Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9963 E. 2022/10739 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9963
KARAR NO : 2022/10739
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle Yaralama

Taksirle yaralama suçundan sanıklar … ve … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ile sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen düşme kararlarına ilişkin … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2019 tarih ve 2014/632-2019/217 sayılı hükmüne yönelik istinaf başvuruları sonucu, sanıklar … ve … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik istinaf talebinin reddine, sanıklar … ve … hakkında verilen düşme kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, sanıklar … ve … hakkında verilen düşme kararlarına yönelik istinaf başvurularının kabulü ile yerel Mahkeme kararının kaldırılmasından sonra kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 27/02/2020 tarih ve 2019/1467-2020/269 sayılı kararına karşı sanık … müdafii, sanık … ve malen sorumlu katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-Malen sorumlu katılan vekilinin, taksirle yaralama suçundan sanıklar … ve … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik istinaf talebinin reddine, sanıklar … ve … hakkında verilen düşme kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, sanıklar … ve … hakkında verilen düşme kararlarına yönelik istinaf başvurularının kabulü ile yerel Mahkeme kararının kaldırılmasından sonra kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan ”suçtan zarar görme” kavramının, gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; ”suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulanması, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edilmesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da ”tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, taksirle öldürme suçunun mağduru olmayan ve bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen malen sorumlunun yargılamaya konu suç yönünden kamu davasına katılma hak ve yetkisinin olmadığı, bu nedenle yerel mahkemece yanılgılı biçimde verilen ve hukuki değerden yoksun olan katılma kararının CMK’nın 260. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma ve dolayısıyla hükmü temyiz etme hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, malen sorumlu katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanıklar … ve … hakkında taksirle yaralama suçundan verilen düşme kararlarına yönelik istinaf başvurularının kabulü ile yerel Mahkeme kararının kaldırılmasından sonra kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik, sanık … müdafii ile sanık …’in temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Olay günü katılan …’in sevk ve idaresindeki kamyon ile … A.Ş isimli … yerine sebze fidanı satın almak için gittiği, o sırada yükleme yapmakla görevli işçilerin izinli olmaları sebebiyle bulunmadığı, yükleme işi yapılırken kamyon kasasına yerleştirilen sebze yüklü tekerlekli kasayı, şirkette çalışan işçilerden …’ün kullandığı forkliftin kamyon kasasına koyduktan sonra, katılanın 2,5 metre yüksekliğinde, 60 cm genişliğinde, 12 bölmeli, alt kısmında dört adet tekerleği bulunan yaklaşık 600-900 kg ağırlığındaki demir raflı sebze dolu kasanın altındaki tekerleklerin kamyon kasasına tam oturmaması nedeniyle, raflı kasayı yerine tam yerleştirmek için kasayı tutup kendine doğru çektiği sırada, bastığı yerin ıslak olması nedeniyle kamyon kasasından aşağıya doğru düştüğü, kasanın da üzerine devrildiği, kaza sonucunda katılanın hayati tehlike geçirecek ve duyularından ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesi sonucunu doğuracak şekilde yaralandığı olayda; sanık …’in … A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi olduğu, sanık …’ün ise şirketin genel müdürü olup mali işlerden sorumlu olduğu, dava konusu olayda forklift operatörünün “G” sınıfı operatörlük belgesi sahibi olmadığı, söz konusu fidelerin bulunduğu rafın ayaklarının olaydan önce de arızalı olduğu, hakkında verilen düşme kararı kesinleşmiş olan sanık …’in beyanlarına göre, rafların güvensiz olduğunun müdürlere söylenmesine rağmen herhangi bir önlem alınmadığı ve yeterli eleman istihdam etmeyerek katılanın tek başına söz konusu rafları istiflemesi sonucu kazanın meydana gelmiş olduğu; katılanın, sanıklar … ve … bakımından şikayetten vazgeçmediği, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından kazanın meydana gelmesinde sanıklar … ve …’ün asli kusurlu oldukları kabul ve tespit edildiğinden, mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanık … müdafinin kusur tespitine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine, şirketin şikayetten vazgeçtiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 27/02/2020 tarih ve 2019/1467-2020/269 sayılı taksirle yaralama suçundan sanıklar … ve …’ün mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin isteme aykırı olarak 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE; 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/1. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için … 3. Asliye Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin de, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE; 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.