Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7180 E. 2023/577 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7180
KARAR NO : 2023/577
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatine karar verilen ceza dava dosyasında yapılan yargılama sebebiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun (4734 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi gereğince yargılama sonuna kadar Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılamaması ile soruşturma ve
kovuşturma aşamalarında ödediği vekâlet ücreti sebebiyle maddi; yaşadığı elem, ızdırap, dava nedeniyle maruz kaldığı psikolojik durum sebebiyle manevi zararı olmuştur. Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 300.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 26.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti gerekir. Davacı hakkında yapılan yargılama idarenin herhangi bir kusur yoktur. Tazminat davalarında hükmedilen tazminat sebepsiz zenginleşmeye yol açmamalıdır. Öncelikle usulden, aksi takdirde haksız ve dayanaktan yoksun davanın esastan reddi gerekmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/104 Esas, 2018/116 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2019 tarihli ve 2018/2947 Esas, 2019/2723 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.10.2021 tarihli ve 2019/81781 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının yargılandığı dava nedeniyle ihalelere katılamamasından dolayı uğradığı gelir kaybı ve ödediği vekâlet ücreti göz önünde bulundurularak maddi tazminatın hesaplanması gerektiğine, manevi tazminat miktarının azlığına ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yargılandığı ihaleye fesat karıştırma dava dosyası kapsamında yargılama aşamasında geçen süre içerisinde 4734 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi gereği kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılamadığından bahisle maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına ilişkin sebeplerin tahdidi olarak sayıldığı, bu sebepler arasında davacı vekilinin maddi tazminat talebine konu yaptığı hususlardan biri olan hakkında kamu davası açılması sebebiyle kamu ihalelerine girmekten yasaklılık sebebinin belirtilmemiş olduğu, kaldı ki davacının böyle bir durumda dahi söz konusu kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin ihaleleri kazanacağı hususunun da tamamıyla afaki nitelikte olduğu, davacı atılı suçlama nedeniyle yargılanmamış olsa dahi söz konusu ihalelerin davacının yetkilisi olduğu firmada kalacağı hususunun belirsiz olduğu anlaşılmakla, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının manevi tazminat talebi kısmen kabul edilerek; sosyoekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı ve benzeri hususlar da gözetilerek hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak şekilde, hak ve nefaset kurallarına uygun, makul bir miktar olarak, 1 günlük gözaltı süresi için takdiren 60,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş, ayrıca davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinde sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/87 E., 2017/62 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının ihaleye fesat karıştırma suçundan 09.08.2011 tarihinde yakalandığı ve aynı gün içinde serbest bırakıldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 28.12.2017 tarihinde kesinleştiği, yakalama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Davacının, yargılandığı ceza dava dosyası sebebiyle 4734 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi gereği kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılamamasından doğan zararın tazminini talep etmiş ise de; davacının ihalelere hatılması halinde kazanacağı, muhtemel zarar kapsamında kalan ücretin maddi tazminat hesabına dahil edilemeyeceği göz önünde bulundurularak, ilk derece mahkemesinin bu husustaki takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesinin bu husustaki takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak takdir edilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2019 tarihli ve 2018/2947 Esas, 2019/2723 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.