusu 34 … 86 plakalı aracın şoförünün sanık … olduğu ve de aracında tek şoför çalıştırdığına dair yeminli beyanları gözetilerek bu savunmalara itibar edilmemiş olup, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 89/4, 62, 51, 53/6. maddeleri uygulanarak 5 ay hapis cezası ve cezanın ertelenmesi ile sürücü belgesinin alınmasına karar verilmiştir.”

2.Ticari taksi şoförü olan sanık üzerine atılı suçlamayı tüm aşamalardaki savunmasında kabul etmemiştir. Öncelikle beraatini, mahkeme aksi kanaatte ise lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. Ceza verildiği takdirde CMK’nın 231/5 inci maddesinin uygulanmasını kabul etmemiştir. Şikayetten vazgeçmeyi kabul etmiştir.

3.Katılanlar … ve Seyhan Ayvacının 3 yaşındaki oğlu mağdur … vekili sanık hakkında şikayetçi olduklarını, uzlaşmayı kabul etmediklerini, katılma talebinde bulunduklarını, maddi zarar taleplerinin olmadığını beyan etmişlerdir.

4.Katılanlar hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 31.10.2014 ve 02.12.2014 tarihli raporlara göre, katılanların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.

5…. Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen 01.12.2014 tarihli Teşhis Tutanağına göre, 1950 doğumlu müşteki Şerafettin Ayvacının, ticari taksi şoförü şüpheli … ile birlikte huzura alındığı ve yüzleştirildiği, müştekinin kazanın şoku ile şoförün yüzüne tam bakamadığını, aracın plakasını orada bulunan ve kazayı gören … Polikliğinde çalışan güvenlik görevlilerinden aldığını; taksi şoförü …’ın ise plakanın yanlış alındığı, kaza yapmadığını ifade ederek, tutanak altına alındığı görülmüştür.

6.Mahkeme, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından, sanığın kullandığı cep telefonunun kazanın meydana geldiği 01.09.2014 tarih ve saat 08:00 ile 10: 00 saatleri arasında nerden sinyal alındığının bildirilmesi istenilmiş, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından gelen cevabi yazıda, verilen gün ve saatte 16.08.1971 Mesudiye/… doğumlu ESNAF … adına kayıtlı telefonun … Mesudiye ilçesi Yukarıgökçe köyü baz istasyonundan sinyal alındığı bildirilmiştir.

7.Mahkeme … Polikliniğinde çalışan güvenlik görevlilerinin tespiti ile duruşmada tanık olarak dinlenmek üzere hazır bulundurulmasını Kağıthane Emniyet Müdürlüğünden 26.09.2017 tarihli yazı ile talep etmiş, bu yazıya cevap verilmediği ve tanıkların dinlenmediği görülmüştür.

8.Ticari taksi sahibi … Mahkemede tanık olarak dinlenmiş ve olay tarihinde aracın tek bir şoförü olduğu, bu şoförün de … olduğunu beyan etmiştir.

9.Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiş ve sabıka kaydının olmadığı görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
“Ticari taksi şoförü olan sanığın tüm aşamalarda belirtilen günde herhangi bir kazaya karışmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmediği, katılan …’in de sanığı teşhis edemediği, olaya ilişkin mobese ve benzeri bir kamera kaydının olmadığı, olaya karıştığı söylenen ticari taksinin plakasını öğrendiklerini beyan ettikleri şahsın tespit edilip dinlenemediği, keza olaya karışan ticari taksinin marka ve modeline ilişkin bir ayrıntıya da yer verilmediği, dolayısıyla sanığın idaresindeki ticari taksinin dava konusu olaya karıştığına ve sanığın da olayın faili olduğuna dair olgunun şüpheden arınmış bir şekilde ispatlanamadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

“Suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. İspat faaliyetinde başvurulan akıl yürütme, genel yaşam tecrübeleri, karinelerin işlevi, delillerin yerini alıp maddi vakıaları ispatlamak değil; delillerle ispatlanan maddi vakıalar arasındaki boşlukları doldurmaktır. Başka bir anlatımla, maddi bir vakıaya ilişkin olup da delillerle ispat olunan esaslı noktalar arasındaki boşlukları doldurmak ve bütünün ortaya çıkmasında yardımcı olmaktır (YCGK, 17/11/2009, 2009/8-122, 2009/266; ayrıca …., Ceza Muhakemesinde Şüpheden Sanık … İlkesi, … Yayınevi,olup da delillerle ispat olunan esaslı noktalar arasındaki boşlukları doldurmak ve bütünün ortaya çıkmasında yardımcı olmaktır (YCGK, 17/11/2009, 2009/8-122 , 2009/266; ayrıca ….., Ceza Muhakemesinde Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi, … Yayınevi, … 2018). Somut olayda da maddi olaya ilişkin giderilemeyen makul şüphenin sanık lehine yorumlanarak “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” gereğince sanığın beraatine karar vermek yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararın verilmesinin hukuka aykırı olduğu, sanık müdafiin istinaf talebinin de bu bakımdan yerinde olduğu anlaşılmıştır.

05/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunla değişik CMK’nın 280/1-a. maddesi yollamasıyla CMK’nın 303/1-a. maddesi gereğince, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden “beraate” hükmolunması gerektiğinde istinaf mahkemesince duruşma açılmadan bu aykırılığın düzeltilmesi mümkün kılınmıştır.

Buna göre; ilk derece mahkemesinin bu yanılgısının, dosya içeriği ve delil durumuna göre, yeniden yargılama yapılması ve olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan CMK’nin 280/1-a maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 303/1-a maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak dosya üzerinden Dairemizce düzeltilmesi mümkün olduğu anlaşılmakla;

… 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19/06/2018 tarih, 2016/356 (E) ve 2018/480 (K) sayılı sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının CMK’nın 280/2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı suçun sabit olmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”


IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

V. KARAR
… Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.02.2019 tarihli ve 2018/3871 Esas, 2019/426 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 14. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2023 tarihinde karar verildi.