YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7885
KARAR NO : 2023/1642
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 08.03.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlamasıyla 04.06.2009 tarihinde gözaltına alındığını, 06.06.2009 tarihinde tutuklandığını, tutuklama müzekkeresinin infazının 29.07.2009 tarihinde durdurulduğunu, 04.10.2009 tarihinde ise tekrar infaza başlandığını, yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin 10 yıl hapis ve 12.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilerek davacının 19.04.2013 tarihinde tahliye olduğunu, hükmün temyiz incelemesi neticesinde bozulması üzerine yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiğini, hükmün 02.01.2017 tarihinde kesinleştiğini belirterek haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 250.000 TL maddi, 250.000 TL manevi tazminatın gözaltına alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini” talep etmiştir.
2. Davalı vekili 30.03.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.
3. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2018 tarihli ve 2017/89 Esas 2018/214 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2018/3494 Esas 2019/3238 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.10.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna, davanın kısmen kabulü nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlarını işlediği iddiasıyla cezalandırılması istemi ile; CMK’nın 250. madde ile Yetkili … 10. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, bu mahkemece yapılan yargılama sonunda 17.05.2013 tarih, 2009/204 Esas, 2013/76 Karar sayılı kararla davacının cezalandırılmasına karar verildiği; kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12.11.2015 tarih ve 2015/3151 Esas ve 2015/32886 Karar sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası mahkemenin kapatılması üzerine … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2016 tarih 2016/49 Esas ve 2016/394 Karar sayılı kararıyla davacının üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle atılı suçlardan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verildiği, beraat kararının 02.01.2017 tarihinde kesinleştiği, davacının bu suç nedeniyle 04.06.2009 tarihinde göz altına alındığı, 06.06.2009 tarihinde tutuklandığı, tutuklama müzekkeresinin 29.07.2009 tarihinde durdurulduğu, 04.10.2009 tarihinde tutuklama müzekkeresinin tekrar infazına başlandığı, 19.04.2013 tarihinde davacının tahliyesine karar verildiği, karar tarihi, tebliğ tarihi ve mahkememize açılan tazminat davasının dava tarihi nazara alındığında mahkememize açılan davanın süresinde açıldığı, davacının ikamet ettiği adres itibariyle mahkememizin yetkili olduğu, davacı hakkında mahkememizce yaptırılan mali ve içtimai durum araştırması ve SGK kayıtları karşısında, davacının işyeri kazanç miktarının esas alınmasının gerektiği, mahkememizce bu hususta maddi tazminata esas olmak üzere bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 28.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının 2006, 2007, 2008 yıllarında kendi nam ve hesabına işyeri açtığı ve çalıştırdığı, çalıştığı dönemlerle ilgili yıllık gelir vergisi beyanında bulunmadığı için yıllık gelirinin hesaplanmasının mümkün olmadığı, davacının gözaltı ve tutuklu kaldığı sürede asgari ücretli çalıştığı varsayılarak gözaltı ve tutuklulukta geçen 1349 gün için 29.192,88 TL gelir kaybı tespit edildiği, ancak 2012 yılı şubat ayının 29 gün olması hususunun hesaplamada dikkate alınmadığı, bu husus tekrar rapor alınmasını gerektirmediğinden mahkememizce eksik 1 günün hesaplamaya dahil edildiği, davacının haksız olarak 04.06.2009 tarihinde göz altına alınması, 06.06.2009 tarihinde tutuklanması, 19.04.2013 tarihinde tahliye edilmiş olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 141.ve devamı maddeleri gereğince bilirkişi raporuna göre yapılan hesaplamada bir gün ilave edilmek suretiyle 29.216,25 TL maddi ve 35.000 TL manevi tazminatın talebe göre gözaltı tarihi olan 04.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı …’ın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/49 Esas – 2016/394 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 06.06.2009-29.07.2009 ila 04.10.2009-19.04.2013 tarihleri arasında toplam 1348 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükümlerinin 02.01.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunmuş ise de hükmün yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
4. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2018/3494 Esas 2019/3238 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.