YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8967
KARAR NO : 2023/2394
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2952 E., 2020/607 K.
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Kararın Kaldırılmasına ve Sanıkların Mahkumiyetine
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/437 Esas, 2019/892 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 73 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının ayrı ayrı düşmesine karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/437 Esas, 2019/892 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına, sanıkların ayrı ayrı taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 9.990 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.11.2021 tarihli ve 2020/41768 sayılı basit yargılama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinden bahisle bozma görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’ın temyiz isteği, şikayetçinin şikayet hakkının bulunmadığını, katılan …’ın hastane ifadesinde kimseden şikayetçi olmadığını, kendisinin iş kazası ile ilgili sorumluluğu bulunmadığından kusuru olmadığına,
2. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, müştekinin şikayet hakkının bulunmadığına, müvekkil hakkında şikayette bulunduğu tarihte vasilik görevinin henüz başlamadığına, hak düşürücü şikayet süresinin geçtiğine
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince ”…Sanık savunmaları, katılan beyanı, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanıklar … ve … hakkında Taksirle Yaralama suçundan açılan kamu davası bakımından; Sanıklar hakkında Taksirle Yaralama suçundan kamu davası açılmış ise de, sanıkların üzerine atılı suçun takibinin bilinçli taksirin koşulları bulunmadığından şikayete bağlı olduğu, 22.06.2016 tarihli olaya ilişkin suçtan zarar gören ve hak sahibi olan katılan …’in dosyada mevcut adli tıp raporuna göre ve beyanlardan anlaşılacağı üzere bir engeli olmamasına rağmen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde bizzat şikayetçi bulunmadığı, 29.06.2016 tarihinde alınan beyanında şikayetçi olan eşinin de söz konusu tarihte vasilik görevinin bulunmadığı, vasilik kararının da 02.05.2018 tarihli olduğu, bu nedenle eşinin şikayetinin hukuki sonuç doğurmayacağı, (,,,,,,şikayetin hak sahibi kişi tarafından bizzat yapılması gerektiği, katılanın altı aylık kanuni süre içerisinde bizzat şikayette bulunmadığı anlaşılmakla yerel mahkemece sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. CGK. 10.03.2015, 2014/12-15-2015/38) dolayısıyla usulüne uygun olarak yapılan bir şikayet bulunmayıp süre de geçtiğinden TCK’nun 73/1 ve CMK’nın 223/8 maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının ayrı ayrı düşmesine karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
Biçimindeki gerekçe ile sanıklar hakkında ayrı ayrı kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
2. Soruşturma aşamasında iki polis memuru tarafından tutulan 03.07.2016 tarihli koma tutanağında, katılan …’ın tıbbi olarak ifade veremeyecek durumda olduğu bildirilmiştir.
3. 29.11.2016 tarihli Cumhuriyet savcısı, iki zabıt katibi ve bir polis memuru tarafından tutulan tutanakta, katılan …’ın telefon numarasının 28.11.2016 tarihinde arandığı, 03.07.2016 günü komaya girerek hastaneye kaldırılan katılan …’ın şu anki sağlık durumu sorularak, ifade verilip verilemeyeceği sorulduğu, katılan …’ın, eşinin sağlık durumunun iyi olmadığını, konuşmasında zorluk çektiğini, hafızasının gelip gittiği ve ifade verecek durumda olmadığı şeklinde bilgi verdiği belirtilmiştir.
4. Necmettin Erbakan Fakültesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahi Yoğun Bakım ünitesi epkiriz raporunda, hasta …’ın 22.06.2016 tarihinde servise başvurduğu, 25.06.2016 tarihinde taburcu edildiği, hastanın bugün sabah 9 sularında merdivenden düştüğünü, darp edilmediğini ifade ettiği saptanmıştır.
5. Soruşturma aşamasında 26.01.2017 tarihli iki polis memuru ve katılan … tarafından tutulan tutanakta, katılan …, eşinin iş kazası sonrası geçirmiş olduğu beyin kanaması neticesinde hafızasının silinmiş olduğu, konuşamaz hale geldiği ve sağ tarafının tutmadığını beyan etmiştir.
