Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9031 E. 2023/1713 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9031
KARAR NO : 2023/1713
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2017 tarihli ve 2015/419 Esas, 2017/28 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2…. Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2017/2370 Esas, 2020/294 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması ile yeniden yapılan yargılama sonucu, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci ile ikinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca doğrudan 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.11.2021 tarihli ve 2020/39416 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi gereği basit yargılama hükümleri hükümleri uyarınca yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle hükmün sair hususlar incelenmeksizin bozulması görüşü ile Dairemize tevdi etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz nedenleri;
A.Sanık hakkında adli para cezası yerine hapis cezası hükmedilmesi gerektiğine,

B.Üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1…. merkez şehzadeler ilçesi aynı … mahallesi 1307 sokak no:29/A-31/A adresinde faaliyet gösteren özel … anaokulunda, mağdur … ‘in bu okulda öğrenci olduğu, katılan …’in mağdur …’in öz annesi olduğu, 05/11/2014 günü saat 08:30 sıralarında … gülbahçe çocuk kreşine bırakarak işe gittiği, mağdur …’in olay günü çocuk kreşinde iken saat 09:00 sıralarında dolabın üzerinde bulunan ısıtıcının üzerine düşmesi sonucu basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek ve yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralandığı olayda,

Sanık …’ın özel … anaokulunun kurucusu ve müdürü yetkilisi sorumlusu olduğu, 05/11/2014 tarihinde sorumlu müdürün kim olduğu ile ilgili olarak özel … anaokulunun milli eğitim bakanlığına gönderilen kurum açılış dosyasında müdür olarak sanık … ‘e teklif yapıldığı, kişiye ait belgelerin milli eğitim bakanlığına gönderildiği, söz konusu anaokulunun 24/10/2014 tarihinde açılışının yeni gerçekleştirilmiş olması nedeni ile sanık … ‘in bu tarihte kaymakamlık çalışma izin onayı aşamasında olduğu, ancak kaymakamlık oluru alınmadığı ve çalışma izin onayı alınmadan 23/12/2014 tarihinde istifa ettiği,

Dosya içerisinde bulunan 05.12.2016 tarihli rapora göre; işveren olan kreş/bakımevi kurucusu …’ ın asli kusurlu olduğu, 5580 sayılı özel öğretim kurumları kanunun ve özel kreş ve gündüz bakımevleri ile özel çocuk klüpleri kuruluş ve işleyiş esasları hakkında yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre sorumlu müdür olduğu belirtilen …’in ilgi kanun maddesine ve dava dosyasında yer alan … sözleşmesinin 3. maddesine göre resmi olarak sorumlu müdür olmadığı ve ilgili yönetmelik maddesinde belirtilen yetki görev ve yükümlülüğünün işçi sağlığı ve … güvenliği mevzuatı hükümlürine göre … veren yükümlülüğü ile örtüşmediği bu nedenle suç konusu olayda sanık … ‘ in kusursuz olduğu kanaatinde olduğunu belirtildiği anlaşılmakla, sanık …’ın üzerine atılı taksirle yaralama suçunu işlediğinden bahisle 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık … ‘in ise üzerine atılı taksirle yaralama suçunda kusuru bulunmadığından bahisle CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.

