YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8073
KARAR NO : 2023/1887
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 09.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan dolayı 05.05.2007 tarihinde gözaltına alındığını, 08.05.2007 tarihinde tutuklandığını, 28.03.2008 tarihinde ise tahliye olduğunu, yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini, beraat kararının 02.05.2018 tarihinde kesinleştiğini, haksız koruma tedbiri nedeniyle 50.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın gözaltına alındığı tarihten tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.
2. Davalı vekili 08.06.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.
3. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/200 Esas 2018/414 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.11.2019 tarihli ve 2019/145 Esas 2019/2955 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.10.2021 tarihli, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının 05.05.2007 tarihinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan dolayı gözaltına alındığı, Mersin Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/184 sorgu numaralı kararı ile 08.05.2007 tarihinde tutuklandığı, 28.03.2008 tarihinde ise Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/28E. sayılı dosyasından tahliye olduğu, Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2018 tarih 2015/100 E. 2018/23 K. sayılı kararı ile hakkında “suç işlemek için örgüt kurma” suçundan beraatine karar verildiği, verilen beraat kararının 02.05.2018 tarihinde kesinleştiği, iş bu davanın davacı vekili tarafından 09.05.2018 havale tarihli dilekçe ile açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının 328 gün gözaltında ve tutuklulukta kaldığı anlaşılmış, davacının gözaltı-tutuklanmadan önceki dönemde hangi işlerde çalıştığını ve gelirinin ne kadar olduğunu tam olarak belgelendiremediği, davacının maddi kaybı açısından yoksun kaldığı gelirin aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği kabulü ile davacının tutuklu ve gözaltında kaldığı döneme ilişkin Asgari Ücret net hesabına göre
davacının 328 gün gözaltı-tutuklulukta kaldığı süreler yönüyle 4.836,25 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın talepte nazara alınarak gözaltı tarihi olan 05.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan davalı ve davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/100 Esas 2018/23 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 05.05.2007- 28.03.2008 tarihleri arasında 328 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 02.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/ tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Tazminata esas ceza davasındaki beraat hükmünün 02.05.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre içinde 09.05.2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilince davanın süresinde açılmadığına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
2. Tazminat talebinin dayanağı olan dosya kapsamında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında davacının Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/184 sorgu numaralı kararı ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçunlarından tutuklanmasına karar verildiği, davacı sanık hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan dolayı Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/100 Esas 2018/23 Karar sayılı dosyası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde davacı sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği, UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme de davacının yukarıda belirtilen Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/184 sorgu numaralı kararı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçundan dolayı verilen tutuklama kararına ilişkin eylem nedeniyle davacı hakkında Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/28 E. 2010/154 Karar sayılı dosyasıyla uyuşturucu madde ticaretinden açılan kamu davası neticesinde davacının beraatine karar verildiği, hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından davacı sanığın aleyhine temyizi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 22.11.2017 tarihli 2017/5062 Esas 2017/6334 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 31.05.2018 tarihli yazı cevabında; infaz edilen suçun ismi belirtilemeksizin davacı hakkında verilen tutuklama kararının 08.05.2007- 28.03.2008 tarihleri arasında infaz gördüğünün belirtildiği, ancak yazı ekinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçundan dolayı verilen tutuklama kararının ve Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/35 dosya no ve Cumhuriyet savcısı 2008/10 Esas sayılı dosyası ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma verilen tahliye müzekkeresi ile Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/28 sayılı Cumhuriyet savcısı 2008/15 Esas sayılı dosyası ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçundan verilen tahliye müzekkeresinin eklendiğinin anlaşılması karşısında; öncelikle davacı hakkında tazminata esas ceza dosyasındaki suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi, davacı hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen tutuklama müzekkeresinin infaz edildiğinin tespit edilmesi halinde; 5271 sayılı Kanun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, davacı hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçundan açılan kamu davasının akıbeti araştırılarak davacı hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi halinde davacının tutuklu kaldığı sürenin mahsup edilip edilmediği, mahsup edilmiş olması halinde ne kadarının mahsup edildiği hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulup, tutuklu kalınan sürenin tamamının mahsup edildiğinin tespit edilmesi halinde davacı lehine makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmolunması, bir kısmının mahsup edildiğinin tespiti halinde ise mahsup edilmeyen kısmına ilişkin olarak maddi ve manevi zarar dikkate alınıp, mahsup edilen kısım için ise makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece yukarıda belirtilen hususlara ilişkin araştırma yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kabule göre de; maddi tazminatın, davacıların tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden için hesaplanan “4.651,47” TL yerine hatalı hesaplanarak bu miktarın üstünde kalacak şekilde “4.836,25” TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması,
4. Kabule göre de; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Kabule göre de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.11.2019 tarihli ve 2019/145 Esas 2019/2955 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.