YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7425
KARAR NO : 2023/232
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle yaralama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2017 tarihli ve 2017/567 Esas, 2017/810 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.04.2019 tarihli ve 2018/132 Esas, 2019/1137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.10.2021 tarihli ve 2019/73757
sayılı, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
1. Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi
1. Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçesinde “Sanık …’in suç tarihi itibariyle Kavasoğlu lastik isimli … yerine ait lllll5 çekici, …. dorse plakalı aracın şoförlüğünü yaptığı, sanığın 21/02/2016 günü sabah erken saatlerde … Mahallesi Baraj yanındaki taş ocağından mucur yüklettiği ve mucuru …Beton isimli … yerine götürmek amacıyla kazanın meydana geldiği mahal olan…Mahallesi Aliye İzzet Begoviç caddesinden geçtiği sırada Mahkememizce samimi bulunan ve sanığın arkadaşı olup sanık aleyhine hakkında yalan beyanda bulunması için bir neden bulunmayan tanık …nın beyanlarına göre dorsenin arka kapağının açılması üzerine trafik kazası tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere yolun yaklaşık 102,5 metre yüzeyini kaplayacak şekilde mıcırlar yola döküldüğü,…
…Mağdur …’in de 21/02/2016 günü yönetimindeki …..plaka sayılı … ile yanında tanık… olduğu halde seyir ederken Aliye İzzet Begoviç caddesinde işe gitmek amacıyla otostop yapan daha önceden tanımadığı katılan …’yı aracına aldığı, olay mahalline geldiklerinde mağdur …’in yola dökülen mucur nedeniyle aracının hakimiyetini kaybetmesi sonucu arabanın kayarak orta refüje vurup takla atarak karşı şeride geçtiği ve taksirli eylem sonucu araçta bulunan katılan …’nın yaşamsal tehlike geçirecek ağır ölçüde kemik kırığı ortaya çıkacak ve duyu yada organlardan birinin işlevini yitirecek şekilde, mağdur …’in ise yaşamsal tehlike geçirecek ve ağır derecede (6/6) kemik kırığına yol açacak ve dalağının alınması nedeniyle organlardan birinin işlevini yitirmesine yol açacak şekilde yaralandığı, taksirli eylem nedeniyle Mahkememizce oluşa uygun bulunan soruşturma aşamasında alınmış 11/04/2016 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere sanık …’in asli kusurlu, mağdur …’in ise tali kusurlu olduğu Mahkememizce sabit görülmüştür.” denilmiştir.
2. Sanığın, alınan savunmasında ”……. plakalı çekici ve buna bağlı …. plakalı dorsenin şoförüyüm. 21.02.2016 tarihinde mucur yüklü olarak olay yerinden geçtim. Mucuru … barajının yan tarafındaki ocaktan yükledim. … Caddesinde …betona götürdüm. Ancak kaza yerine mucuru dökmedim. Dorsenin arka kapakları kapalı idi. Suçlamayı kabul etmem.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
3. Kaza sebebiyle yaralanan katılan …’nın şikayetçi olduğu ve katılma talebinde bulunduğu, mağdur …’in ise soruşturma aşamasında şikayetçi olmasına karşın, yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçtiği görülmüştür.
4. Sanığın eylemi neticesinde katılanlarda meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak;
a- Mağdur … hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 24.11.2016 tarihli raporda;
“1-Kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu,
2-Kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3-Vücuttaki kemik kırıklarının ve çıkıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif(1), Orta(2-3) ve Ağır(4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeni ile skorlama yapılarak; şahısta saptanan kırıkların müştereken; hayat fonksiyonlarını ağır (6/6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
4-Şahsın yaralanmasına bağlı dalak laserasyonu neticesinde dalağın alınmasının organlardan birinin işlevinin yitirilmesine neden olduğu,
5-İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına neden olmadığı…”
belirtildiği,
b- Katılan …’nın hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 31.08.2016 tarihli raporda;
“1-Kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu,
2-Kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3-Vücuttaki kemik kırıklarının ve çıkıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif(1), Orta(2-3) ve Ağır(4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeni ile skorlama yapılarak; şahısta saptanan çok sayıda kaburga kırığı, torakal vertebra korpus kırıkları, L1 ve L2 vertebra kırığı, C2 vertebra kırıklarının müştereken; hayat fonksiyonlarını ağır (6/6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
4-Yüz bölgesi sınırları içerisinde herhangi bir yara tarif ve tespit edilmediği…”
belirtildiği,
c- Katılan …’nın hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 05.10.2017 tarihli raporda ise;
“…Travmatik kauda equina senromu (idrar-gaita inkontinansı, alt ekstremitelerde fonksiyon kaybı) neden olan yaralanmasının; Duyu ya da organlardan birinin işlevinin yitirilmesine neden olduğu”
belirtildiği görülmüştür.