2.Sanığın … üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği ve savunmasında; ”Bu olayda asıl suçlu … . Müşteki Güljan hanım ile sanık … bey aralarında gerilimden dolayı kaynaklı olarak … bey sonradan benim ismimi verdi. … o kurumun kurucusu idi. Ben cebimden para koyarak o kurumun doğalgazını ben bağlattım. Ödemelerini ben yaptım. Yapılması gereken yönetmelik gereği bir takım şeyler vardı. Onların yapılması için milli eğitimden onay bekleniyordu. Başvuru hazırlıkları yapılmıştı. Müşteki güljan hanım burada açtığı davada haklıdır. Benimde imza yetkim olduğu için ben buradayım. Özel … isimli anokulunda idareci idim. Okulun her şeyinden sorumluyum. Hatta o dönemde … beyin yönetmelik gereği yapması gereken bazı şeyleri yapmadığı için aramızda gerilim oldu. Hatta ben istifa dilekçesini sunmuştum. Olay günü mağdur yaralandığında ben okulda idim. Mağduru hastaneye ben götürdüm. Ben yaralanma anını görmedim oraya sonradan müdahil oldum. Ben bu hususta soruşturma sırasında savcılıkta savunmamı yaptım. Benim bu olayda kusursuz olduğumu düşünüyorum. Hatta işin kurulma aşamasında olduğu için ben istifa dilekçemi verdiğim için ve milli eğitime onay sırasında olay olduğu için benim hiç kusurumun bulunmadığını düşünüyorum. Bu nedenle suçlamayı kabul etmiyorum Hakkımda mahkeme tarafından ceza verilecekse 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanmasına rıza gösteriyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Sanık …’ın savunmasında; ”Ben anaokulun kurucusuyum. Okulun sorumlu müdür değilim. Sorumlu müdürü ayrıdır. Yönetmeliğe göre de öyledir. Ben olay anında ben orada değildim. Sorumlu müdür orada idi. Hatta cihazı çalıştıran, çocukların ısınması için çalıştıran sorumlu müdürümüzdür. İsmi … dir. Ben okulun kurucu sorumluluklarını taşıyorum. Okulun sahibiyim.Hakkımda mahkeme tarafından ceza verilecekse 5271 sayılı CMK’nun 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanmasına rıza gösteriyorum. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Katılan … kovuşturma aşamsında; ”Ben sanık hakkında şikayetçiyim, ben olayı görmedim, benim çocuğum iki yaşında idi. Beni çağırdılar. Olay yerine gittim. Olay nasıl oldu diye sorduğumda elektrik sobasını dolabın üzerine koymuşlardı. Dolaba dokundum, dolap sallanıyordu. Dolap boştu, daha kötü şeyler olabilirdi. Dolap da benim boyum kadardı. Ben sanık hakkında şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum,kamu davasına katılmak istiyorum, olayın üzerinden bir yıl geçti, çocuğumun yüzünden yara izleri geçmedi, ömrü boyunca o şekilde taşıyacağız bu sebeple sorumlular kimse onların tespit edilip cezalandırılmasını talep ediyorum. Ben milliği eğitime gittim, benim 2 yaş grubunda olduğu için kaydının aile ve sosyal politikalar müdürlüğünde olması gerekiyormuş, üç yaş gruplarının kaytılırı il milli eğitimde oluyormuş, ancak onlar izinlerini üç yaş çocuklara göre milli eğitimden almışlar fakat üç yaş altındaki çocukları kayıtsız alıyorlar dedi. Ben sorumlular kimse cezalandırılmalarını istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5. Adli Tıp Uzmanı tarafından tanzim edilmiş olan 11.05.2015 tarihli raporda; katılan …’in basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek ve yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralandığı belirtilmiştir.

6.Soruşturma aşamasında tanzim edilmiş olan 18.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda; sanık …’ın okulun kurucusu işleticisi ve müdürü olarak kalorifer, klima veya duvara sabitlenmiş çocukların erişemeyeceği, zarar veremeyeceği veya görmeyecekleri uygun bir iklimlendirme tesisi kurmaması, seyyar elektrikli sobayı tekniğine uygun ayak kullanmadan veya duvara sabitleme yapmadan dolap üzerine koyması ve dolabın sallanması ile düşerek kazaya neden olması sebebiyle asli ve tam kusurlu olduğu, katılan …’in ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.

7.Keşfe binaen tanzim edilmiş olan 05.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda; işveren olan kreş/bakımevi kurucusu …’ ın asli kusurlu olduğu, 5580 sayılı özel öğretim kurumları kanunun ve özel kreş ve gündüz bakımevleri ile özel çocuk klüpleri kuruluş ve işleyiş esasları hakkında yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre sorumlu müdür olduğu belirtilen …’ in ilgi kanun maddesine ve dava dosyasında yer alan … sözleşmesinin 3. maddesine göre resmi olarak sorumlu müdür olmadığı ve ilgili yönetmelik maddesinde belirtilen yetki görev ve yükümlülüğünün işçi sağlığı ve … güvenliği mevzuatı hükümlürine göre … veren yükümlülüğü ile örtüşmediği bu nedenle suç konusu olayda sanık … ‘ in kusursuz olduğu belirtilmiştir.

8.Sanık … ‘e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
1.Sanığın suç tarihi itibarı ile … Aynıali Mahallesi 3307 Sokak No:29 adresinde faaliyet gösteren Özel … Anokulu’nda fiilen sorumlu müdür olarak görev yaptığı, kreşe devam eden ve ikibuçuk yaşlarında olan mağdur …’in, olay günü saat 09:00 sıralarında dolabın üzerine konulan çalışır vaziyetteki elektrikli ısıtıcının üzerine düşmesi neticesinde yüzünde sabit iz oluşacak nitelikte yaralandığı olayda,

Dosya kapsamına göre; 24/10/2014 tarihli belge ile kurum açma ve çalıştırma ruhsatının aynı suçtan yargılanan ve mahkûm olan istinaf dışı sanık … adına düzenlendiği, Milli Eğitim Bakanlığına gönderilen kurum açılış dosyasına göre sanık … ‘e müdürlük teklifinin yapılarak belgelerinin anılan Bakanlığa gönderildiği, ilgili kaymakamlıktan çalışma izin onayı istendiği, ancak sanığın çalışma izin onayı alınmadan fiilen başında bulunduğu kurumdan 23/12/2014 tarihinde istifa ettiği, ancak … Milli Eğitim Müdürlüğünün 16/12/2015 tarihli yazısı ve eklerine göre olay tarihinde sorumlu müdürün sanık olduğu,

Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 39. maddesinde “okul müdürü”nün görev, yetki ve sorumluluklarının belirtildiği, buna göre; okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarının, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda diğer çalışanlarla birlikte müdür tarafından yönetildiği, müdürün okulun öğrenci, her türlü eğitim ve öğretim, yönetim, personel, tahakkuk, taşınır mal, yazışma, eğitici ve sosyal etkinlikler, yatılılık, bursluluk, taşımalı eğitim, güvenlik, beslenme, bakım, koruma, temizlik, düzen, nöbet, halkla ilişkiler ve benzeri görevlerin görevlerin yerine getirilmesini sağlamakla mükellef olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenlerle; yürürlükteki mevzuat hükümleri gereğince çocukların güvenli ortamda bakım ve korunmalarından doğrudan sorumlu olan, kreşin uygun ısıtma yöntemleri ile ısınmasını sağlamayan, ısıtıcıyı çocuklara zarar vermeyecek biçimde uygun yere sabitletmeyen, böylelikle mağdurun yaralanmasında asli kusurlu olan sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar vermek gerekirken, soruşturma ve kovuşturma sırasında alınan hatalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek, yazılı ve yetersiz gerekçelerle sanığın beraatına karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğu anlaşılmakla, duruşma açılarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın üzerine atılı taksirle yaralama suçunu asli kusurlu olarak işlediği hukuki kanaatine varılarak, buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir

2.Sanık … istinaf aşamasında; ”Ben bu hususta daha önce hazırlık aşamasında ve yargılama aşamasında ifade vermiştim, aynısını tekrar ederim, istinaf talebini kabul etmiyorum, ben bir anaokulunda idareci idim, dava açan bayanı dava açması konusunda yönlendiren benim, mağdur haklı olduğu için ben bunu yaptım ama benim herhangi bir kusurum yoktur, önceki savunmalarımı tekrar ederim, mahkemenin önceki kararı doğrultusunda beraatimi talep ederim, anladığım kadarı ile mağdur taraf karardan memnun olmadı, beni de bu karar dahil etmek istedi ama benim bir kusurum yoktur, hatta olaydan sonra iki üç kadar daha çocuk anaokuluna geldi, velisini ben uyardım, olayda işverenin kusuru söz konusudur., Öncelikle beraatimi talep ediyorum, şayet mahkeme aksi kanıda olursa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Katılan …’in istinaf aşamasında; “Ben araştırmalar sonucunda bu kreşin iyi olduğunu öğrenmem üzerine 2,5 yaşındaki çocuğumu bu kreşe vermiştim, olay tarihinde bana telefon ettiler, çocuğunuz küçük bir kaza geçirdi dediler, gittiğimde çocuğumun üzerine elektrik sobası düşmüş ve yüzü yanmıştı, yanık 2. derecedeydi, bana söylediklerine göre kasım ayı olduğu için ısıtma amacıyla elektrikli soba kullanıyorlarmış ve sobayı da dolabın üstüne yerleştirmişler, ertesi gün gittiğimizde dolap sallanıyordu, herhangi bir sabitleme de yapmamışlardır, pişmanlık ve özür dileyecek herhangi bir beyanda bulunmadılar, dolap düşseydi daha büyük kazalara sebep verecekti, benim çocuğumun yaralanması yüzünde sabit iz kalacak şekildedir, kendim hekimim, çocuğum büyüdükçe yara izleri de büyüyor, bu izlerin şu andaki tıbbi girişimlerle dahi giderilmesi mümkün değildir, sanıklardan şikayetçiyim, ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Duruşma açılarak, sanığın suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kusur durumu nazara alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine karar verilerek … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2017 tarihli ve 2015/419 Esas, 2017/28 Karar sayılı kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulduğu belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
… Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.01.2020 gün ve 2017/2370 E. 2020/294 K. sayılı kararında kabul edilen olay ve olgularda, bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

A.Tebliğname Görüşü Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesince yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan ”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamada mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapılmayacağına ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmakla tebliğnamede bu yönde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

B.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Sanık Hakkında Adli Para Cezası Yerine Hapis Cezası hükmedilmesi Gerektiğine İlişkin;
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasına hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz isteği yönünden; 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının; ”Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenerek, seçimlik cezayı öngördüğü, dosyada bulunan adli sicil kaydına göre mahkumiyeti bulunmayan ve yargılama sürecindeki davranışları lehine değerlendirilen sanık hakkında adli para cezasının seçilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Üst Sınırdan Ceza Verilmesi Gerektiğine İlişkin;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu olan sanık hakkında, … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince yapılan ceza tayininde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin sanığın işlediği eylem olayın oluş biçimi dikkate alındığında, sanığa üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2017/2370 Esas, 2020/294 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.05.2023 tarihinde karar verildi.