YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8872
KARAR NO : 2023/2395
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/875 E., 2019/2950 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Kararın Kaldırılarak Sanıkların Mahkumiyetine
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine sanık … açısından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2017/442 Esas, 2019/130 Karar sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan,
1. Sanık … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine,
2. Sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve son bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi, aynı maddesinin üçüncü, altıncı, yedinci fıkraları gereğince hükmedilen 3 ay 22 gün hapis cezasının 1 yıl denetim süresine tabi tutularak ertelenmesine,
Karar verilmiştir.
B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin, 27.11.2019 tarihli ve 2019/875 Esas, 2019/2950 Karar sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan,
1. Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın kaldırılarak, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi, aynı maddesinin üçüncü, altıncı, yedinci fıkraları gereğince hükmedilen 3 ay 22 gün hapis cezasının 1 yıl denetim süresine tabi tutularak ertelenmesine,
2.Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın kaldırılarak, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi, aynı maddesinin üçüncü, altıncı, yedinci fıkraları gereğince hükmedilen 7 ay 15 gün hapis cezasının 1 yıl denetim süresine tabi tutularak ertelenmesine,
Karar verilmiştir.
C.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.11.2021 tarihli ve 2020/23777 sayılı;
Her iki sanık hakkında, basit yargılama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinden bahisle bozma görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz isteği, hükmedilen cezalarının miktarı az olduğundan isabetsiz karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince ”Mahkememizce yapılan değerlendirmede de; kaza tarihinde tanık Adnan’ın okul servis aracı ile çocuklarını evlerine bıraktığı, kaza yerine geldiğinde de mağdur …’ı ve başka çocukları bırakmak için yolun sağında aracını durdurduğu, …’ın aniden araçtan inerek servis aracının önünden sağa sola bakmadan yolun karşısına geçmek istediği sırada sanık …’nin aracının sağ yanından çarparak meydana gelen yaralanmada, sanık …’nin okul servis aracının arkasındaki dur işaretinin yandığını görmüş ve araçtan bir çocuğun yola çıkabileceğini düşünmüş olsa bile somut olayımızda sanık …’nin kazayı önlemek için alabileceği bir tedbirin bulunmadığı, zira aracıyla 20 km hızla gittiğini iddia eden ve aksine delil bulunmayan sanığın kazayı önleyebilmesi için yolun içinde tamamen durması gerektiği, bunun da trafiğe açık yolda imkansız olduğu, aracının sol ön ayna kısmına aniden çarpan mağdura çarpmamak için mevcut şartlarda alabileceği bir önlemin olmadığı kanaatine varılmış ve bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı olmaması nedeniyle aleyhe olan kusur raporlarına itibar edilmeyerek meydana gelen kazada kusursuz olduğu kabul edilen sanık …’in beraatine karar verilmesi gerekmiştir.
Sanık …’ın ise okul servis aracında görevli hostes olarak araçtan inmeye çalışan çocukların güvenli bir şekilde inmesini sağlamakla görevli olması, mağdur çocuğun aniden araçtan inmesini önlemek için gerekli tedbirleri alması gerektiği halde bu yönde bir tedbir almayarak mağdurun yaralanmasına tali kusurlu olarak neden olduğu kabul edilmiş ve olaydaki kusurunun hafifliği de gözetilerek alt sınırdan bir ceza tayini ile cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…”
Biçimindeki gerekçe ile sanık … hakkında beraat, sanık … hakkında ise mahkumiyet kararı verilmiştir.
2. Kaza sonrası trafik polislerince düzenlenen olay tarihli kaza tespit tutanağında, yaya …’ın yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önünde bulundurmadan yolun karşısına geçmek kuralını ihlal ettiği, sürücü …’in ise kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir.
3. Konya Başsavcılığınca aldırılan trafik bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, yaya …’ın, yayalar yolu karşıdan karşıya geçerlerken kendine yaklaşan araçları uzaklık ve hızını göz önüne almadan veya uygun zamanda geçmemek kuralını ihlal etmesi sebebiyle tamamen kusurlu olduğunu, sürücü …’in ve servis aracı hostesi …’ın kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
4. Konya Başsavcılığınca aldırılan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı 20.04.2017 tarihli raporda, terditli kusur dağılımı yoluna gidilmiş, birinci halde servis aracının arkasında bulunan ”DUR” işaretinin yanması halinde sürücü…’nin, yolun sağındaki servis aracını gördüğünde, servisten öğrenci inebileceğini öngörerek tedbirli davranması ve aracını durdurması gerekirken aksine davranışlarıyla asli kusurlu, …’ın yaklaşan aracın hız ve uzaklığını göz önüne almaksızın, kontrolsüzce yola girdiği davranışlarıyl olayın oluşuna tali kusuruyla sebep olduğu, ikinci halde yani servis aracının arkasında bulunan ”DUR” işaretinin yanmaması durumunda, sürücü…’nin yolun sağındaki servis aracını gördüğünde, servisten öğrenci inebileceğini öngörerek tedbirli davranması ve aracını durdurması gerekirken aksine davranışlarıyla tali kusurlu,…’ın yaklaşan aracın hız ve uzaklığını göz önüne almaksızın, kontrolsüzce yola girdiği davranışlarıyl olayın oluşuna tali kusuruyla sebep olduğu saptanmıştır.
