YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7139
KARAR NO : 2023/1771
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 05.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil hakkında beraat kararı verilen … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/104 Esas, 2006/167 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında rüşvet teklifinde bulunmak suçundan 02.10.2001 – 14.01.2002 tarihleri arasında; hakkında beraat ve düşme kararları verilen … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/47 Esas, 2014/441 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında çeşitli suçlar nedeniyle 16.11.2001 – 30.05.2002 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 100.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 04.01.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davacı taleplerini belgelendirmemiştir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davanın süre, yetki ve kanuni şartlar yönünden araştırılması gerekir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2018/72 Esas, 2019/194 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2019/2637 Esas, 2019/2969 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.10.2021 tarihli ve 2019/130770 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açıldığına, davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmamasına rağmen davanın reddedilmesine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 18 inci maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun (466 sayılı Kanun) yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı Kanun’un Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ilâ 144 üncü maddelerinde, tazminat isteme koşulları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de; 5320 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki 5271 sayılı Kanun’un 141 ilâ 144 üncü madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, davacının tutuklandığı tarih itibariyle tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Dava 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2009/256 Esas, 2010/57 Karar sayılı kararında 466 sayılı Kanun’un 2 nci maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21.04.1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte, hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makul bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 Esas, 2014/229 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise, 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği kabul edilmekle;
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/104 Esas, 2006/167 Karar sayılı dosyasında 23.05.2006 tarihinde verilip, 02.06.2006 tarihinde kesinleşen beraat hükmü ile tazminat davasının açılmış olduğu 05.12.2017 tarihine kadar 11 yıldan fazla süre geçtiği, davacının bu uzun süre içerisinde hakkındaki beraat hükmünden haberdar olmadığından söz etmenin yaşamın olağan akışına uymayacağının anlaşılması nedeniyle, davanın süreden reddine karar verilmiştir.
… 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/47 Esas 2014/441 Karar sayılı dosyasında ise davacının üzerine atılı suçlar yönünden dava zamanaşımının dolması nedeniyle ayrı ayrı düşme kararı verildiği, sadece gümrük kaçağı mazot taşırken yakalanan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen kişilerden serbest bırakılmaları karşılığında İlçe Jandarma Komutanlığına 10 adet sandalye ve 2 adet masa aldırıp kişileri serbest bırakmak şeklindeki eyleminde aynı eylemi için rüşvet ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarından kamu davası açılmış olması nedeniyle atılı suçun rüşvet suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı hakkında aynı eylemi ile ilgili rüşvet suçundan da cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 240 ıncı maddesinde düzenlenen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun kamu görevlilerinin kanunun başkaca yerlerinde suç olarak düzenlenmeyen kanuna aykırı eylem ve işlerini yaptırım altına aldığı, sanığın aynı eylemi için rüşvet suçundan da kamu davasının açılmış olması nedeniyle yasal unsurları itibariyle oluşmayacağından beratine karar verildiği ve bu eylem nedeniyle rüşvet suçundan da ayrıca zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, bu halde sanığın gözaltına alındığı veya tutuklandığı eylem hakkında verilmiş herhangi bir beraat kararından söz edilemeyeceği, zira mahkemece bu eylemin rüşvet suçu kapsamında değerlendirilerek bu eylem hakkında düşme kararı verildiği, mahkemenin gelen iddianame içeriğinde fiil ve fail ile bağlı olduğu, davacıya isnat olunan fiilin mahkemece rüşvet suçu kapsamında değerlendirildiği, aynı eylem ile ilgili hem düşme, hem beraat yönünde değerlendirme yapılamayacağı, tutuklama tarihinde yürürlükte olan 466 sayılı Kanun hükümlerine göre, tutuklu kalınan suçtan düşme kararı verilmesi durumunda davacının tazminat talep etme hakkı bulunmadığı nedeniyle bu dosya yönündeki talebin de reddine karar verilmiş ve davalı hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/104 Esas, 2006/167 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında davacının rüşvet teklifinde bulunmak suçundan 02.10.2001 – 14.01.2002 tarihleri arasında 104 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 02.06.2006 tarihinde kesinleştiği; … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/47 Esas, 2014/441 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında ise değişen suç vasıflarına göre görevi kötüye kullanmak, irtikap, zimmet suçlarından 16.11.2001 – 30.05.2002 tarihleri arasında 195 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılarak düşme kararı verildiği, düşme kararlarının 05.06.2017 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun’a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1…. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/104 Esas, 2006/167 Karar sayılı ceza dosyası yönünden;
Davacı hakkındaki tutuklama işleminin 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında 5320 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesine göre, davacının tazminat talebi 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2009/256 Esas, 2010/57 Karar sayılı kararına göre 466 sayılı Kanun’un 2 nci maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21.04.1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği, ayrıca Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih ve 141-229 sayılı kararında 466 sayılı Kanun’a göre incelenen tazminat davasının usul ve yasaya uygun yapılan kesinleşmesinden itibaren her halükarda 10 yıl içinde açılması gerektiği kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/104 Esas, 2006/167 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında davacının rüşvet teklifinde bulunmak suçundan 02.10.2001 – 14.01.2002 tarihleri arasında 104 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 02.06.2006 tarihinde kesinleştiği, 05.12.2017 tarihinde dava açılması nedeniyle dava açma süresinin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/47 Esas, 2014/441 Karar sayılı ceza dosyası yönünden;
Davacı hakkında atılı suçlardan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, 466 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde tazminat davası açmak için aranan şartların gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2019/2637 Esas, 2019/2969 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.