6. Necmettin Erbakan Fakültesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği 23.06.2017 tarihli raporda, katılan …’ın tekerlekli sandalye ile ambüle olduğu, sağ kolda kol askısının bulunduğu, dilinin kesik olduğu ve anlamsız sesler çıkardığı, kas gücünün sağ üstte 0/5, sağ altta 4/5 olduğu, serebeller muayenenin solda becerikli sağda yapılamadığı, kas tunusunun sağda üstte flask altta normotonik, DTRlerin ise sağda azalmış olduğu, sağda babinskinin ilgisiz, konuşmanın dizartik olduğu, tek kanadyen ile destekli yürüyebildiği, sol bulbus distalindeki ICA tıkanıklığının hastanede yatmaya bağlı gelişen komplikasyon olduğu, gelişen omuz subluksasyonu geçirdiği felce bağlı güçsüzlük neticesinde meydana geldiği, şahsın yaralanmasının, hastanede yatmaya bağlı komplikasyonların yaşamını tehlikeye soktuğu hususlarına yer verilmiştir.
7. Sanık …, aşamalarda … Prefabrik Anonim Şirketinin sahibi olduğunu, katılanın bu fabrikadan emekli olduğunu, emekli olduktan sonra da iş oldukça götürü usulü kendileriyle çalışmaya devam ettiğini, olay günü kalıbı vince iyi bağlamadığından kusurun …’ın kendisinde olduğunu, vinç kalıbı kaldırırken zincirin katılana çarptığı, hastanede dilindeki kesik sebebiyle dikiş atıldığını, o gün eve döndüğünü ancak ertesi gün yeniden hastaneye başvurduğunu öğrenince kendisini aradığını, iyi olduğunu söylediğini, yakınlarının ilgilenilmediği için şikayet etmesi üzerine kendisinin onlara elinden geleni yaptığını ileri sürmüştür.
8. Sanık …, aşamalarda … Prefabrik Anonim Şirketinde şef olarak görev yaptığını, iş yerlerinde çalışan katılanın, baca makinesinin beton kalıbını çıkarırken, kancayı tam takamadığından dolayı kancadan kurtularak şahsa çarptığını, kendisinin olay yerinde olmadığını, patronu diğer sanığı olaydan haberdar ettiğini, kendisinin kusuru bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsiz bulunmuş, karar kaldırılarak, duruşma açılmış ve sanıklar hakkında yeniden yargılama yapılmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesi ”…Suç tarihi olan 22/06/2016 tarihinde katılan …’ın sanıklardan …’ın sahibi olduğu ve diğer sanık …’ın şef olarak çalıştığı, … Prefabrik A.Ş. isimli iş yerinde forklift operatörü … ile birlikte büz üstü koni parçalarını dökmek için kalıp kurup, kalıp içerisini malzeme ile birlikte doldurduktan sonra kalıbı başka bir yere daha kurmak için çıkartırken,kalıbın bağlandığı kancanın forkliftten kayarak çıkması neticesinde koni büz kalıbının katılan …’ın göğüs ve çene kısmına çarpması neticesinde yaralanması olayıyla ilgili olarak sanıklar … ve … hakkında yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde, katılan …’in 6 aylık süre içerisinde bizzat şikayetçi olmadığı, 29/06/2016 tarihinde şikayetçi olan eşinin de o tarihte vasilik görevinin bulunmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında açılan kamu davasının ayrı ayrı düşürülmesine karar verildiği, yapılan yargılamada bilirkişi raporuna göre işletme sahibi …’ın birinci derecede asli kusurlu, şef olarak çalışan …’ın ise ikinci derecede asli kusurlu, katılan …’ın ise tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, katılan … …’ın istinaf aşamasında alınan Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğince düzenlenen bila tarihli rapora göre katılanın yaralanmasının konuşma yeteneğinin kaybolmasına neden olduğu, 23/06/2017 tarihli kat-i raporda ise yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği, olay anındaki yaralanmanın hayati tehlikeye neden olmadığı, hastanede yatmaya bağlı komplikasyonların katılanın yaşamını tehlikeye soktuğu, yüzünde sabit iz niteliğinde olmadığı, vücudunda kemik kırığına neden olmadığı şeklinde rapor tanzim edildiği, katılan …’ın dosya içerisinde bulunan hastane evraklarında olaydan sonra uzunca bir süre Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gördüğünün anlaşıldığı, katılanın konuşma yeteneğinin kaybolduğu, kolluk görevlilerince düzenlenen 03/07/2016, 29/11/2016, 26/01/2017 tarihli tutanaklarda katılanın ifade veremeyecek durumda olduğunun tespit edildiği, katılanın eşi olan …’ın 29/06/2016 tarihli beyanında şikayetçi olduğu ve şikayet iradesini ortaya koyduğu, nitekim 02/05/2018 