YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9767
KARAR NO : 2023/1339
KARAR TARİHİ : 19.04.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 04.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin 2008 yılının temmuz ayında gözaltına alınmasının ardından hala … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/13 esas sayılı dosyası ile yargılamasının devam etmesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlalidir. Makul sürede yargılanmama sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri uyarınca müvekkilin tazminat talep etme hakkı doğmuştur. Müvekkilin uzun yargılama süresi boyunca çalışamaması ve bu süre zarfında avukatına … olduğu 5.000,00 TL avukatlık ücreti göz önünde bulundurularak 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı – tutuklama tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 11.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süresinde açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Yasadan kaynaklanan yakalama ve tutuklama işlemi yapılmış olduğundan davanın reddi gerekmektedir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Mahkemece tazminatın hesaplanması için davacının geliri net olarak araştırılmalıdır. Davacı tarafından talep edilen maddi ve manevi zarar belgelendirilmemiştir. Davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığı araştırılmalıdır. Davacının beraat etmesinin sebebi şikayetten vazgeçme, uzlaşma sebeplerine dayanıyorsa veya tutukluluk süresi başka bir cezasından mahsup edilmişse tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Yargılama sonunda davacıya tazminat ödenmesi kararına varılır ise 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde belirtilen koruma tedbirlerinden hangisi nedeniyle tazminata hükmedildiğinin kararda açıkça belirtilmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/470 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/470 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.06.2019 tarihli ve 2019/416 Esas, 2019/7716 Karar sayılı ilâmı ile; tazminat talebinin dayanağı olan ceza yargılaması sırasında … 1. Ağır Ceza Mahkemesince tahliye taleplerinin reddi ile davacının tutukluluk halinin devamına ve görevsizlik kararı verdiği dikkate alındığında, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin tazminat konusu işlem ile ilişkili olup tazminat davasına bakamayacağı gözetilmeyerek 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmediği ancak gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2019/459 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.12.2021 tarihli ve 2020/30748 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz isteği;
1.Yargılama süresinin uzun olması, makul sürede yargılanmama sebebiyle açılacak tazminat
davalarında asıl davanın sonuçlanması ve davacının beraat etme koşullarının aranmaması, makul sürede yargılanmama hususunda 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde tutuklu – tutuksuz ayrımı yapılmaması sebepleriyle davacının tazminat talep etme hakkının doğduğuna,
2. Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Davacının 25.07.2008 tarihinde saat 12.15’te uyuşturucu madde ticareti suçundan gözaltına alındığı, … 3 Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/325 sorgu nolu kararıyla 26.07.2008 tarihinde tutuklandığı, davacı (sanık) ve haklarında uyuşturucu madde ticareti suçlarından dava açılan diğer sanıklar hakkında … 1 Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, 2008/370 esasında yargılamanın devam ettiği, 22.12.2008 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kapatılan 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, dosyanın 2009/13 esasını aldığı, 27.04.2009 tarihli oturumda davacının tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda mahkeme davacının (sanık) eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu kapsamında kaldığından bahisle neticeten 6 ay 20 gün hapis cezasını tedavili denetim şartıyla ertelenmesine karar verdiği, sonrasında temyizde bozularak zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilerek 05.03.2018 tarihinde kesinleştiği dosyada mevcut davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinin 04.12.2015 havale tarihli olması ve talep edilen tazminatın konusu da dikkate alınarak kararın kesinleşmesinin beklenmesinin gerekmeyeceği karşısında davanın süresi içerisinde açıldığı, davacının yargılamasının 25.07.2008 tarihinden bugüne kadar kesinleşmediği ve yargılama süresinin makul olmadığından bahisle maddi ve manevi tazminat davası açılmışsa da; kararın temyizde bozularak zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilerek 05.03.2018 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ”Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen” kişilerin tazminat hakkının bulunduğu belirtilmiş, madde metninden anlaşılacağı üzere tutuklanan kişilerin makul sürede yargılama merciine çıkarılması ve makul sürede hüküm verilmesi haliyle sınırlı olup, makul sürede kararın kesinleşmesi şartına bağlanmadığı kabul edilmiştir. Davacı hakkında suç tarihinden yaklaşık olarak 11 ay içerisinde hem iddianame düzenlenmesi, birleştirme kararı verilmesi, görevsizlik kararı verilmesi ve mahkemece kararın verilmesinin makul sürede tamamlandığı, kararın verildiği tarih olan 08.06.2009 tarihinden itibaren bugüne kadar Yargıtay incelemesi için beklediği anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki açık hükümde dikkate alınarak makul sürede karar verilmiş olup bu kararın kesinleşme şartına bağlanmadığından davacı vekilinin açtığı maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/13 Esas, 2009/119 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 25.07.2008 – 27.04.2009 tarihleri arasında 276 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 08.06.2009 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği, davacı (sanık) ve diğer sanıklar ile o yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.03.2018 tarih ve 2017/4749 Esas, 2018/2217 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince davacı (sanık) ve diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, davacı vekilinin 14.02.2015 tarihli dilekçesi ile davacının makul sürede yargılanmadığı gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tazminat davası açtığı, davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Davacının makul sürede hakkında hüküm verilmemesi sebebiyle tazminata hak kazandığına ilişkin temyiz isteği yönünden;
Davacının makul sürede hakkında hüküm verilmediği gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tazminat talebinde bulunduğu göz önüne alınarak, davacı (sanık) hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2008 tarihli iddianamesi ile başlayan yargılamanın Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.03.2018 tarihli kararı ile sona ermekle 9 yıldan fazla sürdüğü, bunun yaklaşık olarak 8 yıldan fazlasının Yargıtay incelemesinde geçtiği ve davacıya (sanık) isnat olunan suç bakımından Kanunda öngörülen dava zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu, bu şekilde tüm yargılama süreci dikkate alındığında yargılamanın makul sürede tamamlanmadığı anlaşılmakla davacının tazminat talebinin kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin temyiz isteği yönünden;
Kabul ve uygulamaya göre; davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla, kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2019/459 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.04.2023 tarihinde karar verildi.