Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/8099 E. 2023/1886 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8099
KARAR NO : 2023/1886
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 17.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 33 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.
2. Davalı vekili 06.11.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti gerektiğini, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin,13.11.2018 tarihli ve 2018/555 Esas 2018/578 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/229 Esas 2019/3150 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; beraat kararı veren mahkemenin davacının tazminat hakkı olduğunu bildirmediğine ve dava açma süresinin başlamadığına, davanın süre yönünden reddine ilişkin kararın yerinde olmadığına ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı …’in, Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/270 E. sayılı dosyası kapsamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 25.06.2009-27.07.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, davacının söz konusu mahkemenin 2010/1109 K. ve 26.11.2010 tarihli kararı ile beraatine karar verildiği, beraat kararının 27.01.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve kararın 15.02.2011 tarihinde kesinleştiği; 31.03.2011 tarihinde kefaretin iadesine ilişkin Defterdarlığa müzekkere yazıldığı ve davacı vekilinin söz konusu müzekkerede imzasının bulunduğu; kesinleşmiş beraat kararının davacıya 17.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği; dava tarihinin 17.10.2018 olduğu; davacı vekilinin CMK m. 142/1’de düzenlenen 3 aylık ve 1 yıllık sürelerin Anayasa’ya aykırılığı iddiasında bulunduğu anlaşılmakla yapılan incelemede hukukumuzda sürelerin “hak düşürücü süre” ve “zamanaşımı” olmak üzere iki çeşit olarak düzenlendiği; birçok kanunda kişilerin belirli haklarını kullanmaları açısından farklı sürelerin hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş olduğu; nitekim İdare Hukukunda ve Borçlar Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da hak düşürücü sürelerin dyer aldığı; kişilerin belirlenen süre içerisinde hakkını kullanmadıkları takdirde bu haklarını artık kullanamayacaklarının hukuk kuralı olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin Anayasaya Aykırılık iddiası Mahkememizce ciddi bulunmadığından reddine karar verilmiş; her ne kadar beraat kararında davacının tutuklu kaldığı süre için tazminat hakkının bulunduğu hatırlatılmamış ise de söz konusu husus 3 aylık süre bakımından sürenin başlamamasını sağlayacak nitelikte olup CMK m. 142/1’de tazminat davasının her halükarda beraat kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğinin düzenlenmesi karşısında ve ayrıca davacının da beraat kararının kesinleşmesinden sonra kefaretin iadesini tahsil ettiği, dolayısıyla kesinleşmeden haberdar olduğunun anlaşılması karşısında aradan 7 yıl geçtikten sonra huzurdaki davayı açmış olması ve CMK’nın 142/1’deki açık düzenleme nedeniyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; reddedilen tazminat miktarı üzerinden davalı lehine 4.360.00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekmesine rağmen eksik olarak 845.00 TL vekalet ücreti verilmesi aleyhe istinaf olmadığından düzeltme ya da bozma nedeni yapılmamıştır.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine; Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararında yukarıda belirtilen eliştiri dışında bir isabetsizlik bulunmayıp istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/270 Esas 2010/1109 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 25.06.2009-24.07.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.02.2011 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tâbi olduğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Kararı Veren Mahkemenin Davacının Tazminat Hakkı Olduğunu Bildirmediğine ve Dava Açma Süresinin Başlamadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un “Tazminat istemi” kenar başlıklı 142 nci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat
isteminde bulunulabilir.

Hükmü uyarınca tazminata esas beraat hükmünün 15.02.2011 tarihinde kesinleştiği, davanın ise hak düşürücü bir yıllık süre geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde açılması karşısında davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/229 Esas 2019/3150 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.