YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7448
KARAR NO : 2023/161
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle yaralama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2017 tarihli ve 2016/42 Esas, 2017/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının b bendi uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.05.2019 tarihli ve 2018/868 Esas, 2019/1999 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca hükmün düzeltilmesi ile aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.10.2021 tarihli ve 2019/71475 sayılı, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Kusur durumuna,
2. Uzlaşmaya,
3. Temel cezanın tayininde alt sınırdan fazla uzaklaşıldığına,
4. Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasına,
ilişkindir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Temel cezanın tayininde alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiğine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 01.11.2015 günü saat 18:30 sıralarında sanık sürücü … sevk ve idaresindeki sayılı otomobili ile … il yolu istikametinden ….mahallesi istikametine seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada karşı istikamet şeridine girerek otomobilin sol yan ön kısmı ile karşı istikametten seyreden katılan sürücü … sevk ve idaresindeki motosikletin sol yan kısmına çarpması neticesinde davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, sanığın sevk ve idaresindeki otomobili ile mahal şartlarına uygun hızda seyretmediği, yola gereken dikkati vermediği, kaza mahalline geldiği esnada karşı istikamet şeridine girerek karşı istikametten seyreden motosiklet sürücüsünün seyir şeridini kapattığı kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, katılan …’ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiş, sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanması suçundan cezalandırılması kanaatine varılmış, katılan …’ın kaza neticesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, yaşamını tehlikeye soktuğu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğu şekilde yaralanmasına neden olduğu, katılan …’ın ise yaralanmasının duyularından veya organlarından birisinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın, kolluk aşamasında alınan savunmasında aracı ile herhangi bir kaza yapmadan evine gittiğini, atılı suçu kabul edilmediğini beyan ettiği, yargılama aşamasında alınan savunmasında ise “alkol almıştım, benim ehliyetim yoktur, o tarihte köy yolunda köprüye geldim, kendi şeridimde gidiyordum, çok hızlı değildim, 90-100 km hızım vardı, karşı taraftan da motorsiklet geliyordu, yol biraz dardı, ancak ben kendi şeridimdeydim, trafik kaza tespit tutanağını kabul etmiyorum, motorsikletliler telaşlandılar, direksiyonu benim önüme doğru kırdılar, benim arabamın sol ön çamurluğuna çarptılar, ben olayın şoku ile oradan elli yüz metre kadar ilerledim, durdum, sonra köye yardım istemeye gidecektim, sonra vazgeçtim, geri döndüm” şeklinde üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar ettiği görülmüştür.
3. Katılanların aşamalarda şikayetçi oldukları, katılma talebinde bulundukları, uzlaşmayı kabul etmedikleri görülmüştür.
4. Katılan … hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 23/05/2017 tarihli raporunda; meydana gelen yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, yaşamını tehlikeye soktuğu, trafik kazası sonucu meydana gelen sol dizde ankiloza neden olan yaralanmasının duyularından veya organlarından birisinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğu tespit edildiği, katılan … hakkında … Adnan … Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’nın 15/01/2016 tarihli raporunda; katılan …’ın meydana gelen yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, yaşamını tehlikeye soktuğu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
5. … İlçe Emniyet Amirliği’nin 02/02/2016 tarihli yazısında, sanığın sürücü belgesinin olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
6. … … İlçe Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 01.11.2015 tarihli adli rapora göre sanığın kazadan iki saat sonra yapılan alkol muayenesine göre 2.05 promil alkollü olduğu anlaşılmıştır.
7. Tanık Serkan D., … U., … E., … A. ve İlker T. beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.
8. Kolluk güçlerince tanzim olunan 01.11.2015 tarihli Kaza Tespit Tutanağı, 09.11.2016 tarihli Trafik Bilirkişi Raporu ve 14.04.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu gereğince sanığın idaresindeki otomobili ile mahal şartlarına uygun hızda seyretmediği, yola gereken dikkati vermediği, kaza mahalline geldiği esnada karşı istikamet şeridine girerek, karşı istikametten seyreden motosiklet sürücüsünün seyir şeridini kapattığı kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davrandığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48 inci maddesinin beşinci fıkrası, 84 üncü maddesinin g bendi gereğince tam kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
9. Sanığın güncel adlî sicil kayıt örneği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık … hakkında Taksirle Yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı ve başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23/05/2017 tarih 2017/2610 Esas, 2017/4236 Karar sayılı ilamında, “sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan hüküm kurulması sırasında 5237 sayılı TCK’nın 89/4. maddesinin yanı sıra 89/2-b maddesinin de uygulanması suretiyle, sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediği” bildirilmekle, hakkında TCK’nın 89/4. maddesinden hüküm kurulan sanık hakkında ayrıca TCK’nın 89/3-b maddesi gereğince artırım yapılması, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c ve 303/1-f maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir eksiklik olduğundan, istinaf yoluna başvurulan hüküm fıkrasının üçüncü paragrafın tamamının hükümden çıkartılması suretiyle CMK’ nın 280/1-c ve 280/1 (a) maddesi delaletiyle CMK’ nın 303/1-f maddesi gereğince istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden;
1. Kusurlu Olmadığı Yönünden
Oluş, dosya kapsamı, 10.06.2012 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile uyumlu nitelikteki 07.05.2013 tarihli Trafik Bilirkişi Raporu kapsamında sanığın meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Uzlaşma Yönünden
Katılanların soruşturma aşamasında alınan beyanlarında uzlaşmayı kabul etmedikleri, 26.02.2016 tarihinde talimat yoluyla alınan ilk beyanlarında ” olaydan sonra sanık yanımıza da gelmedi, hiçbir şekilde sanık zarar gideriminde de bulunmadı” şeklinde beyanda bulundukları, 04.05.2016 tarihli celsede sanığın uzlaşma amacıyla zarar giderimi talebinde bulunduğu ve mahkemece zarar miktarının tespiti bakımından araştırma yapıldığı ancak sanık tarafından bu yönde bir girişimde bulunulmayarak sigorta şirketi tarafından katılanlara ödeme yapıldığı savunmasında bulunulduğu, açıklanan nedenlerle olayın gerçekleştiği 01.11.2015 tarihi ile son hükmün kurulduğu 13.05.2019 tarihine kadar süre içerisinde sanığın taksirle işlediği suç neticesinde oluşan zararın giderilmesi yönünde gerçek bir çabasının bulunmadığı kanaatine varılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Temel Cezanın Tayininde Alt Sınırdan Fazla Uzaklaşıldığı Yönünden;
Sanığın tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın oluş ve dosya kapsamıyla uyumlu olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiği görülmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu mahkeme hakiminin takdirinde olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılanlar Vekilinin Temyizi Yönünden
1. Temel Cezanın Tayininde Alt Sınırdan Daha Fazla Uzaklaşılması Gerektiği Yönünden
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.05.2019 tarihli ve 2018/868 Esas, 2019/1999 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.