Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/8104 E. 2023/2366 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8104
KARAR NO : 2023/2366
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2525 E., 2019/3239 K
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yurt dışı çıkış yasağı ve imza atmak suretiyle adli kontrol tedbiri altında kaldığını, davacının yurt dışı çıkış yasağı nedeni ile Avusturya’daki işinden dolayı maaşını alamadığını, davacının Avusturya’da bir firmada genel müdür olarak çalıştığını, aylık maaşının 2.800 Euro olduğunu, ceza dosyası için 9.000 Euro avukatlık ücreti ödediğini, yaşadığı bu olaylardan dolayı manevi olarak üzüldüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 84,630 TL maddi tazminatın, 200.000 TL manevi tazminatın adli kontrolün uygulanmaya başlandığı 04.06.2017 tarihinden itibaren en yüksek kredi faizi ile davalı hazineden tahsiline karar verilmesini, ayrıca ceza dosyasında ödediği avukatlık ücreti olan 41.850 TL vekalet ücretinin de davalı hazineden tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.

2. Davalı vekili 13.03.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, yasada belirtilen şartların oluşmadığını, davacının haksız tutuklama işlemi dolayısıyla zarara uğramadığını, muhtemel zararların maddi tazminat hesabında dikkate alınamayacağını, davacının talep etmiş olduğu tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2018 tarihli ve 2018/51 Esas 2018/185 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 20.11.2019 tarihli ve 2018/2525 Esas 2019/3239 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.10.2021 tarihli, davacının sunmuş olduğu belgeler çerçevesinde maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden, sorunun çözümü için vatandaşı olduğu Avusturya Adli makamlarına adli yardımlaşma prosedürü işletilerek yazı yazılması, davacının yurtdışına çıkış yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin uygulandığı tarihleri kapsar şekilde belirtilen şirkette yöneticilik yapıp yapmadığı, iş yerinde kayıtlı olarak çalışıp çalışmadığı, davacının Avusturya’ya gidememesi dolayısıyla fiilen Avusturya’da bulunamaması nedeniyle davacının alamadığı maaş, kar payı ve benzeri gelir kaybı olup olmadığı ilgili kurumlar ile iş yerinden sorulup davacıya ait çalışma belgeleri, maaş bordroları ile geliri ve adli kontrol uygulaması süresine ilişkin olarak gelir kaybına dair tüm belgelerin temin edilip sonucuna göre ve gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılarak davacının gelir kaybının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile tazminat talebinin reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu bu nedenle hükmün maddi tazminat yönünden bozulması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi, davacı hakkında yakalama işlemi uygulanarak 1 gece gözaltında kaldıktan sonra hakim karşısına çıkarıldığı, davacı hakkında verilen adli kontrol kararları nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığına, davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna; bölge adliye mahkemesince alınan bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; dava dilekçesi, gelen yazı cevapları, naip hakim raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; talep eden …’ın Manavgat Sulh Ceza Hakimliğinin 04.06.2011 tarih ve 2017/307 sorgu sayılı kararı ile uyuştrucu ve uyarıcı madde ticareti suçundan en yakın karakola giderek imza atmak ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol altına alındğı, talep eden hakkında Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 2017/207 E sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı ve yargılama yapıldığı, yargılama neticesinde talep eden hakkında üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereği beraatine dair karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmeden 15.12.2017 tarihinde kesinleştiği, Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/217 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan inceleme neticesinde mahkememizin tazminat konusu işlemle ilişkili olmadığı anlaşıldığından CMK’nın 142/2. maddesi gereğince davaya bakmakla yetkili ve görevli olduğu, talep edenin haksız adli kontrol tedbiri nedeni ile mağdur olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.

Somut olay değerlendirildiğinde; Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/217 esas sayılı dosyasında sanık sıfatı ile yer alan ve hakkında 6 ay 3 günlük süre zarfında en yaktın karakola gidip imza atmak ve yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanan davacının durumu CMK’nın 141/1 maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan ağır ceza mahkemesinde görülecek tazminat isteme nedenlerinden hiç birine uymadığı, 3. fıkrada belirtilen kişisel kusur , haksız fiil veya diğer sorumluluk hallerinin de dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; tazminat davasının dayanağı olan ceza dosyası incelendiğinde; davacı …’ın Manavgat Sulh Ceza Hakimliğinin 04.06.2017 tarih ve 2017/307 sorgu sayılı kararı ile uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçundan en yakın karakola giderek imza atmak ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol altına alındığı, davacı ve eşi … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan davada Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/217 Esas, 2017/329 Karar sayılı ilamı ile atılı suçtan beraatine, eşinin ise atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmeden 15.12.2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

Tüm dosya kapsamından; davacının 04.06.2017 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hakkında Manavgat Sulh Ceza Hakimliğince yurt dışı çıkış yasağı konulmak ve her hafta pazartesi günü en yakın kolluk birimine müracat ederek imza atmak suretiyle adli kontrol altına alınarak serbest bırakıldığı, 31.10.2017 tarihinde adli kontrol kararlarının kaldırıldığı ve davacı hakkında Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/217 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucu 07.12.2017 tarihinde 2017/329 Karar sayılı kararı ile beraatine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, 149 günlük adli kontrol tedbiri uygulamasından doğduğu iddiası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasında, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 141/1 ve devamı maddelerinde hangi koruma tedbirlerinin tazminat gerektirdiği tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrol tedbirinin kanun kapsamında yer almaması ve 6545 sayılı Kanunla CMK’nın 141. maddesine eklenen 3. fıkra kapsamında da bir zarar oluşmaması nedeniyle anılan kanundaki şartların davacı bakımından gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin açılan davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/7 maddesi gereğince reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/217 Esas 2017/329 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 04.06.2017-31.10.2017 tarihleri arasında imza atmak ve yurt dışına çıkış yasağı konulmak suretiyle adli kontrol altına alındığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.12.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı hakkında yakalama işlemi uygulanarak 1 gece gözaltında kaldıktan sonra hakim karşısına çıkarıldığı, sorgusunda davacı hakkında adli kontrol kararının verildiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde davacının yakalanarak gözaltında kalmasından dolayı herhangi bir talepte bulunulmadığı, talebinin yalnızca davacı hakkında verilen imza atmak ve yurt dışına çıkış yasağı konulmak suretiyle adli kontrol tedbirine dayandığı, 5271 Sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tazminat istenebilecek hallerin tahdidi olarak sayılmak suretiyle hüküm altına alındığı, adli kontrol kararlarının ise tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında sayılmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince karakola gidip imza atmak ve yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanan davacının durumu CMK’nın 141/1 maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan tazminat isteme nedenlerinden hiç birine uymadığı gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş olup, açıklanan nedenle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın maddi zararın belirlenmesi bakımından bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi raporunun 31.05.2019 tarihinde Uyap sistemine kaydının yapıldığı, 20.11.2019 tarihli duruşmada bilirkişi raporunun okunduğu ve davacı vekilinin rapora karşı beyanının alındığı, davacı hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulandığı süredeki maddi zararın belirlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporunun davacının talebinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tazminat istenebilecek haller arasında bulunmaması nedeniyle davanın esasına etkili olmadığı da dikkate alınarak bu aşamada davacının savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 20.11.2019 tarihli ve 2018/2525 Esas 2019/3239 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.