Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9637 E. 2023/1057 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9637
KARAR NO : 2023/1057
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

Mahkemece bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil örgüt üyesi olma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçlarından 30.10.2007 tarihinde gözaltına alınmış, 21.10.2008 tarihinde tutuklanmış, 02.06.2009 tarihinde tahliye edilmiştir. Tutuklandığı tarihte asgari ücretle çalışmakta olan müvekkilin maddi zararının karşılığı olarak 10.000,00 TL maddi tazminatın, manevi zararının karşılığı olarak 20.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 06.11.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerekmektedir. Tazminat miktarı tayininde, talep edenin tutuklanmaya sebep olan ihmalî veya kusurlu hareketleri göz önünde bulundurulmalıdır. Talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Maddi zararın tespiti hususunda yeterli delil ve belgenin sunulması gerekmektedir. Davacının ne işle uğraştığına, mahrum edilen işlerine ilişkin bilgi ve belge dosyada mevcut değildir. Davanın öncelikle zamanaşımı yönünden, daha sonra esastan reddine karar verilmelidir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/432 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.909,62 TL maddi tazminatın 13,97 TL’lik kısmı için gözaltı tarihi olan 30.10.2007 tarihinden itibaren; 3.895,65 TL’lik kısmı için de tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 4.500,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/432 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.01.2021 tarihli ve 2019/2106 Esas, 2021/587 Karar sayılı ilâmı ile; Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sırasında UYAP sistemi üzerinden temin edilerek dosya içerisine alınan davacıya ait adli sicil kaydı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nefasetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediğinin araştırılmasının gerektiğinin gözetilmemesi, kabul ve uygulamaya göre de; davacı tarafça tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren faize hükmolunmasının talep edildiği dikkate alınarak, tayin olunan maddi tazminat miktarının tamamı için tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, dava türünün gerekçeli karar başlığında yazılmaması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmediği ancak gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

6. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2021 tarihli ve 2021/107 Esas, 2021/290 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.909,62 TL maddi, 6.000,00 TL manevi tazminatın 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.12.2021 tarihli ve 2021/145532 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacı vekilinin temyiz isteği; hükmedilen manevi tazminat miktarının azlığına, ilişkindir.

B. Davalı vekilinin temyiz isteği; hükmedilen manevi tazminat miktarının fazlalığına, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Tazminata konu … 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/208 Esas, 2015/191 Karar sayılı dosyasının celbi ile yapılan incelemesinde; davacının 30.10.2007 – 31.10.2007 tarihleri arasında gözaltına alındığı, 21.10.2008 tarihinde üzerine atılı her iki suçtan da tutuklanmasına karar verildiği, 02.06.2009 tarihinde tahliye edildiği, tutukluluğunun bu süreler zarfında infaz gördüğünün bildirildiği, yapılan yargılama neticesine göre davacının örgüt üyeliği suçundan beraatine, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçu yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, kararın 29.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tazminata ilişkin davanın 28.09.2015 tarihinde yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı dönemine ilişkin gelirinin ne kadar olduğunu gösterir belge sunmadığı görülmüş ve davacı vekilince maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasına muvafakat edildiğinden tazminat hesabında asgari ücret tutarları esas alınarak 3.909,62 TL maddi tazminatın davacının talebi doğrultusunda tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacının sosyal ve ekonomik durumu, gözaltında ve tutuklu olarak geçirmiş olduğu süreler de nazara alınarak takdiren 6.000,00 TL manevi tazminatın davacı vekilinin talebi doğrultusunda tutuklama tarihi olan 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/208 Esas – 2015/191 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve 6136 sayılı yasaya muhalefet suçlarından 30.10.2007 – 31.10.2007 tarihleri arasında 1 gün gözaltında, 21.10.2008 – 02.06.2009 tarihleri arasında 224 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise beraatine hükmedildiği, hükmün 29.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) bölümünde açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2021 tarihli ve 2021/107 Esas, 2021/290 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2023 tarihinde karar verildi.