tarihinde …’ın eşi …’a vasi olarak atandığı, vasi olarak atandıktan sonra da şikayetinin devam ettiği, ayrıca katılan … hakkında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesinden verilen 23/06/2017 tarihli raporda “konuşma yeteneğinin kaybolmasına neden olup olmadığı açısından şahsın olay tarihinden 18 ay sonra canlı muayene edilmesi gerektiğini” bildirir rapor göz önüne alındığında katılan …’ın geçirdiği iş kazası nedeniyle bilinci yitirmesi ve konuşamayacak durumda olması sebebiyle şikayetçi olup olmadığı hususunda ifadesinin alınamadığı, kendisine geldikten sonra ve eşi olan …’ın vasi olmadan ve vasi olduktan sonra yasal şikayet süresi içerisinde şikayetçi olduğu göz önüne alınarak, şikayetin yasal süresi içerisinde yapıldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanıkların sübut bulan eylemlerine uyan TCK’nın 89/1, 89/3.c, 53/6 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde düşme kararı verilmesi yönüyle yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına oy çokluğuyla mütaalaya uygun karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi uygun görülmüştür.
Biçimindeki gerekçe ile sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmiştir.
3. Necmettin Erbakan Fakültesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği 17.12.2019 tarihli kati adli muayene raporunda, katılan …’ın yaralanmasının, konuşma yeteneğinin kaybolmasına neden olduğu bildirilmiştir.
4. Sanıklar Bölge Adliye Mahkemesinde alınan savunmalarında, önceki savunmalarını tekrar ettiklerini, beraat kararı verilmesi gerektiğini talep etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
A)Resen Gözetilen Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanıklardan …’ın, … Prefabrik Anonim Şirketinin sahibi, diğer sanık …’ın ise katılanın amiri olarak şef pozisyonunda anılan şirkette görev yaptığı, beton büz imalathanesinde kalıbın forklift ile kaldırılması esnasında, büz kalıbının kancadan çıkması ile kalıbın çalışan …’a çarptığı, katılanın konuşma yeteneğinin kaybolması şeklinde yaralandığı olayda, olay tarihinde yürürlükte bulunan 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun (6331 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre icra edilen iş kolunun tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanun’un 17 nci maddesine göre, mesleki eğitim alma zorunluluğu olan tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Meslek Eğitimlerine dair Yönetmelik hükümlerine göre de eğitim alma zorunluluğu bulunan betondan boru yapımında çalışan işçi …’ın icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği, işin riskleri konusunda bilgilendirme yapılmadığı, risk değerlendirme raporu aldırılmadığı gözetildiğinde somut olayda sanıklar hakkında, koşulları oluşan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaksızın eksik ceza tayini yapılması, hukuka aykırı görülmüştür.
B)Tebliğname Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan;
(1)”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir”
Şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, temyizen incelenen kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapmayacağına ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
C) Temyiz Edenlerin Şikayetçinin Şikayet Hakkının Bulunmadığına, Şikayet Süresinin Geçtiğine İlişkin Temyiz İtirazları Yönünden
Bilinçli taksir koşulları oluşan somut olayda, sanıkların üzerine atılı taksirle yaralama suçu 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinde hükme bağlandığı aynı maddenin beşinci fıkrası gereğince üçüncü fıkrasının (c) bendinde bildirilen şekilde yaralanan katılana karşı işledikleri suçun şikayete tabi olmadığının anlaşılması karşısında bu husustaki temyiz itirazları reddolunmuştur.
D)Sanık …’ın Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığın yapılan işi, çalışanların kendi insiyatifine bırakarak, gerekli denetimi yapmayarak asli kusuruyla neticeye sebep olduğu gözetildiğinde bu husustaki temyiz sebebi reddolunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde A kısmında açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/437 Esas, 2019/892 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.