5. İlk Derece Mahkemesince İstanbul Adli Tıp Grup Başkanlığı İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı aldırılan 15.01.2019 tarihli raporda, tanık …’ın aracın arkasında bulunan dur levhasının yanmakta olduğunu beyan etmesi de gözetilerek rapor düzenlediği ve buna göre, sanık sürücü…’nin sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, seyir şeridi üzerinde durmakta olan öğrenci servis aracının arka kısmında bulunan “DUR” yazılı levhanın ışığının yandığını dikkate alarak öğrenci servis aracını geçmemesi gerekirken bahsedilen bu hususa riayet etmeyerek olayda asli kusurlu olduğu, olaya müdrik yaşta olmayan mağdur yaya …’ın görevli … hostesini beklemeden ve ona haber vermeden araçtan inip aniden yola giriş yapmış olmasındaki davranış faktörleri sonuç üzerinde tali derecede müessir olduğu hususlarına yer verilmiştir.
6. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu 14.11.2018 tarihli raporunda, mağdur …’da saptanan kırıklarının müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirlenmiştir.
7. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.
8. Sanık … aşamalarda, olay günü kendi aracı ile 20 km civarında yavaş bir şekilde seyrettiği sırada okul servisinden inen mağdurun, sağını solunu kontrol etmeden birden aracının önüne çıkarak, aracının sağ aynasına çarptığını, servis aracının ”DUR” levhasının yanmakta olduğunu ve kendisinin kusurunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetsiz bulunmuş, duruşma açılarak yeniden yargılama yapılmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesince ”Suç tarihinde okul servis aracı olan ve sürücüsü … olan … içerisinde yolcu olarak bulunan öğrenci mağdur …’ın servis aracından inip yolun karşısına geçmek istediği sırada servis aracının arkasından gelen sanık …’in kullanımında olan… plakalı araca çarpması sonucu vücutta kemik kırığı oluşacak şekilde ve basit tıbbı müdahale ile giderilemeyecek şekilde mağdurun yaralandığı, olay sonrası alınan ve dosyada mevcut sanıkların kusurlarına ilişkin raporlarda sanıkların kusurlu olduklarının anlaşıldığı, dairemizin tespit edilen kusur oranları ile bağlı olmadığı, dairemizce yapılan değerlendirmede servis aracında hostes olarak bulunan sanık …’ın araçtan inen çocukları güvenli bir şekilde inmesini sağlamak ve gerekirse elinden tutarak güvenli bir şekilde karşıya geçirmesi gerektiği halde bu görevini yerine getirmeyerek mağdur …’ın kaza geçirmesine sebebiyet vermesi nedeni ile olayda asli kusurlu kabul edilmiş, yine mağdur …’ın sanık …’in kullanımında olan aracın ayna kısmına kendisinin çarpması da dikkate alındığında sanık …’nin öğrenci servis aracının arka kısmında bulunan dur yazılı levhasının ışığının yandığını dikkate almaksızın servis aracını geçmemesi gerekmesine rağmen geçmesi nedeni ile olayda tali kusurlu olarak kabul edilmiş ve yerel mahkemenin sanık …’in beraatine karar verilmesi, sanık …’ın ise temel cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini yönüyle yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına oy birliğiyle mütaalaya uygun karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi uygun görülmüştür.”
Biçimindeki gerekçe ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
3. Sanık … Bölge Adliye Mahkemesi huzurundaki savunmasında, önceki savunmalarını tekrar etmiştir.
IV. GEREKÇE
A)Tebliğname Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan;
(1)”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir”
Şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada Bölge Adliye Mahkemesince, genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde Mahkemenin uygulama yapılmayacağına ilişkin takdirinin olduğunun anlaşılması karşısında bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B) Sanık … Yönünden
İlk Derece Mahkemesi kararına konu eylem için 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezanın üst sınırı, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetine ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin ilgili bölümünde yer verilen; “… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşılmıştır.
C) Sanık … Yönünden
Yapılan yargılama sonucunda, 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince 28.02.2019 tarihinden sonra ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 5271 sayılı Kanun’un 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkumiyet kararlarının temyize tabi olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
1. Sanığın idaresindeki otomobille, gündüz vakti, meskun mahalde, iki yönlü, asfalt kaplama caddede seyri sırasında, aracının sağ yan kısımlarıyla, gidiş yönüne göre sağda duraklamakta olan arkasında ”DUR” levhası ışığının yandığı servis aracından inerek, sağdan sola doğru karşıdan karşıya geçmeye çalışan 2006 doğumlu …’a çarpmasıyla, sanığın yola gereken dikkatini vermesi, seyir şeridi üzerinde durmakta olan öğrenci servis aracının arka kısmında bulunan “DUR” yazılı levhanın ışığının yandığını dikkate alarak öğrenci servis aracını geçmemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara aykırı tali kusurlu davranışlarıyla yayanın vücudunda 5.dereceden kırık oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Sanığın tali kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza tayini yerinde bulunduğundan katılanlar vekilinin bu husustaki temyiz istemi reddedilmiştir.
V. KARAR
A)Sanık … Yönünden
Gerekçe bölümünde B kısmında açıklanan nedenlerle, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B)Sanık … Yönünden
Gerekçe bölümünde C kısmında açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin, 27.11.2019 tarihli ve 2019/875 Esas, 2019/2950 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 2.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.