6. Tanık … A., …. beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.
7. Kolluk güçlerince tanzim olunan 21.02.2016 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre, mağdurun idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında, başka bir araçtan dökülen ve dökülme zamanı belli olmayan yolun yüzeyini 102,5 metre kaplayan mucurlu alana girdiğinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybettiği, sola doğru savrulan aracın orta refüj üzerine çıktığı, orta refüj üzerinde takla atarak 4 adet ağaca çarptığı ve karşı şeride geçerek yolun sağ tarafında duruşa geçtiği, mağdurun Karayolları Trafik Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendine göre aracının hızını aracın yük ve teknik özelliklerine göre; görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şekillere uydurmamak kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir.
8. Soruşturma aşamasında, yola mucur dökülen aracın sanığın idaresinde olduğunun tespiti sonrasında düzenlenen 11.04.2016 tarihli Trafik Bilirkişi Raporuna göre, mağdurun idaresindeki kamyonet ile meskun mahal içerisinde, bölünmüş, tek yönlü, sekiz metre genişliğinde, 82 km/s hız limiti bulunan, kuru asfalt zeminli yolda, açık havada seyri sırasında sanığın kullandığı tır çekicinin dorsesinde yüklü mucuru 102.5 metrelik yol bölümüne döküldüğü, mağdurun aracını mucura kaptırarak savrulduğu ve 76.20 metre mesafede orta refüj ve dört adet ağaca çarptıktan sonra durduğu olayda, sanığın Karayolları Trafik Kanunu’nun 134 üncü maddesinde yer alan “Araçların yüklenmesi kurallarına ” , aynı Kanunun 84 üncü maddesinde belirtilen diğer kusurlardan 65 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen “Yükün Karayoluna değecek, düşecek, dökülecek sızacak, akacak, kayacak, gürültü çıkaracak şekilde yüklenmesi” kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, mağdurun Karayolları Trafik Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendine göre “aracının hızını aracın yük ve teknik özelliklerine göre; görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şekillere uydurmamak” kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunu belirttiği görülmüştür.
9. Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin gerekçesinde; “Olay günü, sanık sürücü … , sevk ve idare ettiği çekici ve buna bağlı dorse ile … Mahallesi baraj yanındaki ocaktan kum yükleyip teslim yeri olan …Betona giderken yüklediği kumun yola döküldüğü, sanığın bunu fark etmesine rağmen herhangi bir tedbir almadığı gibi yetkililere de haber vermediği, mağdur …’in kullandığı … ile sabah işe giderken yola dökülen mucura aracını kaptırıp yoldan çıkmasına neden olduğu olayda, … ile …’nın dosya içerisinde mevcut raporlara göre ağır şekilde yaralandıkları, meydana gelen kazada sanığın asli kusurlu olduğu, yola dökülen mucurun 102,5 metre mesafeye yayılmış olması, tanıkların beyanı ve sanığın kaçamaklı beyanlarına göre bu durumu fark eden sanığın herhangi bir tedbir almaması ve yetkili mercilere bildirmemesi karşısında bilinçli taksirle hareket ederek atılı taksirle yaralama suçunu işlediği kabul edilmiş, suçun işleniş şekli, katılan ve mağdurdaki yaralanmaların niteliği, kusur durumu ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak temel ceza tayini kabul edilerek Yasaya aykırı görülen ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeni bir hüküm kurulması gerektiği vicdani kanaatine varılmıştır.” denilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiinin Temyizi Yönünden
1. Eksik İnceleme ile Hüküm Kurulduğu Yönünden
Sanığın tevil yollu ikrarı, katılan, mağdur ve tanık beyanları, katılan ve mağdur hakkında düzenlenen adlî muayene raporları ile kusur durumuna ilişkin düzenlenmiş bilirkişi raporu karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Ve Erteleme Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesi yönünden; “Sanığın suç işleme şekli, dosyaya yansıyan kişiliği, suçtan sonraki davranışları nazara alınarak … ” şeklindeki ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden; “Sanığın suç mağdurlarının zararını gidermemiş olması nazara alınarak …” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile ilgili hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
1. Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmasının Usul Ve Yasaya Aykırı Olduğu Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu mahkeme hakiminin takdirinde olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Diğer Temyiz Nedenleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.04.2019 tarihli ve 2018/132 Esas, 2019/1137 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.